GURBET KUŞLARI 2

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Geçtiğimiz gün Gurbet Kuşları başlığıyla yazdığım yazım ses getirdi. Tanıdığım birkaç gurbetçi, "abi ne güzel bir analiz yapmışsın" diyenler olduğu gibi "Başkanım bizi tarif etmişsin" diyenlerde oldu.

Zaman ne kadar geçerse geçsin acı tatlı hatıralar bir bir zamanı gelince insanın gözünün önüne sinema perdesi geliyor. 

Bu yazı vesilesiyle bir dostumla yetmişli yıllardan bugüne Avrupa'da çalışan işçilerin dününü bugününü hoş bir sohbet edasıyla tartıştık. 

Hiç unutmuyorum Avrupa'ya işçi olarak giden bir büyüğümüz birkaç sene sonra köyden arkadaşım olan oğlunu Almanya'ya götürdü.

Onun izine gelmesini dört gözle bekler olduk.

Gün geldi böyle bir yaz ortasında bir ay izine geldi arkadaşımız. 

O dönemin modası izine gelen gurbetçiler yakın akraba ve arkadaşlarına  birer gömlek hediye getirirlerdi. Hikmeti nedir bilinmez. Niye gömlekte başka bir şey değil? 

İzine gelen kişi, kendisine önce bir fötr şapka telekli bir takım elbise birde Sony marka boynuna takılan şimdiki el çantalarına benzer pille çalışan teyp getirirlerdi. 

Köy odalarında, tarlada, bağda, bahçede 3-5 kişilik gruplar halinde gurbetçinin peşin düşülür, sabahtan akşama kadar gezilirdi. 

Gülcan Opel,  Yüksel Özkasap, Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif türküleri banttan deffalarca dinlenir  büyük bir keyif alınırdı.

Daha sonraki yıllarda araba kullanmayı öğrenenler arabalarıyla izine gelip gitmeye başladılar. 

Arabalarının göğsünde önce plak daha sonraki yıllarda teyp çalarlar. Herkes gıptayla onlara bakar. Yakınlarını arabasına bindirip pencerelerini açar  gezdirirlerdi. Bundan da büyük zevk alınırdı.

Yaşlarına göre birinci nesilden bir kısmı  yurtlarına yuvalarına  tekrar döndüler. Aileli olanlar orada ikamet ettiler.

 Çoluk çocukları oldu. İş, aş sahibi oldular. Hatta orada iş yeri bile kuranlar oldu.

Yurtlarına, köylerine dönenler önce kendilerine birer ev, araba, traktör, koyun, kuzu alarak geri eski haline döndüler.

O zamanda bugün ki gibi döviz karşısında bizim paramız değer kaybediyordu. Cebine 2-3 bin mark para koyan zengin lüks bir hayat yaşıyordu. Varsa 20-30 bin markıyla, dolarıyla arsa, ev, tarla, bağ, bahçede alabiliyorlardı.

Dolayısıyla ekonomi canlanıyor herkes istifade ediyordu. Yeme-içme bol, gezip-tozma meccanen.

Bir ara yurtdışındakiler sıkıntı çekiyor gibi gözükseler de son yıllarda gene aynı duruma geldiler.

Cebine bin Euro koyan  kişi iyi bir tatil yapma imkanını yakalıyor. İstediğini alıyor, istediğini satıyor. İstediği gibi seyahat ediyor, ,istediği lokantalarda bol kepçe yemeklerle harcadıkları parayı gözleri görmüyor.

Eh ne diyelim!

Olunca para harcanıyor. Hele Türk Lirası değer kaybederse, onlar bayram ediyorlar. 

İşte böyle, indir bindir dünyası birinci kuşak gitti, ikinci, üçüncü kuşak iş aş sahibi oldular bereket versin. 

Büyük ölçüde manevi değerlerini korudular.

 Dini bütün sağlam düşünceye sahip olarak vatan ve millet sevgisini kaybetmediler. 

Gurbet kuşlarını seviyoruz.

Vesselam...

30 Temmuz 2021 Cuma tarihinde eklendi ve 388 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız