RIZA GENE BİZİM RIZAMIZ

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Bozok yaylasının yiğit evlatları, hem Türkiye içinde hem dünyada sırtı yere gelmeyen güreşçiler çıkarttı geçmişten günümüze. 

Bu güreşçi kahramanlarımızın bilinenleri olduğu gibi bilinmeyenleri de var. 

Köy meydanlarında sırtı yere gelmeyen nice güreşçilerimizin olduğunu büyüklerimiz zaman zaman anlatırlar bizlere.

Bir çok kişinin fakirlik belini kırdı, bir çok kişi sahipsiz kaldı elinden tutan olmadı. Eğer o gün bu isimsiz kahramanlara el uzatılabilseydi daha nice Rıza'lar, Celal Atikler, Nasuh Akarlar çıkardı Allah bilir.

Tarihte yerini almış anlı şanlı pehlivanlarımızdan, hatırlayabildiğimiz kadarıyla;

1946'lı yıllardan 1951 yılları arasında hem Avrupa Şampiyonu hem Dünya Olimpiyat Şampiyonu olan Nasuh Akar'ı biliyoruz.

Celal Atik; 1946 yılında Avrupa, 1948 yılında Olimpiyat, 1949 yılında Avrupa, 1951 yılında Dünya Serbest Güreş şampiyonluklarını kazandı.

Ömer Suzan; 1950'de Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinin Akbenli çiftlik köyünde doğdu, 114 kez millî mayoyu giydi.

Erdoğan Koçak: Güreşçi bir ailenin çocuklarındandır. 1974'te Balkan ikincisi, 1975'de Akdeniz Oyunları'nda şampiyon oldu. 5 kez Türkiye şampiyonu.

Mustafa Suzan: 1975 senesinde gençler Avrupa dördüncüsü, 1975 senesinde Balkan üçüncüsü oldu. 6 kez Türkiye şampiyonudur.

Sümer Koçak: 1980 senesinde Gençler Türkiye Şampiyonu oldu. 1982 senesinde Balkan Şampiyonu oldu. 75 kez millî mayoyu giydi. 5 kez büyüklerde Türkiye şampiyonu, Akdeniz oyunları üçüncüsü olmuştur.

Şevket Ilgaç: 1970 senesinde Gençler Türkiye Şampiyonu oldu. Aynı sene İsveç'te Gençler Avrupa Şampiyonası üçüncüsü oldu. 1973 Dünya Şampiyonasında dördüncü oldu.

Son yılların altın adamı Rıza Kayaalp; asrın adamı diyebiliriz kendisine.

Rıza Kayaalp 4 kez Dünya Şampiyonu oldu, aldığı bu galibiyet ile adını tarihe altın harflerle yazdırdı.

Rıza; hem Türkiye'nin hem de Yozgat'ın gururudur, her maça çıktığında nefeslerimizi tutuyor, ekrana yapışıyor yenmesi için Yüce Rabbimize dualar ediyoruz.

O da Rabbimizin inayetiyle yüzümüzü kara çıkartmıyor.

Televizyonda annesi, babası, yakın aile dostları maç öncesinde tir tir titriyor sonunda ayağa kalkarak zafer çığlıkları atıyorlar. Sadece zafer çığlığı atanlar onlar mı? Hayır!

Topyekûn bir millet olarak aynı duyguları yaşıyoruz. 

Önce dua sonra ay yıldızlı bayrağımızın, dünya televizyon ekranlarında Rıza'nın omuzlarında sergilenmesi tarif edilir gibi değil. O an her şeyin bittiği yeni bir dünyaya, İstiklal Marşımızla ay yıldızlı bayrağımızın çekilmesi gurur kaynağımız.

Yazıyı kaleme aldığım an itibari ile Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda güreşler devam ediyordu. Rıza, erkekler 130 kiloda yarışan Alman rakibi Alman Eduard Popp'u 6-2 mağlup ederek yarı finale yükseldi. Ne büyük gurur.

Yarı final maçında ise 2012 Londra Olimpayatları ile 2016 Rio Olimpiyatlarında karşılaştığı Küba'lı rakibi Mijain Lopez ile karşılaştı. 

Ne yapalım. Sağlık olsun. 

Lopez'i aşıp olimpiyat şampiyonu olamadık. 

İstiyorduk ki cayır cayır yanan ormanlarımızın kırmızı alevleri Rıza Kayaalp'in galibiyetiyle yüreklerimizi serinletsin.

Geçtiğimiz bir şampiyonada babası Kelami beyle görüştüğümde önümüzdeki en büyük engelin Kepez olduğunu söylüyordu. 

Ne yapalım korkunun ecele faydası yok.

Yine de biz kendi evladımızla, Rızamızla gurur duyuyoruz. 

Türkiye adına her kim yarışıyorsa yenende yenilende bizim evladımız. 

Onlarla da guru duyduğumu ifade ediyorum. 

Vesselam.

2 Ağustos 2021 Pazartesi tarihinde eklendi ve 453 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız