DELİSİYLE VELİSİYLE YOZGAT

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Dünyanın neresine giderseniz, gidin, Türkiye'miz de hangi vilayete giderseniz, gidin, Umuma açık yerlerde, cami avlularında meczup insanları görürsünüz. 

Bu insanların bir kısmı yaşadıkları o yerde deli olarak tanınırlar. 

Bunların deli mi, veli mi? olduğunu biz insan olarak bilemeyiz.

 Ancak bizi yaratan, Rabbimiz bilir. 

Yozgatımızda da bu tür meczup insanlar vardır.  Bir kısmı ruhen ve bedenen de  rahatsızdırlar.

 Konuştuğunuz zaman öyle akıllı laflar ederler ki, donakalırsınız...

 Bunlardan birisi de Halil Uslu'nun oğlu Ahmet'ti..

 Yozgat EML torna tesfiye bölümünü bitirmiş, çok zeki, akıllı bir arkadaşımızdı.

 Askerlik görevini ifa ettikten sonra zaman içerisinde rahatsızlanmıştı, sokaklarda yaşamaya başlamıştı. Evi, yatacağı, barınabileceği yer, inşaatlar, umuma açık binaların koridorlarıydı.

 Zengin bir ailenin, fakir çocuğu sahipsizliğe terkedilmişti. Eline geçirdiği bir karton parçasını altına yatak, üzerine de gazete parçalarını yorgan ederek kış-yaz demeden senelerce bu şekilde bir hayat sürdü.

 En son mekanı Abide İşhanıydı. 

Oradaki koridorlarda yatıyordu. Gün geldi  Ahmet, orada  ölü olarak bulundu.

 Öyle bir yaşantısı vardı ki, Üşüdüğünü, acıktığını, altına kaçırdığını bilmiyordu. 

Tanıdık bir simayı gördüğü zaman ismiyle çağırır, aç olduğunda ekmek, sair zamanda da sigara istiyordu.

 Allah gani gani rahmet eylesin. Makamını cennet olsun. Yazın sıcağı, kışın soğuğu hep üzerinden geçti. Ahmet gibi daha niceleri vardır. 

Deli Veysel, Deli Yaşar, Deli Hasso, Deli Mehmet. Ayakkabıcı Osman.

Deli Veysel sırtına attığı paltosu, eline geçirdiği bir gazeteyi, bir dükkanın köşesinde saatlerce ayakta dikilerek okurdu. 

Bir gün bir dükkanın köşesinde eline bir gazete almış, okuyordu. Papa'yı vuran,  Mehmet Ali Ağca'nın ilk duruşma günüydü.

 Gazetenin manşeti aynen şöyle idi: "Mehmet Ali Ağca, İlk günü  ben İsa'yım.

 Duruşmanın ikinci günü de ben Mesih'im" demişti. 

Deli Veysel'e birisi: "Deli oğlan, ne diyorsun bu Mehmet Ali Ağca'nın işine?" diye sordu. 

Deli Veysel sustu. İki adım ileri, iki adım geri geldi. 

"Bak Kardeşim, dünya da 4,5 milyar insan yaşıyor. Bugün dünya bu adamı konuşuyor. 4,5 milyar insanın konuştuğu bir adam İsa'yım da dese, Musa'yım da dese yerindedir" dediğini yoldan geçerken duymuştum.

 Delisiyle, velisiyle bu tür insanlar hep içimizde yaşadılar. Allah'a şükürler olsun ki, Yozgat halkımız bu tür insanları hep sevdiler, başlarını okşadılar, karınlarını doyurdular, sigarasını alıp, gerekli yardımlarda bulunuyorlar.

 Velhasıl seviyorlar kendilerini. Deli İsmail'i görüpte onun sevmeyen, onun konuşmasından hoşlanmayan, ona harçlık vermeyen var mıdır?

 Ayakkabıcı Osman'ın bir şeyine rast geldim. Selam verdim. Selamımı aldı. "Osman, ayakkabılarımı boyar mısın?" dedim. 

Bana döndü, "Sen deli misin?. Allah'tan kork. Bugün Cuma. Ben Cuma günü çalışmam. Ayakkabılarını istersen yarın boyarım. Yoksa kime boyatırsan boyat" dediğini duydum. 

Bakırköy Mazhar Osman'da (Tımarhanede) bir deli, diğer delileri başına toplamış. Peygamberliğini ilan etmiş. Onlara peygamber olduğunu anlatıyormuş. Onu gören diğer bir deli yanına gelmiş. "Senin adın nedir? Söyle bakalım" demiş. Peygamberliğini ilan eden deli, "Benim adım Hasan" deyivermiş.

 Diğer deli cebinden bir defter çıkartmış. Okumaya başlamış. Oradaki diğer delilere demiş ki; "Ben Hasan isminde bir peygamber göndermedim. Sen yalancısın. Hadi oradan" demiş.

Dostlar kimin deli, kimin veli olduğunu, ancak yüce rabbimiz bilir diyorum.

Vesselam..

24 Şubat 2021 Çarşamba tarihinde eklendi ve 662 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız