AİLELERİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDE Kİ ETKİLERİ

Meltem Kavak

Meltem Kavak

 

Ailelerin çocuklar üzerinde ki etkisi elbette ki paha biçilemez altın külçe gibidir. Çocuklarına özgür hayat sunmayan aileler ilerleyen zamanda hayatın dramasına kaptırırlar kendilerini.

- Evladım sus ses çıkartma komşu gelir bak

- Koltuğun başından in aşağıya düşersin bak.

- Ses etme başım ağrıyor, gelirim yanına görürsün bak.

- Ver elindeki boyaları çabuk, çizme duvarları gelirsem fena olur bak.

 

Çocuk için birçok hal ve hareketlere verilen tepki -bak bak -vak vak diye geçer.

 

Annelerinin önceden çizdiği hikâyelerin gerçekten masala dönüştüğünü görecek hiç takmayacak veya aileyi üzmemek adına içinde ki yeteneği sineye gömecektir. . birçok yetenekli çocuk ailelerin bu sıkı tutuculuğu karşısında pes ediyor kendi kabuklarına çekiliyorlar.

Sonra da anne ve babalar çocuklarının bu sanatsal özellikleri karşısında maddiyata gem vurarak kendi hatalarını kapattıklarını sanırlar. Oysaki hiçbir çocuk doğuştan yetenekli değildir. Ailelerin verdikleri imkanlar dâhilinde kendini keşfederler.

 

Her çocuk gibi benim kızımda duvarlarımı çiziyordu baktım bu böyle olmayacak, bir anlaşma imzaladık.

Sana sadece şu duvarı veriyorum eserlerini sadece bu bölmeye yapacaksın. Bende dolunca sileceğim. Ben sürekli duvardan sanat eserlerini siliyordum öyle ki duvarda sadece benim çocuğumun eserleri yoktu. Komşu çocukları da maalesef ailelerin sıkı yönetiminde olduklarından onlara bir boya alınmıyordu. Ben boyalarımızdan veriyordum ama aileler o boyaları çocuğun elinden alıp kaldırıyorlardı.

Neden evleri kirlenecekti.

Zaman inanın su misali akarken bizler çocuklarımıza özgürlük vermiyorduk. Özgürlük sadece çocuklar için Türk bayrağını bayramlarda sallarken oluyordu. Evler çocuklar için hapishaneden farksız.

Benim çocuklarım dışarda gezerken hadi eve gidelim çok sıkıldım diyorsa eğer ben doğru yoldaydım. .

Çok çocuğun sokağa çıkmak için ağladığına şahidim.

Evde otururken sokağa gitmek için ağlayan çocuğunuz varsa siz yanlış yoldasınız söyleyeyim.

Bir terim gibi gelir aslında şu kelime:

 

- Çocuğunuzun kulağı var mı bir bakalım.

 

Efendim her çocuğun kulağı vardır tabiri caizse bilindiği üzere Beethoven 9. Senfonisini kulağı tamamen duymadan bestelemiştir. Demek ki bu kulak işi somut değil soyuttur. Kulaktan önce ruh ve beynin birlikte hareket edip etmemesidir, diyebiliriz.

 

Vitrinlerimize süs diye dizdiğim bir çok eşyayı çocuklarımın önüne serdim onların dokunmasını sağladım :) Şu an öyle sergileyeceğim bir vitrinim yok daha önce vardı. Şimdi çok sadece yaşıyorum

gözüm kalbim yorulmuyor inanın. Çocuklarınıza birşeyleri yasaklamanız demek hayat için onları bir eksik başlatmanız demektir.

Özgüveni aile yapar okullar geliştirir diye düşünüyorum. Umarım sistem bu şekilde ilerliyordur. Okullarımızdaki öğretmenlerimiz de elbette ki ailelerimiz kadar bu işten sorumludur.

Bizim evde öz güven verdiğimiz çocuklarımızı öğretmenler, senden adam olmaz, sen sorumsuzsun sen şöylesin böylesin gibi işler yaparsa eğer bir çocuğun geleceğini yok edersiniz. Bu vebalden de asla kurtulamazsınız. Onun için lütfen sorumluklarınızı yerine getirirken dikkatli olun!

Yeri geldi duvarım tuval oldu, yeri geldi tencerelerim trampet oldu. Mızıkalar, perküyonlar derken. Sonra ne mi oldu efendim resim konusunda kendimizi daha çok geliştirdik ve müzik kulaklarımız süper oldu.

Şuraya da bir dipnot bırakayım istiyorum. Çocuklarınıza özgürlük verin derken sorumluluklarını da bilmemeliler. Onların karınlarını doyurmakla anne, baba olunmaz. Ruhlarını doyuran insanlar anne ve babalarıdır.

 

Çocuklarınızı tanıyın, onlara engel değil engelleri kaldıran insan olun.

8 Kasım 2019 Cuma tarihinde eklendi ve 82 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız