ENDİŞE ETMEDEN ÇALIŞMAK

Ahmet Büyüksoy

Ahmet Büyüksoy

İnsanoğlu dünyaya geldiğinde çırılçıplak olarak doğar.  Doğuran annenin kolları arasında birden kendini kundakta buluverir.

Zaman içerisinde Allah o doğan yavruya dünyadaki bütün nimetleri tattırır, yedirir, giydirir. Çünkü biz, bahar mevsiminde kuzular dünyaya gelmeden çayırları çıkaran Allah'a iman etmişiz.

Çünkü biz, çocuk doğduğu gün ananın göğüslerinden süt akıtan Allah'a gönül vermişiz.

Rızk endişesi taşımadan çalışırız...

Zaman içerisinde gelişen, büyüyen bu insan, bu nefis neler istemez ki?

İki odalı bir evim, eşim, çocuklarım ve küçücük bir arabam olsun başka bir şey istemem diyen biri bunlara kavuşunca evi büyütmeye, ara bayı yükseltmeye, çocuğu azaltmaya başlar.

Kazancı arttıkça da sıkıntısı artar, Cemiyetimizde öyleleri vardır ki ;

Bana milli piyangodan altmış milyon çıksa, lotodan altı'yı bir tutturabilsem.

Alsam milyonları diyor...

Yanındaki bir dostu da diyor ki: 
"Diyelim ki çıktı altmış milyon sana.
Ne yaparsın?"
Neler yapmam ki!
Diyerek başlıyor sıralamaya.

Okul, cami, yurtlar, yuvalar yaptırıyor fakir babası oluyor, açları doyuruyor, açıkları giydiriyor.

İnsanlık adına neler yapmıyor ki...

Bugüne kadar gazetelerde okuyup, televizyonlardan duyduğumuza göre kendisine bu tür ikramiye çıkan kişiler önce kimliklerini saklamakla başlıyorlar bu işe.

Sonra bir banka müdürüne veriyorlar vekaleti, aldırıyorlar paraları kayboluveriyorlar yaşadıkları şehirlerin karanlıklarında...

Gidiş o gidiş...

Yağan karın ve buzların, havaların ısınmasıyla eridiği gibi kısa sürede tükeniyor bu tür bereketsiz paralar.
Sonu sadece çile, ızdırap ve işkence...

Hatta Allah korusun birçoğunun başına geldiği gibi mahpushane ...

Hani kaynayan tencerenin içine bir bardak su döküldüğünde suyun kaynaması biter ya işte bizim dünya ve ahiret endişelerimiz bizim yüreğimizi hoplatır, kalbimizi titretir, beynimizi zonklatır.

Ancak bizler, Allah'a iman etmiş insanlarız.  Kendimizden yukarıdaki insanlara bakar çalışmamıza hız veririz.

Alttakilere bakar şükreder, şikayet etmeyiz. Halimize şükrederiz... Ne bulduysak onu yer, kifayet ederiz. Büyüyen bizler yine çocuk gibi toprak ananın bağrındaki, sebzeleri, meyveleri, madenleri çıkarıp işleyip helal yollardan kazanıp Allah'ın kullarıyla beraber harcamakla görevliyiz.

Yine bir büyük üstadımız diyor ki:
"Mal istersen kanaat yeter."
Evet, kanaat eden iktisat eder, iktisat eder bereket bulur, senin levhanda gördüğün ikinci parçanın sahih sureti şudur ki:
Ben başımın üstünde onu bir levha-i hikmet olarak telakki etmişim.
Her sabah ve akşam ona bakarım, dersimi alırım.
"Düşman istersen nefis yeter."

Evet kendini beğenen belayı bulur, zahmet'te düşer, kendini beğenmeyen safayı bulur rahmete gider...
"Nasihat istersen ölüm yeter."

Evet , ölümü düşünen, bu dünyadan kurtulur ve ahiretine çalışır. "Dost istersen Allah yeter."

Evet, o dost ise her şey dosttur. Vesselam...

26 Mart 2020 Perşembe tarihinde eklendi ve 463 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız