BİZDE ŞAŞTIK KALDIK BU İŞE

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Anadolu köylüsü tarlada öküzleriyle tepe üzerinde, kara sapanla çift sürerken hırsızın biri derecen çıkar. Sakat rolüne bürünür, emekleyerek çiftçiye bağırır: "Yandım, bittim, şaştım! Şaştım" der tutturur.

Çiftçi "dovah!" der. Elindeki üvendiresini yere saplar, adamın yanına gelir.

Gördüğü manzara karşısında hayrete düşer. 

Hırsız; "ah-vah" eder, "şaştım, şaştım" deyip tutturuyor. 

Tabii bu sırada diğer hırsızlardan biri öbür dereden öküzün birini çiften çözer, alıp gider.

Çiftçi "Niye şaştım diyorsun hemşerim. 

Ne oldu, ne bitti, başına ne geldi, niye şaştın?" der.

Diğer hırsızın işini bitirdiğini gören bu hırsız tekrar "şaştım, şaştım" deyince, çiftçi "tamamda niye şaştın be hemşerim söylesene!"

Hırsız cevap verir, "tek öküzle çift süren sana şaştım."

Adam geri döner bakar ki hakikatten öküzün bir var bir diğeri yok. 

Çiftçi elini şakağına koyar, "Bende bu işe şaştım" der, yere yığılır.

Zaman zaman afet bölgesini ziyaret eden yetkililer oralarda zarar tespitleri yapıyorlar. Yıkılan köprüleri görüyorlar. 

Selçuklu, Osmanlı döneminde yapılan kemerli köprülerin ayakta kaldığını, yıkılmadığını görüyor ve bundan böyle kemerli köprü yapılmasını tavsiye ediyorlar. 

Doğrudur ve yerinde bir tespittir.

Edirne'ye gidiyoruz. Asırlar önce yapılan Meriç Nehri üzerindeki ecdadın yaptığı taş köprülere bakıyoruz. Kızılırmak üzerindeki yerleşim merkezlerindeki 8-10-12 gözlü köprülere bakıyoruz. Bugüne kadar altından denizleri dolduracak sular akmasına rağmen köprüler dimdik ayakta. 

Patlama yok, çatlama yok, esneme yok. 

Ne yel, ne tufan, ne heyelan, ne de sel dilleri olsa da konuşabilseler.

Birde son 100 yılda yapılan köprülere bakıyoruz. Yapıldığı tarih, kullanılan malzeme hiç önemli değil. En ufak bir afette gelen şiddetli bir sel alıp götürüyor. 

Arkasında mal kaybı, Allah korusun onlarca, yüzlerce can kaybı söz konusu olabiliyor.

Durum bu haldeyken, son günlerde meydana gelen afet bölgelerinde inceleme yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu bir gazetecinin bölgedeki köprülerin sellerde yıkılmasına ilişkin sorusuna verdiği cevapta, "Bizim yaptıklarımız değil, eski köprüler afetlerden etkileniyor" diyor. 

Durum ortada! Ne diyelim Sayın Bakan?

Eskisi gibi değil. Herkes evinde, televizyon ekranlarında, cep telefonlarında, internet sitelerinde yıkılmayan eski köprüleri ve yıkılan yeni köprüleri gözleriyle görüp, kulaklarıyla işitiyorlar.

Eh ne diyelim. Devlet adına incelemede bulunan yetkililer "taştan yapılı kemer köprüleri bundan böyle yapalım, onlar daha sağlam" diyorlar. 

Ulaştırma Bakanı da bizim yaptıklarımız daha sağlam diyor. Bizde diyoruz ki hangisi doğru? 

Eskilerin sağlamlığı tartışılmaz bir gerçek olsa gerek.

Yukarıdaki anlattığımız çiftçi hikayesinde olduğu gibi, bizde şaştık kaldık bu işe diyorum. 

Vesselam.

19 Ağustos 2021 Perşembe tarihinde eklendi ve 565 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız