Son Dakika

EĞİTEREK GELİŞMEK

Her şey eğitime bağlı, eğitim de bir takım şartlara bağlı. Hayattan hiç bir şey bizim elimizde belki mükemmel olmayacak. Ama biz en güzeli, en mükemmeli elde etmek için çaba göstereceğiz. Mükemmeliyetçilik bazen insana sıkıntılar yaşatır. Hani demişler ya, kervan yolda düzelir diye. Eğitim kervanı da eğitim yolunda kısa ve uzun vadelerle kendini çağın gelişmelerine göre düzeltecektir. Yenilenmeyen bir sistem eskir ve çekimden düşer. Hele de en dinamik bir sistemden bahis açılınca yani eğitimden akan sular durur. Tersine akmaz amma durur. Şartlar baraj için, set için yapılınca en akışkan yani debisi yüksek sular durduruluyor ve insanlığın hizmetinde faydalı bir şekilde kullanılıyor. Akarsular üzerinde sular durdurulduğu gibi insan zekâsı artık denizler üzerinde köprüler yapıyor. İşte büyük zekâlar neler yapıyor: İstanbul Boğazı ve körfez üzerine gelip geçmek için köprüler yaptı. Olmaz efendim denmesine rağmen oldu. Yani bilim, akıl, teknik usta kadrolar elinde insanın kendi faydası için ne harikalar yaratıyor, ne buluşlara imza atıyor. Gördük. Tıpkı Fatih'in gemileri karadan yüzdürmesi gibi büyük dönüşümler oluyor. Bu da yetmez, millet deniz altından tüneller gördü. Kıtalar birbirine tünellerle bağlandı. Sevin sevmeyin ama takdir edilsin. Çalışan insan neler yapıyor. Bir tek uzay çalışmaları kaldı. Ona da başlandı. Ben siyaset için yazmıyorum. Gerçekler bu noktada.

EĞİTİMİN ISLAHI (1)

Maarif, Eğitim, Islah, reform, Yenilikler… Yıllardır tekrar edilen kavramlar. Bu en canlı kesim, en dinamik sistem elbette adından en çok bahsedilen sistem olmalıdır. Hayat durmuyor, adeta bir sel gibi akıyor. Hayatın ve dünyanın bu akışına eğer maarifimiz ve Eğitim sistemimiz uyarlanamaz ise ölü bir sistem gibi yaşamaz. On sekizinci yüzyıldan itibaren Batı yani Avrupa devamlı kendini yeniledi. Yenilikler üstüne yenilik yaparak gelişen ve değişen çağları ve dünyayı daha çok değiştirdi. İnsan ve eğitimi de aynı oranda önem kazandı. Hayat ve dünya da aynı şekilde gelişti, yenilendi. Bilhassa maddi ve fiziki planda insan kendine bahşedilen aklı en yeni ve verimli şekilde kullandı. Yaptı, üretti, insanlık için kullandı. Peki, biz ne yaptık?

İŞTE BİZ BÖYLEYİZ!(2)

Dedem yüz yaşını yaşadı. Sahi diş çıkartmıştı o Piri fani idi. Son yıllarında gözleri kalmıştı. Gelenleri seslerinden tanırdı. Yemeklerini bizler, sırasıyla Annemler yedirirdik. Tıpkı bir bebek gibi ona ikramda bulunurlardı. Şimdi evlerine babasını, annesini dedesini koymayanların kulakları çınlasın. Gerçi Huzur evlerimiz dolup taşıyor. Yanımıza koymasak da devletimiz sağ olsun, yaşlılarımıza bakıyorlar. Cenazeler artık Huzur evlerinden çıkıyor. Adamın malı mülkü hiç önemli değil. Oğlu kızı varmış kaç para eder ki? Ortada kalmışsın Avrupa gibi adetler moda olmuş. Evet dedem ama olmuştu ama inanın kalp gözü açıktı. Maneviyatı çok güçlü idi. Allah kafa gözünü almış, ama kalp gözünü açmıştı. O halinde ibadetini, zikrini, dualarını hiç bırakmazdı. Ezbere Kur!an hatmi yapardı.Onun en büyük zevki Kur'an tilaveti idi.Biz şaşırırdık, ama o şaşırmazdı.Üstelik bizim yanlışlarımızı düzeltirdi.Ne dikkatti Ya RABBİİ?O faniler bir başka idi.Evliya dedin mi işte o insanları hatırla.Evliya, ALLAH Dostu kimsedir.Kendini Yaradan'a vermiş, dünyayı arkasına atmış, Hayatta acıları tatmış, ama nefret etmemiş, kimseleri kırmamış, üzmemiş hak yememiş, mal biriktirmeyen, harcayan, Allah için sarf eden insanlar…Yüzlerinden nur damlayan Piri faniler.Dedem de öyleydi ,Onların duası ile yaşıyoruz.Bizde bir hayır yok.

İŞTE BİZ BÖYLEYİZ!( 1)

Hacı beylerin Seyyidin torunuyuz… Adımız değişmiş, Salguma iken Gürpınar olmuşuz. Gerçi kültür değişimi gereği çok yerin adı değişmiş ya bizim de öyle. Dedeler mezarından kalksalar vatanlarını tanıyamazlar. Dünya bu, hem kurulur hem yıkılır. Hem boşalır hem de yeniden yapılır. Bu belki de ibretlik vaka. Fanilerin özelliği doğar, ölürüz.Yıkılır, değişir, bir taraf harabeye döner, başka taraf şenlenir.Nitekim Kitabımız Kur'an-ı Kerimde eski kavimlere dikkat çekilir ki sonra gelenler ders alsınlar.Torunları da eski ataları gibi şaşıp yanılıp yanlış yapmasınlar.Batıla sapmasınlar.Vahşiler gibi birbirlerini yok etmesinler.Yaşadıklar yurtları kendilerine haram etmesinler, imar ettikleri diyarları viraneye çevirmesinler.Boşa aldanıp da bu fanide ebedi kalacakmış gibi saltanata düşmesinler.Zulüm yapmasınlar.Nice ocaklar sönmüş, nice yiğitler gelip göçmüş, ibretlik nazarla bakıp kavga etmesinler.Hepsi Adem'in torunlarıdır.Aynı ana babanın çocukları. Habil ve Kabil gibi ölümcül mücadele yapmasınlar. Kardeş olduklarını unutmasınlar. Dünya yalancı, dünya fani, dünyaya güvenilmez. Önceki insanlara yar olmadığı gibi, kalmadığı gibi size de kalmayacaktır. Öyleyse nedir paylaşamadığınız? Paylaşın, anlaşın, hangi dilden, dinden, ırktan olursanız olunuz aynı yere döneceksiniz. Netice ayrı bir dünyaya taşınacak, er geç bu yaşadıklarınızın hesabını vereceksiniz. Ey Allah'ın kulları rahat durun, kardeşsiniz. Birbirinize hayatı çekilmez kılmayın…

ALLAH CANINI ALMASIN!

Sevdiğimiz insana dua ederiz:Allah canını almasın!deriz.Aslında ne dediğimizi, demek istediğimizi pek düşünmeyiz.Sadece iyi dilek mahiyetinde iyi bir dilekte bulunuruz.Yok eğer o kişiye biraz kızgın isek veya biraz matrak geçeceksek,Hay Allah canını alsın deriz.Ona da fazla beddua etmiş olmayız.Dilimiz böylesine güzel tekerlemelerle, deyimlerle, güzel sözlerle doludur.Bu Türkçe'nin cilvelerindendir.

ERMİŞLE DERVİŞ NELER KONUŞMUŞ?(5)

Allah'ı kaybetmiş insan, neyi aramaktadır?Allah'ı aramayan insan ,neyi bulacaktır?Kur'an'dan kaçan , hangi kitaba inanacaktır?Peygamber'i(sav)görmeyen,hangi insanı görecektir?Cennetini,elinden kaçırmış olan, Cehennemden başka neyi kazanacaktır?(Sezai Karakoç)İnsanın dünyaya gönderiliş amacı,Allah'ı bilmek,O'na kulluk ve ibadet etmekti.Bu sebeple ömür Allah'ı aramakla geçmelidir.Bunun dışında bir yol yok.Kim olursan ol,başka bir yol tuttun mu sonun haraptır.Bir başka Bilge insan Yusuf Has Hacip de şöyle söylemiş:Bu dünya varlığına dayanma!Bu günkü devlet(servet)ve saltanat sana başkalarından geliyor.Onlar birer birer ölmedikçe, sana gelmemiştir.Ölümünü düşün, bu saltanatın zevalini göz önüne getir.öyleyse hayatın çok büyük amacı olmalıdır.İster inan ister inanma keyfiyet sende.İradeni iyi kullan ve kurtul.İşte din, İslam seni selamete götürecek yegane cadde-i Kübra'dır.Tasavvufi ekoller de bu caddede açılmış yollardır.Ara Allah'ını bul.Dünya ve hayat fanidr.Dünyada kalıcı olmadığını bil, gör artık.ister köle, ister hükümdar ol sonuç ölümdür.Dünya hakkında zühd ve kanaat sahibi olmak kadar şeytanın belini kıran bir şey yoktur.(Hammad Bin Zeyd)Enbüyük düşman da bu yolla alt ediliyor.Dünyaya değer vermeden onda yaşamak, hedefi öbür aleme çevirmekle kurtulacağız. Kaçamak yok…

ERMİŞLE DERVİŞ NELER KONUŞMUŞ?(4)

Tasavvuf ehli sufiye'nin divanları, şiirleri, insanlara yol gösteren eserleri tamamen eğitici mahiyette didaktik eserlerdir.Bu çığır halkın beyninde, hafızasında sevgi ile yer etmiş meşru bir yoldur.

ERMİŞLE DERVİŞ NELER KONUŞMUŞ?(3)

Geçmişi, Tasavvufu,dindar insanları.. anlamak için biraz olsun derviş meşrep,Yunus Emre mizaçlı olmak, insaf ve vicdan sahibi olmak lazımdır.Ömrünü rahle başında geçiren alim bir adamın, dergahlarda Allah diye ter döken bir Tarikat ehlini halini dışarıdan bilmek, yargısız infaz yapmakla kardeşlik görevini kötüye kullanmış oluruz.Gerçi kardeş kardeşi yıkmaz, harcamaz, karalamaz, haklarına tecavüz etmez, gıyabında onu kendine tercih eder,Kendi kadar ona güvenir, inanır, saygı duyar.Benzeri şeyler Allah Yolunun inanan insanının dini karakteridir.Uyan gelsin denir.İster tarikat okulunda, ister Nur mektebinde yetişmişse bir insan artık o manevi icazet almış kardeştir.Neyi, niçin saklarlar?Aslında bütün Müslümanlar bu şekilde eğitimli kardeştir.Daha ilk mektepten ,itibaren bakınız Osmanlı'ya çocuklarını dindar yetiştirmek için fermanlar yayınlamıştır.Mesela İkinci Mahmut çocuklarını okutmayan, okutamayan aileler için her masrafı devletten karşılanmak suretiyle ,devletin bir görevi olarak insan yetiştirmeye verilen önemi duyurmuş, bu ferman sonraları Abdülmecit, İkinci Abdulhamit Han gibi hünkarlarca da tekrar yayınlamıştır.Bu gün ise aynı görevi devletimiz yapıyor. Kendi kaynaklarımızdan haberimiz yok.Veya modernite adına gizlenmiş.Hatta inkar edildi ve tüm geçmiş atalar cehaletle itham edildi.

ERMİŞLE DERVİŞ NELER KONUŞMUŞ?(2)

Yolumuz Muhammedi yoldur.Osmanlı'da da aynen bu gün kü gibi medrese- tekke- Tasavvuf tartışması olmuş.Kadızadeliler yok Sivasiler.. gib ekoller olmuş. Kelami, metafizik, fıkhi konuları tartışmışlar. Her zaman ilimde bu şekil tartışmalar olur, olsun.dine, kitaba,zarar veremezler. Ama iman konusunda dikkatli olmak gerekir.Bu yol Allah yoludur,engelleri çoktur.Kimse mani olamaz. Yapamayanlar çatlasın desek yakışmaz.İnandırıcı olmak, insanları zorla ikna etmek zordur.Gönül işi zorla olmaz.İsteyenler ve sevenler bu kervana katılır.Şirkten bahsetmek olabilir.Böyle diyenler acaba kendileri dikkat ederler mi?Gizli- açık ne şirkler var. Allah korusun şirke düşmek en büyük beladır.Şeyhinden yardım istemek insani bir şey değil mi?Hocası vesiledir.Aracı diye peygambere itiraz edenler var:yani inanmayanlar var. Tehlikeli bir konudur.Vesileye karşı olmak ne ki?Vesilesiz iş mi var?Aracınız olmadan, aracın da şoförü olmadan yolculuk olur mu?Medet, himmet… manevi duygular olup ileriye taşıyan, yanlış yapan da olabilir. Başka zaman ve yerde hepimiz yapıyoruz.Bir birimizden, sevile arkadaştan da yardım isteriz.Kınamakla dindarlık olmaz.Samimi olalım.Kim yaparsa af dileriz. Biz sözümüze ve tevbemize sadık kalmak için dikkat ederiz.Saygı, sevgi, muhabbet yolu, kardeşlik yoludur bu yol.Tevhid yoludur. Eksikler, hatalar olur. Ama itikadi meselelerde hep beraber düzeltelim.İş yokmuş gibi tekke – okul-ilahiyat kavgası çıkartmasınlar.Birlikten kuvvet doğar. Adam dinini nasıl seviyorsa mani olunmasın.Cehaletin içinde batanlar çok.İnsan kazanalım.Ermiş Baba durup dinlenmeden konuşuyor, ama kimseyi suçlamıyordu Bizim farkımız burada. Biz insan sarrafıyız diyordu.Gönül kazanmak en büyük kazancımız.Varsınlar ötekiler bizi suçlasınlar. Olur ki hatalarımız varsa gözümüzün önüne bakarız.Alınmayız.

ERMİŞLE DERVİŞ NELER KONUŞMUŞ?(1)

Tasavvufta ve Tarikatta çile vardır.Çile çekmeden sufi olunmaz.Çile sufilik yolunun sıkıntıları, ızdırapları, yolun eğitimi, insanın olgunlaşması için katlandığı cefalarıdır.her mesleğin, meşrebin kendine has usül ve esasları vardır.Bir çırak birkaç senede ancak ustasından el alır. Bir öğrenci mezun olmak içim 15-20 sene eğitim görür, diploma alır.Olgunlaşmak için her sahada, her işte zamana ihtiyaç vardır.Şoförlkte pişmeden muavine araba sürüdrmezler.Bir dairede bile adama pişmeden yetki vermezler. İşini öğrenen yöneticiye sırasıyla şeflik, Şube Müdürlüğü ve Müdürlük verirler. Sonra basamak basamak zirveye yükselir.