YAĞMURLA ÇİFTÇİYİ HATIRLADIM

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Bu yazıyı kaleme alırken beklenen yağmur yağmaya başladı. Elhamdülillah diyerek pencereye yöneldim. Seyrettim, biraz sonra sağanak doluya çevirdi. Damlasına bereket. Köylüleri aradım. Bulabildiğim çiftçilerle görüştüm. Bir dokundum da bin ah işittim.

Eli nasırlı çiftçi kesiminin içinde bulunduğu durumu da duymuş oldum.

Alın terinin akıtıldığı kış-yaz demeden yalınayak, başı açık çalışan kesim.

Bir yıl boyunca ambarındaki zahiresiyle, kilerindeki yiyeceğiyle;

Samanlığındaki stokladığı hayvan yiyeceğiyle bir bütündür köylümüz.

Ektiği buğdaydan neler yapmaz ki: Un eder, undan aş eder, çorbasıydı, bulgur pilavıydı, düğürcüğüydü, eriştesiydi, mantısıydı.

Bir de pekmez yanında turşuda oldu mu ver elini yufka ekmek koy arasına acı çökelek... Ye yiyebildiğin kadar.

Günler, aylar, bir yıl 12 ay devam eder yılmadan, usanmadan azık erzak.

Geçmişte bu işi kara sapanla, öküz kağnısı, at arabası koşarak asırlarca yaptılar bu işi.

Gün geldi modern tarım alet ve edevatıyla tanıştı.

Tarlasında ektiği ekini önceleri orakla biçen çiftçi tırpanla, dövenle, hayvan gücüyle saman yapardı. Rüzgârla birlikte sapını ayrı samanını ayrı tanesini ayrı bir şekilde ayrıştırırdı. Daha sonra çiftçim traktörle, biçerdöverle tanıştı. 2 ayda yapılacak işi 2 saatte bitiriverdi.

Eh bu geçişte kolay olmadı. Teknolojiyi önce hayretle izledi benim köylüm.

Sonra görerek cesaretlendi, kendiside almaya başladı.

Traktörü, biçerdöveri bilmeyen köylümüz mazotu da gübreyi de almayı bilmiyordu.

Dededen gördüğü usullerle eker, biçerlerdi. Kendi çalışır kendileri tüketirlerdi.

Son 50 yılda köylünün kanına traktör, mazot ve gübre girdi.

Gübreyi kooperatifler aracılığıyla Ziraat Bankası kredi verir, köylülerde bedava zannederek alırlar.

Bedava gibi gözüken bu alışveriş, faiz belası çiftçiyi adeta esir aldı, köle yaptı.

Tarım girdilerinin pahalı oluşu, sürekli gelen zamlar, yağışların azalması çiftçinin belini büktü.

Borçlanan çiftçilerin evlerine icra, haciz geldi. 

Topraklarını terki diyar ettiler de gidiş o gidiş.

Gitmekle iyi de ettiler.

Kendileri çekti zahmeti, çocukları bari kurtuldu.

Gittikleri yerde okullar okudular, çırak, kalfa, usta, sanatkâr olup iş, aş sahibi oldular.

Geldiğimiz nokta itibariyle bugün köylerimiz ciddi manada göç verdi.

Sosyal güvenlik, yaşam şartları, çocuklarının eğitimi ve gelecekleri göç etmelerinde amil sebep oldu.

Dolayısıyla Yozgat'ımızın nüfusu ciddi manada azaldı, diyorum vesselam.

2 Haziran 2021 Çarşamba tarihinde eklendi ve 308 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız