Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl eski Başkanı sayın Onur Kaytan, İl Başkanlığı görevinden milletvekili aday adaylığı için istifa etmiş, bu istifasını ve aday adaylığı girişimini de sade bir basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştu. 

Basın toplantısının ardından kendisinden bir daha ses çıkmadı. "Sosyal medya hesaplarını her saat kontrol etmemize, denk geldiğimiz her yerde çalışma yapıp yapmadığını sormamıza rağmen" kendisinden bir şey duyamadık. 

Aktif olmasam da, yaklaşık 15 yıldır partili biri olarak, sayın Kaytan'ın bu durumu açıkçası beni tedirgin etmişti. Daha o günlerde iktidar partisi AK Parti'nin aday adayları 5 dakika bile yerinde durmazken (bu noktaya tekrar döneceğim) sayın Kaytan'ın sade bir basın açıklamasının ardından hiç bir çalışma yapmaması ve adaylığı adeta "garantiymiş" gibi davranmasına bir anlam verememiştim.

Sayın Kaytan'a adaylığının kesin olacağı, listeye ilk sıradan gireceği konusunda söz verilmiş olsa bile, bu tür sözlere güvenilmeyeceğini, benden daha iyi bildiği konusunda hiç bir şüphem de yoktu.

- Sayın Kaytan'ın il başkanlığı döneminde hem CHP, hem il örgütü, hem de ilçe örgütleri yararına çalışmaları muhakkak olmuştur. Kendisinden önceki il başkanı sayın Ali Keven gibi maddi manevi tüm imkanlarını seferber etmiş, yeri geldiğinde partide içilen çayın-şekerin giderini, ilan reklam giderlerini cebinden ödemiştir. Bunu inkar etmek Yozgat tabiriyle ekmeksizlik olur. Ama il başkanlığı ile milletvekili aday adaylığı birbirine karıştırılamayacak kadar farklı konulardır. -

Süreç içerisinde sayın Hasan Aslan Nurdoğdu, CHP'den ikinci aday adayı olarak karşımıza çıktı. Sayın Nurdoğdu, sayın Kaytan'dan daha sade ve kısa bir basın toplantısı ile aday adaylığını kamuoyuna açıkladı. Ardından kısa bir süre sonra gazetemize gerçekleştirdiği ziyaretinde üstüne basa basa; "Genel Başkanımız sayın Kılıçdaroğlu'nun ön seçim sözü üzerine, bir süre önce küstüğüm partime 2013 yılında geri döndüm, ardından çalışmalarıma başladım ve milletvekili aday adayı oldum. Bu süreden beri çalışmalarım devam ediyor. Gübre üreticisiyim, çiftçi dostuyum, tarım konusunda tecrübe sahibiyim. Kişisel çalışmalarım sayesinde çiftçilerimiz önceden 15 ton ürün aldığı tarlasından şimdi 17-18 ton ürün alıyor. Yozgat genelinde bulunan köylerin büyük bir kısmını, bazı bölgelerde bulunan köylerimizi de ikişer defa ziyaret ettim" diyordu.

Sayın Nurdoğdu'nun adaylığını açıklamasının ardından, sayın Kaytan'ın bu Cumartesi günü gerçekleştirilmesi planlanan ön seçimin iptali için genel merkez ile diyaloga girdiği, bu yönde çalışmalar yaptığı duyumlarını aldım. Bu duyumları Sayın Nurdoğdu da almış olacak ki, galiba iki gün sonraydı, CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na gönderdiği mektubu, sosyal medya hesabı üzerinden açık olarak paylaştı. 

Mektubundan yazacağım şu cümleler, mektup içeriğini ifade etmeye yetecektir; "Sayın Genel Başkanım, Parti Meclisi'nin almış olduğu kararda "Yozgat' ta önseçim yapılacaktır" söylemi üzerine aday adayı başvurumu yaptım. Önseçim yaparsanız aday adayı olurum, yoksa adaylığımı çekerim. Beni merkez atamasıyla atasanız bile ben kabul etmem. Yozgat'ta CHP'nin bir milletvekili çıkarması çok zor, ancak imkansız değil. Bunun tek şartı önseçimdir. Seçim Kanunu'nun 46. Maddesi'nde 2 veya 3 kişide olsa önseçim yapılabilir demektedir."

Sayın Nurdoğdu'nun, CHP Genel Merkezi'ne adeta rest çektiği bu mektubu kamuoyu ile paylaşmasından bir gün sonra da sayın Kaytan, kendi ofisinde düzenlediği basın toplantısı ile adaylıktan çekildiğini ve partisinden istifa ettiğini açıkladı. 
Yani her iki aday adayı da kendi kişisel ön seçimini yapmış oldu. 

*    *    *
Ve dün... 
Süreç içerisinde, "CHP ayağına kurşun mu sıkıyor?", "CHP ayağına kurşun sıktı" başlıkları altında yerel basında yer alan haberlerin ardından zaman zaman bilgisayar karşısına geçip, yarıya kadar yazıp sonra sildiğim bu yazının artık tamamlanması gerektiğini düşündüren olay gerçekleşti. 

Yerel gazetelerimizden birisinde, değer verdiğim bir kardeşim, sayın Kaytan'ın istifasının CHP Genel Merkezi tarafından kabul edilmesi haberini "CHP 'Onur'u bıraktı" başlığı ile manşetinden verdi. 

Yapılmaya çalışılan kelime oyununa rağmen her iki anlamda da "balon" bir başlık. Yani içi bomboş.

Başlıkta tırnak içerisinde yazılan 'Onur' kelimesi ile sayın Onur Kaytan kastedilmeye çalışılıyorsa eğer, doğrudur. CHP Genel Merkezi sayın Kaytan'ı bırakmıştır. 

Ama ne zaman?
Dün ya da önceki gün değil. 

Sayın Kaytan'ın isminin çizilme süreci, 2 Şubat 2015 günü yani 24. Dönem İzmir 2. Bölge Milletvekili sayın Mustafa Balbay'ın Yozgat'a geldiği gün başladı. 

Çünkü, bir siyasi partinin "genel başkanı", milletvekili aday listesinde yer alabilmek için ön seçime girmeyi kabul ederken, aynı partinin aday adayının ön seçimden kaçma gibi bir lüksü olamaz. 

Sayın Kaytan, ön seçim kararının değiştirilmeyeceğinden emin olduktan, genel merkez ile ipleri tamamını kopardıktan, isminin üzerini çizdirdikten sonra istifasını açıkladı. Yani sayın Kaytan istifasını açıklarken CHP Genel Merkezi sayın Kaytan'ı çoktan bırakmıştı.

Ancak istifa açıklamasında kullandığı "CHP iktidar olmamak için direniyor" gibi  bazı ifadeleri de kamuoyunda ve parti içerisinde üzüntü ile karşılanmıştır.

*    *    *

Başlıkta tırnak içerisinde yazılan 'Onur' kelimesi eğer cümle öğesi olarak kullanılmışsa; bu çok büyük bir hata ve gaflet göstergesidir. 

CHP'nin 'Onur'u Mustafa Kemal Atatürk'den gelmektedir. Yani sayın Kaytan da istifa etse, sayın Nurdoğdu da istifa etse, hatta ülke genelindeki tüm CHP milletvekili aday adayları "ön seçim yapılıyor veya yapılmıyor" gerekçesiyle toptan istifa etse bile, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 'Onur'una zerre kadar zarar gelmez.

Bunu düşünmek hatadan, manşetten yazmak ise cahiliyetten kaynaklanır.

Çünkü ön seçim, Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki demokrasi olduğunun göstergesidir. Halkın yapacağı tercihe saygı göstermek demektir. Diğer partilere de örnek olması gereken bir çalışmadır. 

4 yıl  başkanlık koltuğunda oturacaksın, milletvekili aday adayı olacaksın ama çalışma yapmayacaksın, gündemi takip etmeyeceksin - değerlendirmeyeceksin, gerekli zamanlarda sesini yükseltmeyeceksin, memlekette esen en ufak rüzgarda açıklama yapan aynı partinin ilçe başkanlarının yanında sessiz kalacaksın sonra da sırf Yozgat'ta ön seçim iptal edilmedi diye "CHP iktidar olmamak için direniyor" diyerek "golü attım" edalarıyla istifa edeceksin. 

Orada dur arkadaş!

Bugün gelinen noktada sayın Kaytan'ın, Cumhuriyet Halk Partisi için bir kayıp olmadığına inanıyorum. 

Kendisine karşı kişisel bir kinim veya alıp veremediğim yoktur. Allah yolunu da, bahtını da açık eylesin. 

Buraya kadar yazdıklarımla haklı olarak, birilerini kırmış olabilirim. Ama o başlık atılırken, birilerinin sessiz kalmayacağı, tepki göstereceği hesaba katılmalıydı. 

Asıl tepki vermesi gerekenlerin şu ana kadar sessiz kalması da ayrı tartışılacak bir konudur.

Yukarıda tekrar döneceğimi belirttiğim noktaya gelince;
AK Parti milletvekili aday adaylarının çalışmalarını takdir ile karşılıyorum. Süreç başından bu yana il temayülü, kamuoyu yoklaması, genel merkez mülakatları, STK temayülü gibi aşamalar geride kalmış olmasına rağmen, 'başından beri göz önünde olan aday adayları' genel olarak ilk günkü şevk ile çalışıyorlar. Heyecanları gözlerinden okunuyor. "Milletvekili adayı olamayabiliriz ama partimize kazandıracağımız bir oy bile bizim için büyük kazançtır" düşüncesiyle hareket ediyor, ilk günkü enerjilerinden bir şey kaybetmediklerini gösteriyorlar. 

DİPNOT;
AK Parti'de ön seçim olmamasına rağmen, Yozgat milletvekilliği için 45 aday adayı uyum, birlik ve ahenk içerisinde yarışırken, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ön seçim olduğu halde böyle olaylara tanık olmak gerçekten üzücü bir durum. 
"/> KİŞİSEL ÖN SEÇİM | Merhaba Yozgat Gazetesi

Son Dakika

KİŞİSEL ÖN SEÇİM

Yusuf BAÄžCI
yusufbagci@hotmail.com.tr
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl eski Başkanı sayın Onur Kaytan, İl Başkanlığı görevinden milletvekili aday adaylığı için istifa etmiş, bu istifasını ve aday adaylığı girişimini de sade bir basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştu. 

Basın toplantısının ardından kendisinden bir daha ses çıkmadı. "Sosyal medya hesaplarını her saat kontrol etmemize, denk geldiğimiz her yerde çalışma yapıp yapmadığını sormamıza rağmen" kendisinden bir şey duyamadık. 

Aktif olmasam da, yaklaşık 15 yıldır partili biri olarak, sayın Kaytan'ın bu durumu açıkçası beni tedirgin etmişti. Daha o günlerde iktidar partisi AK Parti'nin aday adayları 5 dakika bile yerinde durmazken (bu noktaya tekrar döneceğim) sayın Kaytan'ın sade bir basın açıklamasının ardından hiç bir çalışma yapmaması ve adaylığı adeta "garantiymiş" gibi davranmasına bir anlam verememiştim.

Sayın Kaytan'a adaylığının kesin olacağı, listeye ilk sıradan gireceği konusunda söz verilmiş olsa bile, bu tür sözlere güvenilmeyeceğini, benden daha iyi bildiği konusunda hiç bir şüphem de yoktu.

- Sayın Kaytan'ın il başkanlığı döneminde hem CHP, hem il örgütü, hem de ilçe örgütleri yararına çalışmaları muhakkak olmuştur. Kendisinden önceki il başkanı sayın Ali Keven gibi maddi manevi tüm imkanlarını seferber etmiş, yeri geldiğinde partide içilen çayın-şekerin giderini, ilan reklam giderlerini cebinden ödemiştir. Bunu inkar etmek Yozgat tabiriyle ekmeksizlik olur. Ama il başkanlığı ile milletvekili aday adaylığı birbirine karıştırılamayacak kadar farklı konulardır. -

Süreç içerisinde sayın Hasan Aslan Nurdoğdu, CHP'den ikinci aday adayı olarak karşımıza çıktı. Sayın Nurdoğdu, sayın Kaytan'dan daha sade ve kısa bir basın toplantısı ile aday adaylığını kamuoyuna açıkladı. Ardından kısa bir süre sonra gazetemize gerçekleştirdiği ziyaretinde üstüne basa basa; "Genel Başkanımız sayın Kılıçdaroğlu'nun ön seçim sözü üzerine, bir süre önce küstüğüm partime 2013 yılında geri döndüm, ardından çalışmalarıma başladım ve milletvekili aday adayı oldum. Bu süreden beri çalışmalarım devam ediyor. Gübre üreticisiyim, çiftçi dostuyum, tarım konusunda tecrübe sahibiyim. Kişisel çalışmalarım sayesinde çiftçilerimiz önceden 15 ton ürün aldığı tarlasından şimdi 17-18 ton ürün alıyor. Yozgat genelinde bulunan köylerin büyük bir kısmını, bazı bölgelerde bulunan köylerimizi de ikişer defa ziyaret ettim" diyordu.

Sayın Nurdoğdu'nun adaylığını açıklamasının ardından, sayın Kaytan'ın bu Cumartesi günü gerçekleştirilmesi planlanan ön seçimin iptali için genel merkez ile diyaloga girdiği, bu yönde çalışmalar yaptığı duyumlarını aldım. Bu duyumları Sayın Nurdoğdu da almış olacak ki, galiba iki gün sonraydı, CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na gönderdiği mektubu, sosyal medya hesabı üzerinden açık olarak paylaştı. 

Mektubundan yazacağım şu cümleler, mektup içeriğini ifade etmeye yetecektir; "Sayın Genel Başkanım, Parti Meclisi'nin almış olduğu kararda "Yozgat' ta önseçim yapılacaktır" söylemi üzerine aday adayı başvurumu yaptım. Önseçim yaparsanız aday adayı olurum, yoksa adaylığımı çekerim. Beni merkez atamasıyla atasanız bile ben kabul etmem. Yozgat'ta CHP'nin bir milletvekili çıkarması çok zor, ancak imkansız değil. Bunun tek şartı önseçimdir. Seçim Kanunu'nun 46. Maddesi'nde 2 veya 3 kişide olsa önseçim yapılabilir demektedir."

Sayın Nurdoğdu'nun, CHP Genel Merkezi'ne adeta rest çektiği bu mektubu kamuoyu ile paylaşmasından bir gün sonra da sayın Kaytan, kendi ofisinde düzenlediği basın toplantısı ile adaylıktan çekildiğini ve partisinden istifa ettiğini açıkladı. 
Yani her iki aday adayı da kendi kişisel ön seçimini yapmış oldu. 

*    *    *
Ve dün... 
Süreç içerisinde, "CHP ayağına kurşun mu sıkıyor?", "CHP ayağına kurşun sıktı" başlıkları altında yerel basında yer alan haberlerin ardından zaman zaman bilgisayar karşısına geçip, yarıya kadar yazıp sonra sildiğim bu yazının artık tamamlanması gerektiğini düşündüren olay gerçekleşti. 

Yerel gazetelerimizden birisinde, değer verdiğim bir kardeşim, sayın Kaytan'ın istifasının CHP Genel Merkezi tarafından kabul edilmesi haberini "CHP 'Onur'u bıraktı" başlığı ile manşetinden verdi. 

Yapılmaya çalışılan kelime oyununa rağmen her iki anlamda da "balon" bir başlık. Yani içi bomboş.

Başlıkta tırnak içerisinde yazılan 'Onur' kelimesi ile sayın Onur Kaytan kastedilmeye çalışılıyorsa eğer, doğrudur. CHP Genel Merkezi sayın Kaytan'ı bırakmıştır. 

Ama ne zaman?
Dün ya da önceki gün değil. 

Sayın Kaytan'ın isminin çizilme süreci, 2 Şubat 2015 günü yani 24. Dönem İzmir 2. Bölge Milletvekili sayın Mustafa Balbay'ın Yozgat'a geldiği gün başladı. 

Çünkü, bir siyasi partinin "genel başkanı", milletvekili aday listesinde yer alabilmek için ön seçime girmeyi kabul ederken, aynı partinin aday adayının ön seçimden kaçma gibi bir lüksü olamaz. 

Sayın Kaytan, ön seçim kararının değiştirilmeyeceğinden emin olduktan, genel merkez ile ipleri tamamını kopardıktan, isminin üzerini çizdirdikten sonra istifasını açıkladı. Yani sayın Kaytan istifasını açıklarken CHP Genel Merkezi sayın Kaytan'ı çoktan bırakmıştı.

Ancak istifa açıklamasında kullandığı "CHP iktidar olmamak için direniyor" gibi  bazı ifadeleri de kamuoyunda ve parti içerisinde üzüntü ile karşılanmıştır.

*    *    *

Başlıkta tırnak içerisinde yazılan 'Onur' kelimesi eğer cümle öğesi olarak kullanılmışsa; bu çok büyük bir hata ve gaflet göstergesidir. 

CHP'nin 'Onur'u Mustafa Kemal Atatürk'den gelmektedir. Yani sayın Kaytan da istifa etse, sayın Nurdoğdu da istifa etse, hatta ülke genelindeki tüm CHP milletvekili aday adayları "ön seçim yapılıyor veya yapılmıyor" gerekçesiyle toptan istifa etse bile, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 'Onur'una zerre kadar zarar gelmez.

Bunu düşünmek hatadan, manşetten yazmak ise cahiliyetten kaynaklanır.

Çünkü ön seçim, Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki demokrasi olduğunun göstergesidir. Halkın yapacağı tercihe saygı göstermek demektir. Diğer partilere de örnek olması gereken bir çalışmadır. 

4 yıl  başkanlık koltuğunda oturacaksın, milletvekili aday adayı olacaksın ama çalışma yapmayacaksın, gündemi takip etmeyeceksin - değerlendirmeyeceksin, gerekli zamanlarda sesini yükseltmeyeceksin, memlekette esen en ufak rüzgarda açıklama yapan aynı partinin ilçe başkanlarının yanında sessiz kalacaksın sonra da sırf Yozgat'ta ön seçim iptal edilmedi diye "CHP iktidar olmamak için direniyor" diyerek "golü attım" edalarıyla istifa edeceksin. 

Orada dur arkadaş!

Bugün gelinen noktada sayın Kaytan'ın, Cumhuriyet Halk Partisi için bir kayıp olmadığına inanıyorum. 

Kendisine karşı kişisel bir kinim veya alıp veremediğim yoktur. Allah yolunu da, bahtını da açık eylesin. 

Buraya kadar yazdıklarımla haklı olarak, birilerini kırmış olabilirim. Ama o başlık atılırken, birilerinin sessiz kalmayacağı, tepki göstereceği hesaba katılmalıydı. 

Asıl tepki vermesi gerekenlerin şu ana kadar sessiz kalması da ayrı tartışılacak bir konudur.

Yukarıda tekrar döneceğimi belirttiğim noktaya gelince;
AK Parti milletvekili aday adaylarının çalışmalarını takdir ile karşılıyorum. Süreç başından bu yana il temayülü, kamuoyu yoklaması, genel merkez mülakatları, STK temayülü gibi aşamalar geride kalmış olmasına rağmen, 'başından beri göz önünde olan aday adayları' genel olarak ilk günkü şevk ile çalışıyorlar. Heyecanları gözlerinden okunuyor. "Milletvekili adayı olamayabiliriz ama partimize kazandıracağımız bir oy bile bizim için büyük kazançtır" düşüncesiyle hareket ediyor, ilk günkü enerjilerinden bir şey kaybetmediklerini gösteriyorlar. 

DİPNOT;
AK Parti'de ön seçim olmamasına rağmen, Yozgat milletvekilliği için 45 aday adayı uyum, birlik ve ahenk içerisinde yarışırken, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ön seçim olduğu halde böyle olaylara tanık olmak gerçekten üzücü bir durum. 

Bu yazı 26 Mart 2015 Perşembe tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1395 kez okundu.
Yazı Boyutu