GURBET KUŞLARI

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

1970'li yıllarda Almanya, Fransa, İsviçre gibi ülkeler işçi kabul etmeye başlamıştı. O günleri bilenler, yaşayanlar çoktur etrafımızda. Zamanın dili olsa da anlatılsa o hazin hikayeleri.

O yıllarda fakirlik, açlık, sefalet kol geziyordu. 40 yaşın altındaki işsiz, güçsüzler, İşçi Bulma Kurumu önlerinde uzun kuyruklar oluşturuyorlardı, yurt dışına gidebilmek uğruna.

Sırası gelenler Avrupa kapılarına doğru koşar adımlarla ilerliyorlardı. Kimisi ödünç ayakkabı, kimisi de ödünç elbise alıyordu. Her şeyden önce gidecek yol paraları yoktu ceplerinde. İneğini, koyununu, kuzusunu satarak, ödünç altın (gremse) bularak yollara koyuluyorlardı.

Ayağında soğuk kuyu ve gislaved lastik ayakkabısıyla, köylerden şehre inerler, binlerce kilometre ötelerdeki uzun bir yolculuğa kara trene binerek, para kazanmak, zengin olmak, iş-güç sahibi olmak ümidiyle yollara koyulurlardı.

Yeni bir hayat, yeni bir yaşamdı onların sevdası, dedikleri de oldu. 300-400 kişilik hayımlarda yaşama gözlerini açtılar.

Doları, Markı, Şilini o yıllarda tanıdılar. İlk izine geldikleri yıllarda; Ellerinde taşıdıkları teyp, radyo, kasetçalar, başlarında tavus tüylü kırçıl fötrleriyle.

Filmlere alay konusu olsalar da, araba, ev gibi maddi açıdan değişime uğrasalar da, inaçlarında olumlu değişim olmuş, daha fazla İslam'a sarılmışlardır.Lastik ayakkabılarıyla şehre geldiler. Paranın musluğunu ellerine aldılar.

Hayal edemedikleri yerlere geldiler ama inançlarından hiçbir zaman taviz vermediler.

Kerpiç evlerini yıktılar, betondan yaptılar.

Apartman katları, daireler satın aldılar.

Daha büyük evler daireler, villalar da satın alanlar oldu. O evlerin içinde İslam'ı daha iyi yaşamaya başladılar.

Köylerine muhtar, aza seçilemeyenler. Gün geldi milletvekili, belediye başkanı seçildiler.

Birçok hayırlı hizmetlere sebep oldular. Merkepten inip Mercedes'e binen çarşaflı hanımlar, arabalarının bagajlarına seccade koymayı hiçbir zaman ihmal etmediler.

Şeker torbasından yaptıkları, uzun paçalı donlarını çıkardılar ama haşemasız hamama, denize girmediler ve avret yerlerini açmadılar.

Köyünde merkebe binenler, şehirler gördüler, ülkeler gezdiler. Hayat standartları yükseldi, uçaklara bindiler.

Yaşadıkları ülkelerden kafile kafile hacca gittiler.

En önemlisi köyünde ki derelerde çimdiler.

Ellerini, yüzlerini sabunsuz, şampuansız suyla yıkadılar.

Şimdilerde ise saçlarını jöleleyerek, kulaklarına küpe, burunlarına hızma taktılar ama yine de hilali ve cevşeni bırakıp yerine hac takmadılar.

Günler ayları, aylar da yılları kovaladı. 50 yılın sonunda geldiğimiz nokta, gelir düzeyi yükselmiş, tarafına, etrafına faydalı olan, fakir fukarayı kollayıp, gözeten gurbet kuşları. Onları seviyor ve sayıyorum. 

Bu günlerde ise kafile kafile vatanına köyüne kentine hasret kuşları tatil yapmak için geliyorlar.

Uçarak, yüzerek gelen ve giden gurbet kuşları üretmeye devam edin diyorum. 

Vesselam.

28 Temmuz 2021 Çarşamba tarihinde eklendi ve 519 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız