Bizim ülkemizde hangi olay yaşanırsa ona göre tartışmalar yapılır.
Deprem olmuşsa hemen Türkiye’nin deprem haritasındaki yeri çıkarılır. Hangi bölgeler tehlike altında?
Konu sağlık olduğunda hele birde sigara zammıysa bu kez de tehlikeleri ve satış rakamları gündeme gelir.
Katliam gibi bir trafik kazası olduğunda ise trafik canavarına dikkatler çekilir.
Bunun dışında ülkemizde bitmek bilmeyen bir de terör var.
Bu 4 konu altında binlerce insanımız hayatını kaybediyor.
Neden bir türlü bunları önleyemiyoruz?
Ya da neden önlem alma gereği hissedilmiyor?
* * *
Kırık kaset gibi karşımıza sırayla çıkıyor.
Dinliyoruz…. Dinliyoruz… Dinliyoruz…
Ama nedense bir türlü anlamıyoruz…
* * *
Sırasıyla başlayalım.
Bildiğiniz gibi geçen günlerde Haiti depreminde 300 bin insan hayatını kaybetmişti ancak bu depremin bin katı büyüklüğündeki Şili depreminde ise bu sayı sadece 800 kişi. Önceki gün yaşanan Elazığ depreminde ise 50’nin üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetti.
Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer alan Türkiye'de, ölçümlerin yapılmaya başladığı 1900 yılından bu yana en şiddetlisi 7.9 olarak kaydedilen 90 büyük depremde, resmi verilere göre 82 bin 372 kişi öldü.
Önlemler yetersiz. Bırakın depremleri kendi kendine çöken binaları bile görmek mümkün.
Bu da demek oluyor ki çürük binaları yapanlar bir taraftan diğer taraftan da ufak ufak depremler çok can kaybının yaşanacağını işaret ediyor.
* * *
Sigara ise sağlık harcamalarını ve ülke ekonomisi çökerttiği gibi her yıl binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açıyor. 20 milyon kullanıcının olduğu Türkiye’de sigaraya harcanan para 20 milyar dolar iken sağlık harcamalarına ise 30 milyar dolar harcandığı belirtiliyor.
Sonuç ise her yıl 100 bin insan sigaradan hayatını kaybediyor.
Tiryakilerden duyar gibi oluyorum “Canım zaten ölmeyecek miyiz?”
“Bırak kardeşim bu ayakları zaten bunalımdayım”
* * *
Trafik Canavarı da boş durmuyor.
Motorlu araç sayısının 14 milyonu, sürücü sayısının da 20 milyonu aştığı Türkiye’de son 10 yılda Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı resmi raporlara göre, trafik kazalarında 45 bin 188 kişinin hayatını kaybettiğini, 1,5 milyondan fazla kişinin de yaralandığı belirtiliyor.
Olay yeri sonrası yaralananların 30 gün takibi yapılmadığından daha sonra ölenlerin sayısı istatistiklere yansımıyor. Bunlarla birlikte gerçek ölüm rakamı 90 bini aştığı ifade ediliyor.
Yollar güvensiz.
Yani bu ülkede Azrail’den başka trafik canavarı da var. Aramızda geziyorlar…
* * *
Son olarakta terör.
30 yılda terörle mücadeleye harcanan para 300 milyar dolar.
40 bine yakın insanımızda teröre kurban verdik.
Çözeceğiz elbette.
Örgüt liderinin konforuna konfor kattık. Şimdide dağdan indiler şehre…
Temelli azdılar…
* * *
Depreme karşı dayanıklı ev yapmadığımız sürece, sigaranın hem bütçemize hem sağlığımıza zararlı olduğunu öğrenemedikçe, trafik kurallarına uyulmadığında kendimizin ve başkasının hayatına mal olacağını düşünmezsek son olarakta terörü yumuşatayım deyip ele başısına konforlu cezaevleri yaparsak bu ülkede insan hayatının bedava olduğu gibi hiçbir zamanda değer kazanmayacağını söyleyebiliriz.
Rakamlara bakınca ortaya korkunç bir tablo çıkıyor ancak gerekli önlemlerin ise alınmadığı da gözlerlerden kaçmıyor. Halende Avrupa Birliği’ne girmekte diretiyoruz. Oysaki onlar binlerce insanın katleden örgüt liderlerine bile insan muamelesi yaparken, biz ise yüz binlerce insanımızın göz göre göre ölümlerine seyirci kalıyoruz.
Bilinçli bir toplum olmadık başımızdakilerde bu konuda yasal düzenlemede yetersiz kaldılar.
Ölen öldüğüyle kaldı. Bizde kalan sağlar bizimdir dedik.
Yani şairin dediği gibi “Bedava yaşıyoruz bedava hava bedava su bedava” iyi de ya ölüm.
Bu kadar ölüm bedava olmuyor mu?