DAĞ BAYIR GEZDİM, BEN DE HASRET GİDERDİM

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Bu günlerde insanlar yurt içinden yurt dışından Kurban münasebeti ile ya da tatil yapmak amacıyla deniz sahillerine akın akın geliyorlar.

Bilhassa yurtdışından gelenlerin gözleri hiçbir şeyi görmüyor. Bunca yol kat etmelerine rağmen yorulmadan, usanmadan sıcakların tavan yaptığı günlerde yabancı plakalarıyla Türkiye'yi bir uçtan bir uca dolaşıyorlar.

Bu kimseler kırda bayırda dolaştığı günleri hatırlıyor olmalı. Kır bekçiliği yapmış, ekin ekmiş, ekin biçmiş, sap saman sürmüş, hayvan otlatmış, kurt görmüş, kuş görmüş... O günlerin özlemini gideriyorlar bu günlerde.

Tek kelimeyle vatan hasreti buram buram kokuyor burunlarında. Doğup büyüdüğü yerler.

Bende geçtiğimiz günlerde bir öğle vakti bindim arabama çıktım araziye kimsecikler yoktu ortalıkta gözüken. Hâlbuki otuz kırk yıl önce köyümüzün bütün mevkilerinde, nereye giderseniz gidin mutlaka çalışan insanlar, gezen, tozan kişiler görürdünüz. Hiç kimseye rast gelmedim gün boyunca.

Hem geziyor hem de sıkılıyordum. Bağımızın başına vardım. Üzüm bağımızdan hiçbir eser kalmamış, kendi kaderine terk edilmiş hafif bir yeşillik görülüyor. Kütükte yok üzümde yok.

Bağ ortasında ki elli yıllık kayısı ağacının gölgesinde uzandım, kayısıyı soğuk vurmuş bir tane meyvesi yok.

Kayısının dalları bile bakımsızlıktan kurumuştu, belli ki kayısı ağacıda ilgi bekliyor, sevgi istiyordu. Sadece bizim bağ batmamıştı. Orman eteğinde herkesin bağı batmış, yok olmuştu.

Halk tabiri ile bağlar gazel olmuştu yazık çok yazık.

Adı geçen bağları bu mevsimde cıvıl cıvıl gençler beklemeye başlarlardı. Kuş kondurmazlardı üzerine. Gözlerinden çok sakınırlardı. Gündüz beklendiği gibi gecede nöbet tutulurdu bağlar bozulana kadar.

Çünkü bağlar geçim kaynağıydı bir zamanlar. Orman içinde ne tür kuşlar öterdi. Her bir dalında bugün ötmüyor kuşlar. "Kurtlar bile koyunsuz, kuzusuz hayat çekilmez" deyip terk etmiş araziyi.

Topçunun ormanı domuzlara kalmış. Büyüklerin anlattıklarına göre tek bir tane domuz gören olmamıştı geçmiş yıllarda. Şimdi orman içerisinde sürüyle gezdikleri söyleniyor.

Kayalarında kartal uçmuyor, delice kuşunun nesli yok olmuş, soğuk sulardan keklikler içmiyor artık, piknik için kene var diye aileler de gelmiyor eskisi gibi.

Çoban kavalları çalınmaz, koyunlar melemez, kayalıklarında keçiler sekmez olmuş. Çayırlık çimenlik yerlerinde mandalar otlatılmıyor. Nesli kesilmiş öküzlerin artık öküzü bilen yok. Tosunlar iki yaşına gelmeden doğruca tutuyorlar Et ve Balık Kurumunun yolunu, ömrü bu kadar...

Eskiler derler ki : 'Çölde yolunu şaşırırsan, kuşların ve karıncaların izini sür, onlar insanların olduğu yerlerde yaşarlar." Kâinatı yaratan yüce Rabbim: hayvanlara da vahiy ederek: İnsanların bol olduğu yerlere gidin, orada yaşayın diyor olmalı ki insanların olmadığı yerlerde hayvanlara da rastlamıyoruz günümüzde.

Neticede; ben yalnız, dağlar yalnız. Ben ıssız, vadiler ıssız.

 Kimse yoktu gezdiğim gördüğüm yerlerde. Ne yılan, ne çıyan, ne kertenkele, ne kaplumbağa gördüm. Duymadım bülbül sesi toprak yağmura muhtaç insan doğaya muhtaç. Kurumuş her taraf, kavrulmuş... Hasat mevsimi herkes ektiğini biçiyordu neticede.

Cumamız mübarek olsun diyorum. Vesselam.

16 Temmuz 2021 Cuma tarihinde eklendi ve 887 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız