Son Dakika

HAYATIN NERESİNDEYİZ?

M. Recai BÜYÜKSOY
recaibuyuksoy@hotmail.com
Geçtiğimiz günlerde mübarek üç aylara başlangıç yaptık. İçerisinde bulunduğumuz hafta da kutlu doğum haftası.. İnsanlık için belki de yeni bir fırsat. Kendimizi hesaba çekme vakti.. Hayatın neresindeyiz? Bakınma.. Sorgulama zamanı.. Rolümüz, amacımız ne? Belki de irkilme vakti.. Geç kalmadık mı? Ya yarın olmayacaksa! *** MAHCUP OLMAYALIM! İçerisinde bulunduğumuz aylar Yüce Allah'ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimi.. Unutulmamalıdır ki, insan bu dünyada nasıl yaşıyorsa, kıyamet gününde Allah'ın huzuruna, dünyada işledikleriyle birlikte varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mutlu olacak.. Kötü ise pişmanlık duyarak mahcup olacaktır. Rabbim bizleri kendini sorguya çekebilen.. Doğruya ulaşan, adalet ve hakkaniyet ölçülerini gözeten kullarından eylesin! *** SEÇİM SENİN! ‘Genç bir Yönetici, yeni aracı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu : Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ? ”Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi. “Lütfen, amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı. Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. “abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.” Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu : “Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır. Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı :Hiçbir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Yaratıcı bazen ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bir taş gelir kalır. Fısıltıyı dinleÂ… Veya taşı bekle... Seçim senin.' ‘Allahım, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir' Amin..

Bu yazı 15 Nisan 2016 Cuma tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 864 kez okundu.
Yazı Boyutu