HİCRET EDEN YOZGAT

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

Mevlana Celaleddin'i Rumi diyor ki: "Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner? Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar."

Evet dostlar, akıl padişahı kafesi kırmış, Yozgatlı kırılan kafesi terk etmiş, gurbete. 

Hicret etmiş giden gidene. 

Bir önce ki yazımda bu konuyu rakamlara dayanarak işlemiştim.

Bu konuya bugünde devam etmek isterim.

Hicretin ne olduğunu bazı gençlerimiz bilmiyorlar günümüzde. Hicret göç demektir. 

Bir yerden başka bir yere insanların nakletmesidir. 

Geçtiğimiz yıllarda, Yozgat alabildiğine göç veriyordu. Aynen bugün olduğu gibi.

Öyle bir zaman geldi ki özel sektör bildik çalışmaları yaptı.

Yibitaş'ıydı Yimpaş'ıydı. 

Tuğla fabrikalarıydı, hayvancılıktı, tarımdı.

Bu dönemde Yozgatlı rahat bir nefes aldı. Göç vermeyi bıraktı göç almaya başladı. 

Ekonomik potansiyel oluştu. 

Büyük işadamları, yatırımcılar Yozgat'a gelip gitmeye başladı. 

O dönemlerde Yozgat adeta bir cazibe merkezi olmuştu. 

Ayaklarımızın üzerine tam basıyorduk ki yine olmadı. 

Sanayimiz zaten yoktu. 

Yeni yapılanlarda bildik nedenlerden dolayı uzun süre ayaklarının üzerinde duramadı.

Eskiden kalan sebepsiz bir şekilde yıkılan, yok edilen tol çarşıda, eski üzüm pazarında, un pazarında; yumurta topuk ayakkabı yapan kunduracılar, gislaved ayakkabı lastik fabrikası, terziler, manifaturacılar, sayaçlar, potin bağı, bakırcılar, imalat yapan leblebiciler, ayna, tarak satan seyyar satıcılarımız bir bir yok oldular. 

Yıkıldılar, hayal kırıklığına uğradılar. 

Heyyhatt heyyhatt!!!!

Sebep neydi? 

İşte Mevlana'nın, dünya durdukça kulağımızda küpe olarak kalacak bu sözü; "Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar." 

İşte Yozgat'ta söz sahibi olanlar. Eşraf insanlar, sanatkarlar, işadamları, esnaflar, tüccarlar.

Bir bir yok edildiler bildik sebeplerden dolayı. Bundan fazla değil yaklaşık 20 yıl öncesinde 600 bin civarında olan nüfusumuz;

2007 yılında 492 bin 127,

2011 yılında 465 bin 696,

2018 yılında  424 bin 981,

2019 yılında 421 bin 200,

2020 yılında ise 419 bin 95'e düşmüştür.

O günden bugüne Yozgat hala göç vermeye devam ediyor. 

Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu'nun internet sitesinde yer alan ve 2014 yılı rakamlarını gösteren adrese dayalı nüfus kayıt sistemi veri tabanı'na göre: "2014 yılı itibariyle, Yozgat'tan ayrılıp başka illere göç edenlerin sayısı 27 bin 722 kişiyken, Yozgat'a gelip yerleşenlerin sayısı 16 bin 200 kişi olmuştur. 

Bu şu demektir; 2014 yılı itibarı ile 27 bin kişi gitmiş, 16 bin kişi gelmiştir. 

Bugün tarihi itibariyle ilçeler, beldeler ve köyler de dahil olmak üzere Yozgat'ın toplam nüfusu 419 bin 95'e düşmüş gözüküyor. 

Bu rakama, başka illerden gelip Yozgat'a yerleşmiş olan ve Yozgatlı olmayanların sayısı da dahil. 

Eh ne diyelim. 

"Gökten ne yağdı da yer onu kabul etmedi"

Biz hala imalat yapmadan sanayiye yönelmeden tarım ve hayvancılığı terk ederek başka şehirlere tek çift tek çift iş, aş aramaya devam ediyoruz hala. 

Hatta kesin rakamları bilmiyorum ama sadece Ankara'da bir milyonun üstünde Yozgatlının yaşadığı söyleniyor.

Başka diyecek birşey yok. İnsanların karınları nerde duyuyor, sosyal yaşamı nerde buluyorsa oralara hicret ediyorlar. Bundan doğal ne olabilir. 

Eyyy, Yozgat sevdalıları, siyasetçiler, aydınlar, bürakratlar, ilim erbabları, teknokratlar Yozgatlıları zenginleştirmenin yollarını istihdam imkanlarını artırmalılar.

Yozgat evlatlarına sahip çıkmalılar diyorum.

Vesselam.

17 Şubat 2021 Çarşamba tarihinde eklendi ve 420 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız