Yozgat ve benzeri küçük yerleşim yerlerinde büyük bir kabus olarak nitelendirilen, en büyük sorunların başında yer alan, göç sorunlarını tetikleyen yine en büyük etkendir işsizlik…
Zaman zaman işsizlikle ilgili ürkütücü verilerle, karşılaşmaktayız.
Bu verileri bir işveren olarak değerlendirdiğim an sadece, “Armut piş, ağzıma düş” varsayımıyla işsizliği büyük bir sorun olarak görmekteyim. Elbette işsizlik ile ilgili bir dizi sıkıntılar var ve bunun etkilerini de görmezden gelemeyiz.
Lakin böyle bir problemin ve etkilerinin, sürekli aktarılan veriler ve yaşanan çalkantılar kadar büyük olduğunu düşünmüyorum.
Bu kanıya nerden vardığım hakkında da bir dizi açıklama içerisinde bulunmak istiyorum.
Yozgat’ta işsizlik sorununun tavan yaptığı kanaatini taşıyanlara, kalifiye eleman noktasında da yaşanan sıkıntılar hakkında araştırma yapmalarını öneriyorum.
Bugün birçok yazılı ver görsel basın sütunlarında, iş ilanları, profesyonel çalışma arkadaşları, kalifiye eleman ilanları ve çeşitli görevlendirme ilanları yer almakta…
Bunların yanı sıra birçok iş yeri ve firmaların camlarında, duyuru panolarında çeşitli iş ilanları yer almakta.
Sadece bir etkenden yola çıkarak ortaya çıkan sonucu şu şekilde tanımlayabiliriz. Memlekette ne boyutta işsizlik varsa, bir o kadar da iş imkanı yer almakta…
Fakat memlekette herhangi bir sektöre yönelmiş, emek vermiş, sabır, sebat göstermiş, iyi niyetle işine sarılmış kaç kişi var?
Usta- çırak ilişkisinin tamamıyla bitmiş olduğu bir dönemde, çalışan kişinin ilk fırsatta sektörü öğrenip kendi işini kurma girişimleri sonucunda bu hale gelmişiz.
Temel düşünce şu ki, ağız kokusu çekmeden, kimseye hizmet etmeden, emir, görev, sorumluluk almadan işin kolayına kaçayım…
Böyle bir ekmek kazanma biçimi yok, böyle bir kazanç sağlama şekli de yok, bu şekilde herhangi bir yere gelebilmiş kimse de yok…
Varsa da tesadüf, ya da farklı yöntem ve metotlarla…
Atalar ne güzel söylemiş, “İş bilenin, Kılıç kuşananın” diye…
Ticari düşünceyle, duygusallığı bağdaştırmamak gerek. Bir işveren olarak düşündüğüm ilk şey şu, bir elaman finansal olarak bana ne verebilir ki, ben ona nasıl bir maaş belirleyeyim.
İş görüşmelerinde her şeyden önce maaş ve sigorta soran bir kuşağın farklı bir yerlere gelebileceğini düşünemiyorum.
Maaş, yaradanın vermiş olduğu kaşa ve göze göre belirlenebilecek bir etken değil. Yapılacak işin, sorumluluğuna varılmadığı takdirde, kağıt üzerinde çığ gibi büyüyen işsizlik sorunu devam edecek…
İşverenlerde, maaştan önce, alacağı sorumluluğu soran, sabır etmesini bilen, yaptığı işi benimseyen, aldığı paranın hakkını verecek olan, işini bilen kalifiye eleman aramaya devam edecek…