Son Dakika

Sinan yapar, biz yıkarız

Ahmet Büyüksoy
merhabayozgat@hotmail.com
Bir önceki yazımızda yıkımcıları konu etmiştik. Bugünde bu konuyu irdelemeye devam etmek istiyorum. Burada niyetimiz üzüm yemektir, asla bağcı dövmek değildir. Son 25-30 yıla baktığımızda maalesef Yozgat'ta hem yıkım hem de tamir alabildiğince devam etmiştir. Bugünden sonrada devam edecektir. Her ne hikmetse önce yapıyoruz, üzerinden 10-15 yıl geçmeden tekrar yıkıyoruz. Bu konuyla ilgili birkaç örnek verelim: Yerköy'de ki Et Balık Kurumu kombinası iyi niyetle başlanmış olmasına rağmen bugün yıkım aşamasına gelmiştir. Eski Milletvekillerimizden rahmetli Hüseyin Erdal ile gezmiştim de o gün bile insanın yüreği dayanmıyordu. Tüyü bitmedik yetimlerin hakkı başka yerlerde olduğu gibi burada da hovardaca kullanılmış, heba edilmişti. Yine sebze hali içerisinde Belediye eski Başkanı Cemil Çiçek zamanında profil ve saclardan uydurma, sundurma dükkanlar yapılmıştı. Yozgatlı o kışın çat ayazlarında ne portakal, ne limon, ne de sebze ve meyve yiyememişti de 3-5 yıl sonra bir başka Belediye Başkanımız tarafından sökülüp, kökü kazınmıştı. Hangi birini anlatalım Maliye Binasını mı diyelim ! 7-8 katlı bina önce yapıldı. 3-5 sene içerisinde tahliye edildi. 10 sene içerisinde de tamamen yıkıldı. Yok edilen binanın yerlerinde yeller esti. Yıkılıp, yok edilenlerin yanında bir de mütemadiyen tamir edilip büyük onarımlara alınanlar da söz konusu. Benim bildiğim meydan yerindeki İl Özel İdare Binası bunlardan bir tanesi. Askerlik şube binası son 10 yıl içerisinde 2. kez büyük onarıma alındı. Miralay Konağı, eski Emniyet Müdürlüğü Binası, Kültür Müdürlüğü Binası vs. yapboz tahtasına döndü. Adı geçen bu tür yerlere harcanan paralar, milyarlarca Türk Lirasına mal olmaktadır. Yapanlar kim? Yıkanlar kim? Yıktıranlar kim? Kurdela kesenler kim? Yazık, çok yazık! Yetim hakkı dediğiniz paralar, işte buralara harcanıyor. 'Yozgat'a şu kadar trilyon para gönderdik' diyenler söylediklerimize lütfen kulak verin. Şimdi söyleyeceklerime lütfen dikkat edin. Amacı hakkın rızası olan kişiler, bunu sözleriyle anlatmazlar, yaptıklarıyla anlatırlar. Biz de buna "Amel-i Salih" diyoruz. Bugünkü insanlarımız için dünya da en değerli şeyimiz malımız ve canımızdır. Kişinin değeri amacıyla ortaya çıkar. Amacı şöhret olan biri, sanatı da, siyaseti de, iffeti ve namusu da araç olarak kullanabilir. Amacı sanat olamayınca sanat diye ortaya sürdüğü de göz boyamanın dışında bir şey olmaz. Atalarımız yerleşim yerlerini seçerken, binalar yaparlarken tarım arazilerini hiç kullanmamışlardır. Biz ise bugün birinci sınıf tarım arazisine maalesef Karayolları Şube Müdürlüğü Binasını yapıyoruz. Heyhat heyhat! Mimar Sinan'ın 500 sene önce yaptığı tüm eserler bugün ayakta dimdik duruyor. Kim bilir, kaç yüz sene daha ayakta durur. Irmaklar üzerinde yaptığı köprüler duruyor, imaretler, yetimhaneler, minareler yıkılmıyor, kubbeler çökmüyor saraylar uçmuyor, surlar yıkılmıyor. Ahir kelam... Mimar Sinan'ın yaptığı eserler 500 senedir ihtişamını koruyor, yıkılmayıp ayakta duruyor. Bizim 10 yıl önce yaptığımız binalar yıkılıyor yok ediliyor VesselamÂ…

Bu yazı 26 Ağustos 2015 Çarşamba tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1224 kez okundu.
Yazı Boyutu