Son Dakika

KADERİN ÜSTÜNDE BİR KADER VARDIR (2)

Turgut TAÅžTAK
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Türkiye Halep'teki savaşı kabullenmişti. Fetih ordusunu yenemeyeceklerini anlayan Batılılar farklı yöntemlere başvurmak zorunda kalmıştı. Bahreyn ve Katar'dan kalkarak IŞİD'i vurma bahanesi ile mücahitleri vuran uçakların İncirlik üssünden kalktığı haberini yaydılar önce. Türkiye'nin Türkmen Dağı'ndaki Türklere yardım etmediği haberini yaydılar. Türkiye ne zaman mücahitlere ve Türkmen Dağı'na yardım gönderse engel olarak bunlar IŞİD'e gidiyor haberleri yaptılar. Yardım gitmediği zaman ise Türkiye ne mücahitlere ne de Türkmenlere sahip çıkmıyor yaygarası kopardılar. Tabiri caizse her türlü “orospuluğa” başvurmaktan çekinmediler. Buna rağmen Türkmen Dağı da, Mücahitler de Türkiye'nin yardımları ile ayakta kalmayı başardı. Bütün bu olumsuzlukların Türkiye'yi yıkmaması üzerine yıllardır Çin'de devam eden komünizm ve zulümlerin suçlusu olarak yine Türkiye yem edilmek istendi. Sadece Uygurlu Türklere değil, 1950'den beri Çin'de bulunan bütün dini etnik gruplara uygulanan politikanın faturasını Türkiye'ye ödetmek isteyen zihniyet üst akıl tarafından gazlanıyor. Çekik gözlülere ait bütün video ve fotoğraflar medyaya servis ediliyor. Sebebi Uygur hassasiyeti değil. Sebebi Türkiye'yi olabildiğince hedef gösterme çabaları. PKK ve YPG tutup Filistin'de İsrail'in şehit ettiği çocukları Türkiye Cumhuriyeti ordusu Kürt Çocuklarını katletti diyerek medyaya servis edebiliyor. Türkiye'de her sakallının IŞİD'çi lanse edilmesi yanı sıra canlı yayında bir zamanlar bizim bile takdir ettiğimiz gazeteci Cüneyt Özdemir oğlu katledilen Yasin Börü'nünannesine, acısına bile saygı duymadan, utanmadan, ahlaksızca, kahpeliğin dibine vurarak “Oğlunuz Işidçi miydi?” sorusunu sorabiliyor.. Yani dostlarım, Müslümanlara yapılan bütün zulümler meşru gibi gösterilmeye çalışılırken, Müslümanların meşru müdafaaları ise terör olarak lanse ediliyor. Ve bu proje tek akıl tarafından yürütülüyor. Müslümanlar olarak özgüvenimiz hedef alınıyor. 3 tane PKK'lı caddede yürürken müthiş bir özgüvenle PKK'lı olduklarını haykırmaktan çekinmezken, yolda birbirinden habersiz yan yana yürüyen 30 tane adam ben Müslümanım diyemiyor ya da dinine saldıran, sokak ortasında fuhuş yapan, devletine söven 3 tane zibidiye ses çıkaramıyor. Çünkü 1 adam yanındaki diğer 29 adamın zihniyetini bilmiyor. Çünkü korkuyorlar. Çünkü birlik yok, vahdet yok. Ve düşmanın en büyük korkusu Recep Tayyip Erdoğan'ın son 15 yıldır Türkiye'de vahdete giden bütün yolları tekrar açma çabası... Recep Tayyip Erdoğan 15 yıldır verdiği iki yönlü mücadelede zaman kazandı. Silahını, tankını, uçağını üretebilmek için elzem olan potansiyele erişebilmenin gerektirdiği zamanı kazanmak için mücadele etti. Batı'nın eskisi gibi Türkiye'yi tek tokatta ya da tek manşette yıkamama sebebi artık onlara birçok hususta muhtaç olmayışımız. Silahımızı mı kesecekler? Kessinler. Tank mı satmayacaklar? Satmasınlar. Uçak mı vermeyecekler? Vermesinler. İşin acı yanı da bu aslında. Şu anda paraya ihtiyacı olan Batı bize karşı olsa da istediğimiz zaman, istediğimiz uçağı bize vermek zorunda. İçine kontrol edebilme amaçlı konan bütün çipler ve yazılımlar Türk mühendisler tarafından değiştiriliyor ve satın aldığımız uçakları istediğimiz gibi maniple edebiliyoruz. Zaten Türkiye'ye bunun için çok kızıyorlar. Dizlerinde büyüttükleri Musa onlara karşı koyuyor. Tarih tekerrür ediyor. “Kaderin üstünde bir kader vardır” planı tecelli ediyor. Artık Erdoğan'dan hiç olmadığı kadar çok korkuyorlar. Ve Erdoğan onlara karşı hiç olmadığı kadar acımasız davranıyor...Yazının devamını yarın okuyabilirsiniz... Allah'a emanet olun..

Bu yazı 16 Temmuz 2015 Perşembe tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1141 kez okundu.
Yazı Boyutu