Son Dakika

Saadetsiz, iktidar olmaz!

Ahmet Büyüksoy
merhabayozgat@hotmail.com
Malumunuz, 7 Haziran seçimlerinde hiçbir parti tek başına iktidara gelemedi. Akabinde meclis oluştu, başkanını seçti, sayın Ahmet Davutoğlu hükümeti kurmakla görevlendirildi, uzun uğraşlar verildi. Neticede güven oyu alabilecek bir hükümet kuramadı, sonunda görevi iade etti. Sayın Cumhurbaşkanı anayasal yetkisini kullanarak, ülkeyi seçime götürdü. Alınan karar gereği 1 Kasım'da millet olarak sandık başına gideceğiz. Şimdi ne olacak? Herkes AK Parti tek başına iktidar olabilecek mi? CHP'nin, MHP'nin, HDP'nin oy oranları ne olacak? Çıkaracağı milletvekilleri sayıları ne olacak? MHP'de Tuğrul Türkeş'in depremi sonunda nelerin olacağı ciddi manada merak konusu oluyor. 7 Haziran seçimleri öncesi AK Parti yönetimini elinde bulunduranlardan bazı milletvekilleri, il başkanları, il yönetimlerinden, beşer hali gurura, kibire ve enaniyete kapılanlar oldu. Burunları havada, ayakları da yere basmıyordu. Adeta kulakları tıkalı, gözleri de görmüyordu. Yolda yürürlerken önlerine yatsanız üzerinizden atlıyorlar da, yine de yere bakmıyorlardı. AK Parti'li dostlarımızla bir dönem beraber yürümüştük. Beraberce yola çıktığımız bu arkadaşlar, kısa sürede yolda bulduklarını arkadaş edindiler, beraber oldular da eski dostlarını bir bir ihmal ettiler, gücendirdiler, incittiler. Onların bir kısmını küstürdüler. Nasıl olsa “bunlar bize oy verirler, bildiğimiz kadarıyla bunlar CHP'li olamazlar, MHP'ye oy vermezler, HDP'yi de tanımazlar” diye düşündüler. Dokuz kez seçim yapıldı, hepsinde de bu kesimlerin büyük bölümü AK Parti'ye oy verdiler. Verdiler vermesine ama, onların ne oğlunun ne de kızının işine el atmadılar. Taleplerinin hiçbirini yerine getirmediler, hep savsakladılar. Onları parti yönetimlerinden uzak tuttular. Tıpkı “VEBALI HASTALAR”dan kaçar gibi, kaçtılar... 7 Haziran günü, netice bekledikleri gibi olmadı. AK Parti, tek başına iktidara gelemedi. Sandıklar açılıp seçim sonuçları gelmeye başladığında, kafalar yere eğilmeye, ayakları da yere basmaya başladı. 7 Haziran seçimlerinden sonra, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve AK Parti kurmayları seçimden hemen sonra yaptıkları açıklamalarda hep bir ağızdan “mesaj alındı” deyiverdiler. Siyaset kazanı kaynamaya başladı bugünlerde! Davutoğlu'nun dediği gibi gerçekten de mesaj alındı mı? Bu sorunun cevabını bekleyip, hep birlikte göreceğiz. Gördüğümüz kadarıyla bazılarının ayakları yere bastı, ama pek fazla mesaj alındığı kanaatinde değilim. Mesaj alındı diyorlar da, 1 Kasım'da yapılacak seçimlerde bugünkü tabloyu değiştirmeye yetmeyebileceğini ve hatta yetmeyeceğini biliyor olmalılar. Bazı çevrelerde, AK Parti eğer 1 Kasım'da sandıktan “Tek başına iktidar olarak çıkmak istiyorsa, en başta eski baba ocağı Saadet Partisi'nin kapısını çalmak zorunda” diyorlar. Saadet Partisi'nin oylarının büyük bölümü zaten AK Parti'ye gitmiş de olsa, bu kesimin oyları AK Parti'de, gönülleri ise hep “Milli Görüş” gerçeğindedir. Eğer AK Parti, iktidar olmak istiyorsa -ki istediği kanaatindeyim- önce barajları makul bir düzeye indirmelidir. Sonra da beraber yola çıktıkları “Baba Ocağı” olan Erbakan Hoca'mızın kurduğu Saadet Partisi'nin “tabelalarını indirin de bize gelin” dememelidirler. “Tabelalarınız yerinde dursun, ama Saadet Partisi de mecliste temsil edilsin” noktasında, önündeki tüm engeller kaldırılsın. Eğer AK Parti, 7 Haziran seçimlerinden sonraki koalisyon arayışlarını seçim öncesinde aklından geçirseydi, Saadet Partisi meclise girebilseydi, grup da kursaydı bugün olan bitenlere hiç gerek yoktu. AK Parti, hükümet kurmak, güven oyu almak adına ne CHP'nin ne de MHP'nin kapısını zorlamayacaktı. Saadet Partisi, milletin hayrına olan her şeye lokomotif, şerrine olanlara da fren görevi yapar, iktidarınızı da rahatlatırdı. Ahir kelam... Sanıldıgı gibi seçimde ittifaklar da, koalisyonlar da kötü değildir. Biraraya gelip oturup konuşmamak, uzlaşmamak kötüdür. Aklınızı kullanın, dostlarınıza el uzatın. Onların gönüllerini incitmeyin. O insanları kucaklamasını bilin. Ãœlkemizin, dünden daha çok, acilen çözülmesi gereken devasa sorunları vardır. Ey AK Parti'liler, “uzatın elinizi, kucaklayın Saadet Parti'li kardeşlerinizi” diyorum, vesselam...

Bu yazı 28 Ağustos 2015 Cuma tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1293 kez okundu.
Yazı Boyutu