SADİ ŞİRAZİ DİYOR Kİ

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Bugün sizlere Sadi lakabıyla anılan İslam büyüklerinden Sadi Şirazi'yi anlatmak istiyorum.
Sadi Şirazi; hicri 1193 de Şiraz'da doğdu. Küçük yaşta yetim kaldı. İslam alimlerinden ve büyük velilerdendir. Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin halifesinin talebesidir.
Onun derslerinde yetişerek kemale ermiştir. Ömrü ilim öğrenmekle, talebe yetiştirmek ve insanlara doğru yolu göstermekle geçti. Çok güzel ve veciz, insanı tefekküre sevk eden sözleri vardır.
*Doğru söyleyip zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.
*Halkın bahçesinden padişah bir elma yerse, adamları ağacı kökünden sökerler.
* Eğer, şu arif geçinen adam gerçekten dostunu tanısaydı, düşmanla çekişmeye vakti kalmazdı. Düşman sözü ağırına gidiyorsa dikkat et de onun ayıpladığı şeyleri yapma.
* Sen kendinden bahsetme ki, seni başkaları övsünler. Kendini övdüğün takdirde bunu başkalarından bekleme.
* Ecel günü zırhı delen ok, eceli gelmeyenin gömleğinden bile geçmez.
*Kıyısı görünmeyen bir suda, yüzücünün gururu işe yaramaz.
*İnsana hüner, fazilet, din ve olgunluk gerek. Mevki, mal dediğin şey bir gelir, bir gider...
*Murada ermedim diye düşüne düşüne kalbini yakma, kardeşim. Çünkü her gecenin gündüzü vardır. Elalemin kötülüğünden bahsettiğin takdirde, sözün doğru olsa bile, özün kötü sayılır.
*Elalemi ayıplarıyla anan bir kimsenin senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.
*Günahlarından şu anda kork, kıyamet günü kimseden korkun olmasın.
*Günahtan kaçınmayan bilgin, meşale tutan bir kördür; doğru yolu gösterir, kendisi görmez.
*Hayatında ekmeği yenmeyen kimsenin adı, ölümünden sonra anılmaz.
* Meyve veren ağaca balta vurulmaz.
*Düşmanın tatlı sözlerine bakma; balın içinde zehir de bulunabilir.
* Rızk bilgi ile artsaydı, cahilden daha zor geçinen olmazdı.
* Define ile yılan, gülle diken, sevinçle gam bir aradadır. Sonradan sevineceğin bir gam, arkasından üzüleceğin sevinçten iyidir.
* Ne karınca zayıf olmakla aç kalır, ne de aslanpençesinin ve kuvvetinin zoruyla karın doyurur.
*Kusuru kendisine söylenmeyen adam, ayıbını hüner sanar.
*Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.
Sadi, bir hikayesinde şöyle bahseder; "Dervişin biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü.
"Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?" diye düşünürken, bir aslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu.
Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu.
Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören Derviş, kendi kendine: "Bir tilkinin rızkını ayağına gönderen Allah, benimkini neden göndermesin?" diyerek, çalışmasına gerek olmadığını, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü.
Bekledi, bekledi...
Ne gelen var ne giden...
Günler geçip gitti.
Güçsüz ve bitkin bir haldeyken, gaipten bir ses duydu: "Ey tembel adam!" diyordu ses, "Kendini ayaksız bir tilkiye benzeterek neden miskin miskin oturuyorsun?
Kalk! Yırtıcı aslan ol.
Başkasının artığına göz dikmeyi bırak. Sana yakışan artık yemek değil, artık bırakmaktır.
Gücüyle aslan gibi olan, başkasından yiyecek bekler mi?
Haydi kalk!
Kolları sıva. Çalış ve rızkını kazan. Hem kendin ye, hem muhtaçlara yedir." Allah, helalinden kazananın, yar ve yardımcısıdır. Cumamız mübarek olsun diyorum.

Vesselam...

 

24 Haziran 2022 Cuma tarihinde eklendi ve 935 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız