Son Dakika

Dilimizde, Kalbimizde Merhaba

4 temmuz 2008 de gazetemizin “Merhaba” dediği gündeyiz ve 5 yılı geride bırakıp, yeni bir yıla daha “merhaba” demenin mutluluğunu yaşadığımız gün bugün. Merhaba Yozgat'ın bir arkadaş kadar sıcak ve içtenlikle hayatlarımıza girdiği gün ?bu şehir, bir başka şehir' oldu. Sözü olanın yer aldığı mecra, doğru sözün yerini bulduğu adres, sözüne güvenilen bir fert gibi katıldı hayatlarımıza Merhaba. Her insan gibi gazetelerin de ?nevi şahsına münhasır' bir kişiliği var. Asil bir şehrin sokaklarında adımlayan, kökü maziye uzanan ve geleceği bu topraktan bakarak yorumlayan, entelektüel bilgi birikimini tüm yönleri ve boyutlarıyla okurla buluşturan bir gazete var bu şehirde. Bu şehir her gün bir Merhaba'dır bize.

Asıl eğitim Osmanlı' da

Eğitim ilk basamağı sıbyan mektepleri idi. Bu mektepler genellikle mahallede ya da camilere yakın mekanlarda inşa edilirdi. İlkokulların benzeri olan Sıpyan mektepleri medreseler için bir basamak olurdu. Yani çocuklar burada hazırlanır ve yeteneklerine uygun şekilde medreselere kaydolurdu. Eğitime genellikle 5_6 yaş çocukları alınırdı. Eğitime elverişli olan kimseler burada çocuklara destek verirlerdi. Çocuklar gerekli bilgileri elde edinceye kadar okullara devam ederlerdi.

Boş zamanın varsa; “sat!”

“İki nimet vardır ki insanlar onlar konusunda yanılgıya düşerler; sağlık ve boş zaman?”

İnsan ve Zaaf'ları

İnsan, zaafları olan bir varlıktır. Kur'an, şu ayetiyle bu gerçeği bildirir: “İnsan zayıf yaratıldı” (Nisa Sûresi, 28.) Bu zayıflık, daha dünyaya gelir gelmez kendini göstermeye başlar. Diğer canlıların yavruları kısa zamanda hayata uyum sağlayıp, kendi başlarına hayatlarını devam ettirebilecek seviyeye ulaşırlar. İnsan yavrusu ise, bir-iki yılda ancak ayağa kalkar. 15-20 yılda ancak bir kısım fayda ve zararları öğrenir. Ömrü boyunca da, hayat kanunlarını öğrenmeye muhtaçtır.Ayrıca, insan çok hassas bir canlıdır. Ne fazla sıcağa gelebilir, ne fazla soğuğa... Ne açlığa dayanabilir, ne susuzluğa... Bir mikrop onu yere serer. Bir kuyruklu yıldız onu ürkütür. Geçmişi düşünür, üzülür. Geleceği düşünür, endişe eder. Emelleri ebede uzanır.

“Berâet (Berat) Kandili,,

Allah-u Teâlâ bu gece af kapılarını açar; bu gecede mü`minler affa uğrarlar ve günahlarından tevbe ettikleri taktirde temizlenirler. Bu gecede, bir yıl içinde olacak bütün işler hükme bağlanıp, ifası için Cenab-ı Hak tarafından meleklere verilir. Bu geceye has bir ibadet yoktur. Gecesini ibadet ve dua ile, gündüzünü oruçlu geçirmek güzeldir.

EVLİLİğİN " CAN DAMARI "

Birbirlerini severek evlenenler, sevgilerini ömür boyu sürdüreceklerine dair söz verir, yemin ederler.

BENDEN MUTLU İNSAN YOK

İnsan, doğası gereği huzura, rahata ve mutluluğa koşar. Hayat denen yalancı sahtekar, uzman ama tatlı kumarbaz, insanı eninde sonunda kendi çıkarlarını korumaya ve mutlu olmaya yöneltir. Bundandır, özünde insan bir yandan zevkine düşkün öbür taraftan da tembeldir. İşine yarayacağını anlasa üşenir yapmaz. Bir çok kişi göz atar, ama işine yarayacağını anlasa bile bu yazımı sonuna kadar okumaya üşenir. Sonra da ben de onlardan birimiyim diye düşünür.

AŞK KAÇ KİŞİLİK BU ZAMANDA?

Hayat işte… Bugün yolda yürürken arkamdan beni takip ederek yürüyen 15-16 yaş grubu iki kıza kulak misafiri oldum yani bugün onlardan esinlendim… Biri diğerine anlatıyor; “bugün telefonu yüzüne kapattım ama o hiç kapatmadı daha…” ve ekliyor, “Sence O’da ben mi seviyor mu ?” O soruyu duyunca arkamı dönüp tek vuruşla beynini akıtmak istedim! Başlıktaki soruya cevap veriyorum…“Aşk tek kişiliktir bence…”

BUGÜN BİR YAŞ DAHA BÜYÜDÜM

Bir yıl daha geçti...

BENİM KALEMİMDEN MUTLULUK - 2

Paran ve gücün yetmez ona sahip olmaya!