Anasayfa | Son Dakika | Haber Ara | Künye
Ahmet Büyüksoy
KADİR GECESİ
M.Recayi Büyüksoy
DESTEKLER ve YOZGAT 3
Çetin Mermertaş
CAN SİMİDİ...
Mustafa AVCI
NE DE GÜZEL OLDU
Dilek Çelik
EN SEVGİLİYE…
Mevlüt Özcan
RAHMET BULUTLARI UÇUP GİDİYOR
Kürşat Kılıç
NAMIK KEMAL DER Kİ!
Hakan Ekinci
HAYIRSEVER OSMAN DURMAZ…
Orhan Kalabalık
BOYKOTA KARŞI EVET VE HAYIR
Nihat Ersoy
AF VE MERHAMET

SAAT


HABER ARA


Reklam Alanı

oba_i_itme_merkezi_jpg.jpg

reklam.jpg

Nöbetci Eczane



04/05 Eylül 2010
Solmaz/Elif Eczanesi

Döviz Bilgileri


Hava Durumu


Sayaç


Toplam : 233000

ARI KOVANINA ÇOMAK SOKMAK

Balyoz iddianamesini kabul eden mahkeme 102 Sanık için tutuklama kararı verdi. . Darbelerin elli yıllık tarihinde ilk defa darbecilere dokunuluyor.  Bu saatten sonra ne olacak? Önümüzde bir de 12 Eylül var. Otuz yıl evvel askerin 12 Eylül’ünde kitaplara neler dahil edilmiş bir araştırdık sormayın neler neler…


Darbe anayasası ile MGK Üyeleri tek tek belirtilmiş, asker üyeler arasına Jandarma Genel Komutanı eklenmiş, bu yolla sivil üyelerin askeri üyeleri sayısal olarak geçmemesi sağlanmıştır.


Anayasaya, MGK Kararlarının “bakanlar kurulu tarafından öncelikle dikkate alınacağı” ibaresi konulmuş, tavsiye etme sözcüğü yerine “bildirir” kelimesi eklenmiş ve kararların gücü ve işlevi artırılmıştır. 12 Eylül’le gelen diğer bir değişiklik, “milli güvenlik” kavramına ilişkindir.milli güvenlik iç ve dış politikayı kuşatan bir tanıma kavuşturulmuştur.


En nihayet kurulun gündeminin başbakan ve Genel Kurmay başkanının önerileriyle oluşturulacağı hükmü getirilmiştir.


12 Eylül’ün askerin devlet içinde özerkleşmesine bir diğer katkısı sıkıyönetim konusundadır. Sıkıyönetim komutanlarının başbakana karşı sorumlu olduğunu belirten düzenleme değiştirilmiş ve sorumluluk Genel Kurmay Başkanına karşı kılınmıştır. Kısaca olağanüstü dönemlerde askerin üzerinde hiçbir sivil ve siyasal denetim kalmamıştır.


12 Eylül’ün askeri vesayet sistemine ilişkin kritik düzenlemelerinden biri, 1983 yılında çıkarılan 2945 Sayılı Milli Güvenlik Kanunu’dur. Kanunun 2.maddesi milli güvenliği “devletin anayasal düzenini, milli varlığının, bütünlüğünün, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun her türlü iç ve dış tehditlere karşı korunması ve kollanması” şeklinde tanımlar.


Milli güvenlik politikası, beş yılda bir yenilenen metne yani Milli Güvenlik Siyaset belgesine dönüştürülmüştür. 28 Şubat günlerinde bu metin “devletin gizli anayasası” olarak tanımlanmıştır. Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin konuları ile çeşitli koşullara göre değişen toplumsal taleplerle ivme kazanan bazı konuları içermekle birlikte bu konular siyasete ve TBMM’nin alanına girmektedir.


Yukarda özetle belirttiğimiz gibi anayasamızın içeriği hülasa bu metinlerden meydana gelmekte.


Şemdinli iddianamesiyle başlayan tutuklamalarla devam eden bu süreç bir taraftan 12 Eylül’ün “çocuklarıyla” onları asan cellatları arasındaki bir savaştır. Referandum stratejisinin baş köşesine idam edilen çocukların son mektupları ile yerleştirilen  “duygusallık” özellikle 12 Eylül’de askeriyede tecrit edilmiş babasını bekleyen bendeniz ve emsallerim için her şeyden öte bir anlam ifade etmektedir. Benim gibi unutamayan nice emsallerim vardır. Yeni Cami Pazar sokak’ta on veya onbeş arabalık bir konvoyla gelen “vatanseverler” evimizi aramış babamın tüm kitaplarına el koymuşlardı. Çocuktan al haberi misali bana sorular yöneltiyorlardı. En sonunda “çocuklara özgü bir hakaret”e uğrayıp  gülerek evden ayrılıyorlardı.   Rahmetli babam “birazdan geleceğim oğlum” derken bırakın birazı gelebileceğine bile inanmıyordu. Babam, Bakışlarının böyle bir anlamı olduğunu sezen dedeme sonra söyleyecekti bunları.    


Türkiye’yi referanduma kadar çok zor zamanlar bekliyor. Bunu hissedebiliyorum. Kaotik ortamlardan beslenen asalakların, her ne hikmetse “Güneydoğu”dan başlayan ve adı PKK olmuş saldırıları bundan sonra kesilir inşallah..


Hesabı kebir günü bir adam İlahi huzura çıkar, büyük bir günahıyla ilgili kendisini savunur ve şeytana uydum der. Şeytan da der ki “bu benim bile aklıma gelmezdi”. PKK’nın işi de ona benziyor. Güneydoğu’da ne zaman şehit versek adı  PKK olarak konur.


Başka hiçbir kuvvet aranmaz. PKK Taşerondur. Kimlerin taşeronu olduğunu Ülkenin zor ve sancılı günlerinde anlıyoruz. hemen piyasaya çıkıyorlar.


Huzurlu ve mutlu bir hafta dileğiyle…



Köşe Yazısı Hakkında Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz
Ad Soyad
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu >> Bu kodu kutuya yazınız >>

Henüz yorum yazılmamış...

GAZETELER

















































Reklam Alanı


okur

yağmur.jpg

© 2008 - Gökhan BALCI