İBRAHİM ETHEM -2-

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Halkın sultanlığından nefsinin sultanlığına yürüyen büyük Veli İbrahim Ethem'i anlatmıştım. 

Bu konuya devam etmek istiyorum. 

Etrafında bir dediğini ikiletmeyen halayıklar, uşaklar, hizmetkarlar, vezirler, komutanlar, bürokratlar. Elinin altında her türlü imkanı vardı.  Fakat içinde büyük bir boşluk, derin bir huzursuzluk vardı. 

"Bu gidişin sonu olacak?" diye düşünüyordu. 

Allah rızası konusunda bizim kadar duyarsız, ilgisiz ve bilgisiz de değildi. 

En azından namazını kılar, orucunu tutar, fakir-fukarayı kollar, gözetirdi. Dünyanın fani olduğunu, bu koşturmacaya değmediğini, ebediyete daha fazla vakit ayırmak gerektiğini düşünür tefekkür ederdi.

Sonra yine şeytana yenilir, dünya ağır basar, hayatına aynen devam ederdi. 

Günün birinde, bir vesile ile dünyanın ne kadar boş olduğu gerçeğini düşünürken; Sonunda tacını-tahtını, zevkini-eğlencesini bırakıp yollara düştü. 

Hz. İbrahim sevdasıyla kendini aramaya başladı. O sevda ile çölleri geçti, dağları aştı, diyar diyar dolaştı. Bir gün, Bağdat yakınlarında bir derviş topluluğu gördü. Aralarından su sızmıyordu. 

Samimiyetten, göz bebeklerinde parıldayan riyasız sevgiden, birbirlerine "kardeş" diye hitap etmelerinden ve tatlı tatlı muhabbetlerinden o kadar etkilendi ki, yaklaşıp kim olduklarını sordu. 

+"Biz gariban dervişleriz" dediler.

-"Beni de aranıza alır mısınız?" diye sordum.

+"Bir şartla" dedi, dervişlerden biri; "Önce imtihanı vermen lazım. Sana bir soru soracağız, doğru cevap verirsen, aramıza alırız." 

+"Ey Ethem" dedi derviş; "Bize söyle bakalım: Bir kese altının olsa ne yaparsın, olmasa ne yaparsın?" 

Daha zor bir soru bekleyen Ethem, bu basit gibi görünen soru karşısında rahatlayarak cevap verdi: "Bir kese altınım olsa da şükrederim, olmasa da şükrederim." 

Dervişler gülüştüler. Biri kendini tutamayarak şöyle dedi: "O senin yaptığını Bağdat'ın köpekleri de yapıyor. Yiyecek bulsalar da, bulamasalar da şükrediyorlar. Sen insansın, daha farklı olman gerekir." 

Ethem sıkıla sıkıla sordu: "Peki o durumda siz ne yaparsınız?" 

+"Biz" dedi derviş, "Bulursak dağıtırız, bulamazsak bizden daha çok ihtiyacı olanlara vermesi için Allah'a dua ederiz." 

Ethem çok şaşırdı.

 Henüz olgunlaşmadığını anladı. Tekrar yollara koyuldu, çöllere daldı. 

Sonunda "olgunluk çağı"nı yakaladı: "İbrahim Ethem Hazretleri" oldu. 

Onu tanıyan halk, ısrarla dua ettikleri halde dualarının bir türlü kabul olmadığını söylediler ve bunun sebebini sordular.

İbrahim Ethem onlara aşağıda ki şu tavsiyelerde bulundu: 

- Allah'ı tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerine uymuyorsunuz. 

- Kur'an-ı Kerim-i okuyorsunuz, ama onunla amel etmiyorsunuz.

- Hz. Peygamberi (sav) sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama onun sünnetini uygulamıyorsunuz.

- Şeytanın düşmanınız olduğunu söylüyorsunuz, ama onu kendinize dost ediniyorsunuz.

-Cennet'i sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama Cennet'e layık olmaya çalışmıyorsunuz.

-Cehennem'den korktuğunuzu iddia ediyorsunuz, ama Cehennem'e gitmek için özel bir çaba gösteriyorsunuz.

-Ölüm haktır diyorsunuz, ama hak olan ölüme kendinizi hazırlamıyorsunuz

-Din kardeşinizin ayıbı ile uğraşıyor, kendi ayıbınızı görmüyorsunuz.

- Allah'ın lütfettiği nimetleri bolca tüketiyor, ama şükretmiyorsunuz.

- lülerinizi gömüyorsunuz, ama bir gün sizin de gömüleceğinizi hiç aklınıza getirmiyorsunuz. 

Ahirlekam anlatmaya çalıştığımız İbrahim Ethem gibi olmayı Allah herkese nasip etsin inşallah. 

Güzel insanların güzel yaşamlarını anlatmaya devam edeceğiz...

Cumamız mübarek olsun diyorum. Vesselam.

26 Şubat 2021 Cuma tarihinde eklendi ve 424 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız