Son Dakika

GÖMLEĞİN KALİTESİ

Meltem Kavak
meltem_kavak@hotmail.com

Bir gömleğin kalitesi kumaşından belli olur der, gömleği kullanan kişi. Oysaki gömleği diken derki gömleğin telası iyi olmasaydı. O güzel kumaş nasıl güzel duracaktı üzerinde. İki görüş ve iki doğru gözüken sonuç var şimdi.

Gömleği şık gösteren kumaşı mı, telası mı?

Bir başkasına sorarlar bu soruyu.

Üçüncü şahıs bu sefer der ki, işçilik güzel olmasa ne fark eder ki!

İşte size bir soru ve üç tane farklı görüş.

Bu görüşleri değerlendirmek ve çözüme kavuşturmak herkesin kendine kalmıştır.

Gelelim bu hikâyeyi yazmama vesile olan konuya yok vazgeçtim. Siz yorun kafanızı hangi konuya örnek teşkil edeceğini bulun.

Tamam yormak yok kimseyi.

Benim için doğru olan insanın kendi doğrusudur önce. Bu şu demek olmasın sakın inatlaşmak, doğruyu aramamak, araştırmamak.

Tam tersi araştırmalar doğrultusunda inanmak.

Ortada fiziksel deneylerle ispatlanan bir durum varsa tabi ki de doğru odur. İnsan kendi doğrularının peşine gitmelidir. Araştırmalı birilerinin söylemleriyle hareket etmeyi bırakmalıdır.

Bazen biz insanoğlu bu gibi durumlara çok düşüyoruz. Hatta bazen kelimesini atalım. Her zaman diyebiliriz. Çok insana güveniyoruz, televizyondan her selam verene Aleyküm selam diyoruz. Yetmiyor, kalpten inanıyoruz. Kitap okumuyor, araştırmıyor bol bol televizyon, telefon gibi iletişim araçlarını kullanıyoruz. Bu araçları nasıl kullanmamız gerektiğini bize önce bir araştırma fırsatı sunsalardı bu kadar insan bu batağın içine düşmezdi. Bilinçli nesiller çoğalırdı.

İnsanoğlunu örnek verecek olsa ben geçen şu kanalda şunu izledim şöyle dedi diyor ve araştırmadan o kişiye o kadar güveniyor ki. Bu doğrudur bitti. Peki hiç sen araştırdın mı? ‘‘Hayır.’’ Bizler önceden şu kitabı okumuştum şura da şunu dedi, şu ansiklopedi de şu yazıyordu derdik. Bir kitapla kalmaz kaç kitap okur araştırırdık.

Bu sosyal sorumluluk projesi olmalı artık. Özellikle çocuklarımızın geleceği için. Her okulun kendi çapın da kütüphanesi var. Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak için önce onları kitap dünyasına merhaba dedirtmek gerekir. Hadi çocuklar bugün şu macera kitabını alın okuyun dersek eğer.. O çocuk onu okumaz. Açar interneti özetini çıkartır çatır çatır size okur.

Araştırma ödevleriyle ufak ufak o kütüphanenin kokusunu çektirmek gerekir.

Bir fırının önünden geçerken taze pişmiş ekmek kokuları gelir burnumuza ve ohh mis gibi deriz ya, işte o kıvama gelene kadar bu çocuklarda pişmeli.

Geçtiğimiz gün bir Alışveriş merkezinin içinde bulunan kitapçının önünden geçerken kitap kokuları burnuma geldi. Açsın ve fırının önünden geçer gibi off dedim mis gibi ne güzel kokuyor dedim.

Kızım şöyle bir baktı “Neresi güzel ki”, dedi. Şimdi ağızına ekmek almamış biri ne bilir ki bu ekmek kokusunu….?!


Bu yazı 01 Aralık 2017 Cuma tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 112 kez okundu.
Yazı Boyutu