Son Dakika

İYİ OLACAK HASTANIN AYAğINA GELEN DOKTOR

Mehmet İhsan Varol
mehmetihsanvarol@yandex.com
Öncelikle hayırlı olsun demekle yazıma başlamak isterim. Birine kırk gün deli dersen deli olurmuş. Teşbihte hata olmaz, biz de o misal bir de buradan hayırlı olsun diyelim ki yeni dönem memleketimize ve hemşerilerimize hayırlar getirsin. Malum, seçimlerden sonra başkana hayırlı olsun ziyaretleri olur. Biz de de aynı durum söz konusu lakin bir gariplik var bu ziyaretlerde. Yozgatlı makama adeta akın ediyor. Bırakın Yozgat’ı şehir dışında yaşayan hemşerilerimiz de öyle. Telefonlar, mesajlar, çiçekler… Önceki başkanlarda böylesi bir yoğunluğa şahit olmamıştık. Kurum müdürleri, valisi, partilisi ve başkanın kendi tarafı gelir hayırlı olsun derler ve biterdi, görüyoruz ki bu kez çok farklı. Makama girenin, çıkanın haddi hesabı yok. Yirmi kişi giriyor on beş kişi çıkıyor, mesai kavramı diye de bir şey kalmamış artık. Kazım Bey başkan oldu olalı mesai kavramını, hafta sonunu unutmuş gözüküyor. Gecesini gündüzüne şimdiden kattı, haydi hayırlısı bakalım. ‘Hayırlı olsun’a gelenler konusunda ise kafamız karışmadı değil. Ya birden bire herkes ‘Kazım Arslan’cı oldu, kendi menfaatleri gereği başkana şirinlik yapıyorlar ya da Kazım Arslan’dan beklenti gerçekten çok ama çok yüksek. Beklentiden kastı belediyecilik konusunda aklımıza gelebilecek her alanda yaşanabilir, kaliteli bir memleket ve yıllardır özlenen adil yönetim olarak anlıyoruz . Peki bu mümkün müdür derseniz, bence evet. Kazım Arslan’ı makam bilen, yönetim bilen, insan, değer, kıymet bilen, en önemlisi siyaset bilen, işini ciddiye alan bir kimse olarak tanıyoruz. Kazım Arslan elbette önceki başkanların yaşadığı sıkıntılara da dikkat etmelidir. Her yeni makam sahibi iyi niyetlerle işe başlar. Hayırlı olsun ziyaretlerinin ardından etrafına yalaka ve goygoycu ekipler başkanı gerçek hayattan izole eder. Makama oturan da bu durumda kafasını kaldırıp çevresine bakamaz. Ne, yola çıktığı arkadaşlarının söylediği gerçekleri duyabilir ne de halkı görebilir. İnsanoğlu fıtratı gereği dostlarının anlattığı acı gerçekleri dinlemekten pek hazetmez çünkü yalaka tayfasının “padişahım çok yaşa”ları daha hoş gelir. Doğrunun ne olduğunu bildikleri halde nefislerine yenik düşer ve de egolarını tatminin peşinde sürüklenirler. Dolayısıyla ne halka ne de memlekete bir hayırları olmadığı gibi şehri bir o kadar da geriye götürürler. Başarıları mı? Sadece ama sadece kendi dönemlerine ait yeni üç beş çapulcu zengin çıkarıverirler o kadar. Ben Dr. Kazım Arslan’ın böyle bir duruma fırsat vermeyeceğini düşünüyorum ama yine de hatırlatmakta fayda var. Kendisi genç yaşlarda müdürlük yapmış, makam, mevki görmüş, çeşitli partilerde yüksek mertebelerde görevler almış, otuz üç yaşında ise millete vekillik yapma imkanı bulmuş ama karakterinde herhangi bir değişiklik olmamış, dürüst, güvenilir bir kimse olarak tanınmıştır. Rakip siyasilere bile “yemez, yedirmez, dürüst adam” dedirtebilmiş, bu konuda tescillenmiş, sağlam karekterli, cesur yürekli biri olduğu toplum nazarında aşikardır. Başkan ziyaretlerle birlikte aynı zamanda birimleri tanımak için mesai yapıyor. Müdürler brifing verip, birimleri hakkında doğru ya da yanlış, mübalağalı ya da mübalağasız raporlar sunuyor. Benim tanıdığım başkan raporları doğru, yanlış ayırt etmeden inceler. Sanırım bu doktorluktan gelen güzel bir alışkanlık. Hastaların şikâyetini dinler de dinler. Sonra teşhisini koyar, kim ne kadar şovmen, kim ne kadar senarist. Ama dinleme işi bitince tedaviye, belki de ameliyata sevk başlar. Ãœşenmez takip eder, belki de ilk neşteri kendisi atar. Bir taraftan birim müdür ve şeflerine de hak vermek gerekir. İdare, başkan, müdürünün arkasında, personelinin yanında durmazsa aldığı kararları ahbap-çavuş ilişkisine dönderip personelini, müdürünü sap gibi ortada koyarsa o bizim adamımız, o bizim partilimiz, onu görme, buna dokunma derse o zaman tüm ihanet ve sorumsuzluk elbette idarenin ve başkanın olur. Gerçi, at sahibine göre kişnermiş derler ya henüz birkaç gün geçmesine rağmen bakıyorum da gözlerime inanamıyorum. Temizlik elemanlarının iştahlı, düzenli, tam da olması gerektiği gibi yaptıkları hizmetleri görüyorum. Adı olup kendi gözükmeyen zabıtanın, ekip halinde kaldırımları dizayn etme uğraşında olduğunu görüyorum. Anlayacağınız tüm birimler teyakkuz halinde. Ameller niyetlere göredir. Biliyorum ki başkanın niyeti önce Hakkın rızasını sonra halkın rızasını kazanmaktır. İyi yönetim, elbette ekip işidir, zihniyet işidir. O zaman birileri homurdanmayı bıraksın. İşe de kafaları değiştirmekle başlansın. Bırakın, başkan kendi ekibini kursun. Tüm sorumluluk başkan ve ekibinin olsun. Her gerçek bir hayalle başlar, Yozgatlı iyi niyetlerle güzel hayaller kurdu ve hayallerinin peşinden gitti. Niyet hayır, akıbet hayır olsun. Yozgat artık kazanmaya başlasın. Selam ve Muhabbetlerimle…

Bu yazı 14 Nisan 2014 Pazartesi tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2174 kez okundu.
Yazı Boyutu