YEDİĞİMİZ GIDALAR ZEHİRLİYOR MU?

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Son yıllarda tarımda üretimi artırmak adına atılan gübreler, kullanılan zirai ilaçlar gerçekten denetlenebiliyor mu?

Eski baba tohumu diye adlandırdığımız tohumlarımız maalesef zamanla yok edildi. Eskiyle yeni birbirine karıştı. Hangisi eski, hangisi yeni kimsenin bildiği de yok.

Ninelerimiz tohumları güz gelip mevsim bitti mi tane tane seçerler. Ayrı bez torbalara koyarlar. 

Bir sepet içine koyar, Nisan-Mayıs ayları geldi mi bahçesine, bağına, tarlasına itina ile seçtiği tohumlarını ekerlerdi.

Ekerlerdi de ne İsrail tohumu ne bir başka menşeili tohum ekmek asla akıllarına gelmezdi.

Şimdilerde bu tohumlar paketler içinde 10 gramlık, 25 gramlık her birinin fiyatı 5-10 TL'den piyasaya arz ediliyor. 

Salatalık, domates, biber çeşitleri de yetiştirilmiş fide şeklinde sunuluyor.

Günümüz insanı da bunları alıp tarlasına ekiveriyorlar.

Ektikleri tohum mahsul verdiğinde örneğin domatesin salatalığın çekirdeğini alıp tekrar üretme imkanınız olmuyor. 

Bir seferliğine ekiyor hasat ediyorsunuz.

Ektiğin, diktiğin sebzeler gerçekte üretimi fazla veriyor ama çarşıdan, pazardan, manavdan aldığımız gıdalardan farkı da kalmıyor. Aynı tohum, aynı gübre, aynı ilaç... Değişen bir şey yok.

Ne tat, ne lezzet, ne damak zevki bile alamıyorsunuz. 

Geçtiğimiz gün bir köyde sebze bahçelerinde dolaşırken büyük çaplı ticari amaçla ekilen iki maydanoz tarlasını gördüm. Kocaman kocaman iri yapraklı maydanozlar öyle gelişmiş ki adeta ev süpürgesi gibi olmuş.

Sadece görünümü, güzelliği var; tat alma, zevk alma, lezzet alma yok.

Başka köylerden gelmişler. Ya satın almışlar ya da kiralamışlar. Bir süre kendileriyle sohbet etme imkanı buldum.

Büyük büyük karıklar içerisinde ekmişler. İçinde de maşallah bir tane yabancı ot göremedim. Hayret ettim.

Kendisini tanımadığım vatandaşa sordum; "Bunun hikmeti nedir? Niye yabancı ot yok içinde! Biz bir türlü otla mücadelede başarılı olamıyoruz. Tek tek ot yoluyoruz. Biz yoluyoruz, o ürüyor. Sanki bitkiden çok. Siz nasıl başa çıkıyorsunuz?" dedim.

Çiftçi bana dönerek; "Efendi! Biz tohumu tarlaya ekmeden önce nadası yapıyoruz, yerini hazırlayıp ekime hazır hale getiriyoruz. Zirai ilaç satan kişilerden Yozgat'ta bulursak ne ala, bulamazsak Ankara'dan getirtiyor toprağı ilaçlatıyoruz. Birkaç gün sonra ekimi yapıyoruz. Maydanoz çıktığında kesinlikle bir tane olsun yabani ot çıkmıyor. Böylece otla da mücadele etmiyoruz. Bu bizim için daha kolay. Attığım ilaç sağ olsun."

Kendisine, "Peki bu ilacı biliyor musun? İlacın içeriğini okudunuz mu? İçindekiler neler ihtiva ediyor? İnsan sağlığına zararları var mı, yok mu?" dediğim de,

"Biz o kadarını bilmiyoruz. Birileri tavsiye etti, bende önce ilaçlayıp, sonra ekiyorum."

"Peki tanesini kaç kuruştan satıyorsunuz? Pazar sorununu nasıl çözüyorsunuz" dediğimde,

Eline bıçağını aldı. Bir demet tuttu. Kesip kırtasiyede satılan lastikle bağlayıp "Bir demetini 40-50 kuruştan marketlere veriyoruz. Bildiğiniz gibi marketlerde 100-145 kuruşa satıyorlar" dedi.

Bende "Kolay gelsin" dedim, ayrıldım.

Buradan yetkili ve etkili kişilere soruyorum, son yıllarda ekilen maydanozdur, nohuttur, arpadır, buğdaydır, yulaftır, fasulyedir, mısırdır! Attığınız ve attırdığınız ilaçlar ne ihtiva ediyor? 

İçeriği konusunda gerçekten çiftçilerimizi bilgilendirip, satan firmaları denetleyebiliyor musunuz? diyorum. Vesselam.

23 Ağustos 2021 Pazartesi tarihinde eklendi ve 374 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız