TOPAL TEVFİK

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Tevfik Maraş, Topçu köyünde doğup büyüyen; bir ailenin dört erkek kardeşinden üçüncüsüdür.
Küçük yaşta hayvan otlatırken kır bekçisi bir gün onu evire çevire döver. Meşeden yapılmış sopayla, bacakları mosmor olana kadar işkence etmiş. O gün ki imkanlarla tedavi de ettirilememiş.
Günlerce yatarak iyileşmesi beklenmiş, aldığı darbeler yılancık hastalığına yakalanmasına sebep olmuş.
Daha sonra sağ bacağı sol bacağına kıvrılmış, o şekilde de kalmış.
Yediği dayak sonunda bir ömür boyu  sakat kalmıştır.
Ölene kadar tek başına yaşadı. Bilavelettir. (çocuğu yoktur)
İş yapamaz, herhangi bir yerde çalışamaz, il dışına çıkamaz, köy içinde imam, öğretmen, eşraf, insanlar onu kucaklar, severler, aralarına alırlar, şakalaşır ve yarenlik ederlerdi.
Topal Tevfik sakat olmasına rağmen hiçbir vakit namazını terk etmezdi.
Babam Adil Hoca köyün İmam Hatibiydi. Tevfik Amca'da onun fahri müezziniydi.
O dönemde minarelerde mikrofon ve hoparlör teşkilatı yoktu. Cami görevlileri beş vakit ezanı minareye çıkarak okurlardı.
En çokta Tevfik amca sakat bacağıyla günde beş kez minareye çıkarak ezan okurdu.
Aynı zamanda köy kahvesinde zaman zaman  arkadaşlarıyla iskambil kağıdı oynar kaçamak yapardı.
Arkadaşı Adil Hoca öğlen ezanını okumaya gelmeyen arkadaşı Tevfik'i arar,  köy kahvesinde bulur.
 Tevfik partisine oyun oynamaktaymış,  eli pek iyi değilmiş1-2 seferde yenilmiş, canı bu duruma epeyce sıkılmış. Adil Hoca kahveye girmiş,  haydi gidelim ikindi ezanını bari oku, namazını da kıl değince Tevfik amca ver yansın etmeye başlamış;
"Sen kimsin lan?
 Sen benim neyimsin?
Ben senin emrinde miyim?" demiş.
Elindeki oyun kağıdını masanın üzerine hızlı bir şekilde atarak yerinden kalkmış böylelikle yenilgiden de kendini kurtarmış.
 Her ne kadar Adil hocaya kızmış ise de  yine de gelmiş ezanı okumuş.
Geçim kaynağı yoktu, köylünün verdiği fitre ve zekatlarla yapılan yardımla geçinir. Tek odalı bir evi vardı.
Köyde ne kadar ahbabı dostu varsa Tevfik'in evine gelir çayını içerlerdi.
Tek odalı evdeki rafların üzerinde dizili  paket çaylar ve şekeri vardı, sanki bakkal gibi.
Milletten aldığı, paralarla çay şeker alır millete içirir, hizmeti de kendi yapardı.
Zaman su gibi akıp geçti, Tevfik ihtiyarladı , güçsüz kaldı yerinden kalkamadı ve yatağa mahkum oldu.
Benim ilkokul öğretmenim Fahri Maraş bir gün ofisime geldi, Tevfik'i kimsesizler yurduna verelim dedi.
Bizde ahbabımız olan, dönemin Yozgat Valisi İ. Fuat Uğur'a gittik, durumu söyledik Yozgat'ta böyle imkanın olmadığını dile getirdi.
Bizim Vali; Trabzon Vali'sini arayarak durumu açıklamış o da hastanın emekli bir öğretmen olduğunu sanmış, burada sahipsiz bir öğretmen arkadaşımız var diyerek Rehabilitasyon Merkezi'ne alınmasını sağladı.
Orada belirli bir süre kalan Tevfik amca  vefat etti. Beni aradılar buraya mı defnedelim yoksa cenazenizi alıp götürür müsünüz memleketinize diye. Bizde Fahri Maraş ve M. Teoman Turan'la Trabzon'a gittik cenazeyi teslim aldık.  
Cenaze tabuta sığmadı, çünkü sağ ayağı sol ayağının üstündeydi.
Ne yapacağımızı düşünürken ölüm raporunu veren doktor, bacağına ayağıyla basarak kırdı.
Dümdüz oldu bildiğimiz sakat Tevfik Amca'mız.
Tabuta öyle yerleştirdik. Doğup büyüdüğü köye getirip kabrine koyduk.
Bu dünyadan bir de garip ve kimsesiz 90 yaşında bir ömür yaşayan, şen şakrak, cömert, fedakar, bir o kadar da cefakar, her bulunduğu ortama uyan  bir  Topal Tevfik geldi ve geçti.  
Mevlam, rahmet eylesin, makamı cennet olsun diyorum.
Vesselam.

 

23 Haziran 2022 Perşembe tarihinde eklendi ve 1189 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız