Son Dakika

ESKİ ZAMANDA ESKİLER VE BİZ

Meltem Kavak
meltem_kavak@hotmail.com

Kaybettiklerimizin arkasından sessizce baktık. Faydası olmayacak çırpınışlar yaptık elbette. Ahh, dedik. Tühh dedik. Vahh dedik. Sahi biz ne ettik. Hiç kendimizi yargıladık mı mesela. Giden değerlerimiz arkasından bir çaba harcadık mı ki!.

Elimizin altından kayan sabun misali. Köpürtmeden elimizin altından kaydırıp götürdük. Büyüklerin sözlerini kulak ardı ettik. “Çıbık iken çitlemeyen, ağaç iken kütlemez” Sözünü inanın birçok kez düşünmüşümdür. O kadar çok duyardım ki eleştirilerin inceliğiydi bu kelimeler. Düşünmenin doğasını yaşardı insan.

Ağızlardan çıkan kelimeler gayet ince ve anlamlı aynı zamanda can yakıcıydı. Günümüze baktık mı bu şekilde ince anlamlı kelimeleri bir arada bulmak imkânsız.

“Yaptığın iş şimdi banaysa öğrendiğin sana.” Diye hayıflanan annelerin çocukları asla ve asla boş değildir inanın. Kulaklarında, kalplerinde bir cızırtı vardır işte. Bu sarf edilen kelimeler o kadar yakıcı geliyor ki şu an. Her şey yerinde söylenilmiştir. Gereksiz zaman diliminde gereksiz bir şekilde anneler, babalar bu kelimeleri sarf etmez. Evet değerli evlatlarımızı yetiştirirken onları incitmemeye özen gösterelim. Onların kalplerini kırarak, onlara hakaret dolu kelimeler sarf ederek düzeltemeyiz. Doğru bir yol varsa o doğru yolu kendi elimizle kapatmak demektir. Önümüzde ki yolları kendi ellerimizle temizleyelim ki yolun güzelliğinden zevk alalım.

Çocuklarımızı küçük yaşlarda yoğurmalıyız. Sokakta başıboş dolaşan hayvanlardan farksız insanlar var görüyoruz. Bu çocuklar asla bu güzel kelimelerin inceliği ile büyümedi eminim. Çirkin kelimelere maruz kalan bir çocuk, elbette ki çirkinlikle selam verir hayata.

Her anne ve baba dünyaya getirdikleri evlatları üzerinde hakları olduğu gibi o çocukların anne ve baba üzerinde hakları var. Hatta tüm dünyaya sorumlular. Kimliklerinizden evlatlarını çıkartsanız da asla hakkın önünde çıkartamazsınız. Çocuk yetiştirmek sorumluluk ve ödevdir. Bu sorumluğu öyle kendimize işlemeliyiz ki bu çocuk ilerde kime ne faydası olabilir? Sorularıyla meşgul olmalıyız. Tabii ki bu işi abartan ailelere de şahidim. Ben bu fayda işini asla meslek olarak söylemiyorum. Sosyal projeler gibi hayata, kendine katkısı ne olabilir. İlmi ve dini sorumlulukları baz alarak yaşayan aileler bataklığın yolundan geçmez ve bataklıktaki kokuları evlatlarına asla hissettirmezler de.

Çocuk bataklığın o cadde de olduğunu bilir ama bataklığı görmez. Bu hissiyatlar ile hem kendinize hem çocuklarınıza yardımcı olabilirsiniz.

Değerlerimizi koruyalım. Manevi hayatımızı koruduğumuz müddetçe, insani ilişkilerimizi sağladığımız sürece çevremizde kötülükler barınamaz. Gül veren güzel kokuları alır.

Güzelliklerden yana olalım. Evlatlarımızı da bu güzellikler doğrultusunda sanat, ilim yolunda hazırlayalım. Onlardan faydalanalım. 3 yaşında ki bir çocuğu bir birey olarak görelim. Asla sözünü kesmeyelim. Dinleyelim ve onların dünyasında yaşayalım. İçinde bulunduğumuz hayat nasıl, onların gözüyle görelim en safından vesselam…


Bu yazı 01 Mart 2018 Perşembe tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2537 kez okundu.
Yazı Boyutu