BİLLUR KÂSEDEN SÜT İÇMEK İSTERİZ

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

 

Hayvancılıkta 2 güzel haber gözüme çarptı. Birisi İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanmış "Yozgat Süt Toplama Projesi". İkincisi de Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin besici yetiştiricilerini yüksek yem maliyetleri altında ezdirmeyeceklerine dair haberi.

Ülkemizde güzel işlerde olmuyor değil. Tıpkı yukarıdaki iki güzel haberde olduğu gibi.

Yozgat tarım ve hayvancılıkta, ülke genelinde belli bir yeri olan büyük bir ilimizdir. Tarımda; mercimek, nohut, buğday, arpa, yulaf üretiminde hatırı sayılır illerdeniz. Bunun yanında tarıma dayalı hayvancılığımızda da oldukça iddialıyız. Yozgat, geçmişten bugüne bildiğimiz kadarıyla hem büyükbaşta hem de küçükbaşta adından bahsedilen illerimizin başında gelir. Niye gelmesin?

Çünkü 70-100 haneli bir köyde 4-5 sürü küçükbaş koyun ve keçi varlığımız olur. Büyüklerimizde, Arapça kelime olarak ganem yani koyun varlığı zenginliğe delalet eder derlerdi. 

Son yıllarda köylerden şehirlere göç nedeniyle köylerimizde genç çalışacak kimseler kalmadı. Kapıcı, odacı, çaycı olma adına tarlasını, tapanını, traktörünü, koyun ve keçisini, buzağı, danasını ve anasını, 50-60 yaşındaki baba ve annesini bırakarak, doğup büyüdükleri toprakları yorganını simit yaparak büyük şehirlere, gurbet ellere göçtüler.

Köyünden göçenler, asgari ücretle çalışanlar, hala iş arayanlar, boşta gezenler, anasının yaydığı yayığın tereyağını, kaymağını, balını, yoğurdunu yiyip, tas tas ayranını başına dikebiliyorlar. Gönül hoşnutluğuyla. İnşallah yiyorlardır, diyelim. Geliri az olan kişilerin yediklerini de sanmıyorum. 

1 bakraç koyun yoğurdu 65 TL. 1 kilo tereyağı 60-70 TL. 1 kilo peynir 40-50 TL. 1 kilo bal 150-200 TL. 1 yumurtada 1 TL. 

Bulursan afiyetle ye, bulamazsan yanında yat. Başka ne diyelim. Gönlümüz, köylerimiz, cıvıl cıvıl olsun, hayvan varlığımız çoğalsın. Tarım ve hayvancılıkta daha çok üretelim, ürettiğimiz kadar da tüketelim.

Kurban mevsiminin yaklaştığı bu günlerde, görüştüğümüz besiciler her şeye gelen zamları çağrıştırarak geçtiğimiz yıl kişi başına 2 bin- 2 bin 500 TL'ye kesilen kurban payının bu sene tavan yaparak 3 bin TL'nin üzerine çıktığını ifade ediyorlar. 

Allah asgari ücretle çalışan kesime, işsiz, aşsız kalanlara, fakir-fukaraya, garip-gurabaya yardım etsin. Diyecek bir şey bulamıyoruz. 

Attan-arabadan, yattan-kattan bahsedenler, bir eli yağda, bir eli balda olanların dışında, ülkemizde nüfusumuzun büyük bir kesimi, aileler bu yılda, bu şartlarda kurban kesemeyecekler gibi gözüküyor.

Yazıma başlarken İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından "Yozgat Süt Toplama Projesi"nin hazırlandığından bahsetmiştim. Yozgat sütçülüğüne bir ivme kazandıracak olan 66 ayrı yere 300 litrelik süt toplama tankı konulacağını karar altına almışlar. Ne ala ne güzel.

Pet şişeleri, naylon poşetleri terk ederek çelik kaplarda süt toplayalım. Hatta billur kâselerden de halkımıza süt ikram edelim. Kimin buna ne diyeceği olur.  Kötünün aşırısı kötü, iyinin ve güzelin aşırısı sadece güzeldir.

Ben böyle düşünüyorum ama üreticiler sağdığı ineğin günde 12 kilo yem yediğini, 12 kiloda süt verdiğini söylüyorlar.  Bir torba yemin 135-155 TL. olduğu, sattığı 1 kilo sütlen 1 kilo yem alamadıklarını belirtiyorlar. 

Dahası sattığımız süt ile ancak yem alabildiklerini, yem fiyatlarının çok pahalı olduğunu da belirterek "döküldüğümüz yanımıza kalıyor", diyorlar.

"Hayvancılık işini çaresizlikten zar zor yapabiliyoruz. Tarım bakanının ofislerden vereceği ucuz bitkileri aynı özenle bize ulaştırmasını da bekliyoruz. Bakıp göreceğiz. Birçok şeyde olduğu gibi ucuz yem bitkileri nüfuzlu birilerinin eline geçer. Biz gene pahalı alır, ucuza satarsak sadece döküldüğümüz yanımıza kalır Sayın Tarım Bakanımız Pakdemirli" diyorlar. Vesselam.

16 Haziran 2021 Çarşamba tarihinde eklendi ve 335 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız