Başbakan Erdoğan dün Bursa'da bir miting gerçekleştirdi. Bu miting daha önce eşi benzeri görülmeyen çok önemli açıklamalara sahne oldu. Öyle ki, mitingin en can alıcı noktasını  “Şimdi mahkeme kararları çıktı. Twitteri, hepsini kökten kaldıracağız. Bunun özgürlükle alakası yok. Özgürlük birinin mahremine girmek değildir. Özgürlük devletin sırlarını uluslararası yerlere vermek değildir. Buna fırsat vermeyeceğiz. Süratle bu adımları atıyoruz. Ãœlkemizin birliği burada söz konusu. Ãœlkeme fitne sokmak isteyen, ister ulusal, olsun ister uluslar arası olsun karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve bizi bulacaktır. Hiç endişeniz olmasın. Bize verdiğiniz bu güç olmasa biz bu adımları atabilir miyiz? Siz bize bu gücü verdiniz, öyleyse bu adımları atacağız.” cümleleri oluşturdu. 

"Yasak"¨kelimesi, kelime anlamıyla özgürlük kelimesi ile şafak şafağa gelen en zıt kelime.

Türk Dil Kurumu'nun internet sitesinde "Kaldırmak" kelimesinin tam karşılığı "Yok etmek, ortadan silmek"olarak belirtiliyor. ('ortadan silmek' için bir açıklama konmamış.)

Bu ülkede geçtiğimiz yıllarda da çok şey yasaklandı - kaldırıldı. Hatırlarsınız. 18 yaşından küçüklere sigara satılması mesela. Sanıldı ki biz esnafa, 18 yaşından küçüklere sigara sattırmazsak onlar da içmeyecek. Ne yazık ki öyle olmadı. Sokaklara bakarsanız sonucu görürsünüz.

Tekel bayilerinin akşam 22.00'den sonra alkollü içki satması yasaklandı. Sanıldı ki alemciler, akşam 22.00'den sonra alkol satılmazsa, bulamayacakları için içemeyecekler. Oysa alemler en ufak bir sekteye uğramadan devam ediyor. Tekel bayii işletmecileri "İşlerimizde hiç bir şekilde azalma söz konusu olmadı" şeklinde gazetelere boy boy beyanat verdiler.

Yozgat Belediyesi de geçtiğimiz yıllarda, Cumhuriyet Meydanı'nda çekirdek yemenin yasaklaması konusunu gündeme getirmişti. Sonra birileri çıkıp "Efendiler siz ne yapıyorsunuz? Meydanın muhtelif yerlerine çöp kutusu koyarsanız, bu yıl olmasa da gelecek yıla halk alışır, çekirdek kabuklarını çöpe atar" dedi olay kapandı.

Kapatma girişiminin tek sebebi, ülkenin birlik ve beraberliğini tehdit eden bir durumun olmasıdır. Yani hiç kimse bunun altında başka bir sebep aramasın. Sayın Başbakan'a yönelik youtube, facebook veya twitter'dan yapılan saldırılar, tape videoları akla gelmesin. Sayın Başbakan'ın kendini aklamak için, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birliği bütünlüğü tehlikede" maskesi arkasına saklanacak kadar ucuz bir şahsiyet olmadığını bu millet çok iyi biliyor.

Aslına bakarsanız, sorunu irdelemek, çözüm yolları konusunda kafa yormak virajlı bir yol. Yasaklamak işin en kolay, kıvırma yolu.

Aynı zamanda, yasaklanan konu hakkında ne kadar aciz, çaresiz olunduğunun da en bariz göstergesi. "Bu konu hakkında yapabileceğim her şeyi yaptım, bu noktada kilitlendim, başka çözüm yolu yok. Yasaklıyorum" anlamına gelir.,

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sırlarını saklamaktan aciz ise veya bu işin sorumlularını bulamıyorsa ya da bulduğu, bildiği halde hakkında hukuki süreç başlatamıyorsa, bu durum karşısında facebook, youtube, twitter kullanıcısının ne suçu var?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet olarak görevini yerine getiremez, sonra da faturasını internet kullanıcısına keserse bu haksızlıktır. Eğer ülkenin birliği twitter ile tehlikeye giriyorsa, ortada çok ciddi bir sorun vardır demektir. Bu sorun karşısında twitter kapatılacağına ülkenin birliği ve bütünlüğünün sağlamlığı sorgulanmalıdır.

facebook, youtube, twitter yasaklandı diyelim. Bunlar koskoca bir ordu içinde 3 tane uygulama. Binlerce sosyal medya uygulaması kalacak geride. Onlar nasıl yakalanacak, yasaklanacak? Bir mucize oldu, tamamı yasaklandı diyelim. Yenileri mantar gibi türemeyecek mi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi sırlarını koruyamadıktan sonra, çözüm interneti yasaklamaya kadar gider.

Uzun lafın kısası, istediğini istediğin kadar yasakla, çözüm bu değil. Fikri, niyeti, kanı bozuk olan, iğne deliğinden bile geçerek istediğini istediği gibi yapar.  Önemli olan eşeğini sağlam kazığa bağlamaktır.

"/> YASAKLAMAK ÇÖZÜM MÜ? | Merhaba Yozgat Gazetesi

Son Dakika

YASAKLAMAK ÇÖZÜM MÜ?

Yusuf BAÄžCI
yusufbagci@hotmail.com.tr

Başbakan Erdoğan dün Bursa'da bir miting gerçekleştirdi. Bu miting daha önce eşi benzeri görülmeyen çok önemli açıklamalara sahne oldu. Öyle ki, mitingin en can alıcı noktasını  “Şimdi mahkeme kararları çıktı. Twitteri, hepsini kökten kaldıracağız. Bunun özgürlükle alakası yok. Özgürlük birinin mahremine girmek değildir. Özgürlük devletin sırlarını uluslararası yerlere vermek değildir. Buna fırsat vermeyeceğiz. Süratle bu adımları atıyoruz. Ãœlkemizin birliği burada söz konusu. Ãœlkeme fitne sokmak isteyen, ister ulusal, olsun ister uluslar arası olsun karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve bizi bulacaktır. Hiç endişeniz olmasın. Bize verdiğiniz bu güç olmasa biz bu adımları atabilir miyiz? Siz bize bu gücü verdiniz, öyleyse bu adımları atacağız.” cümleleri oluşturdu. 

"Yasak"¨kelimesi, kelime anlamıyla özgürlük kelimesi ile şafak şafağa gelen en zıt kelime.

Türk Dil Kurumu'nun internet sitesinde "Kaldırmak" kelimesinin tam karşılığı "Yok etmek, ortadan silmek"olarak belirtiliyor. ('ortadan silmek' için bir açıklama konmamış.)

Bu ülkede geçtiğimiz yıllarda da çok şey yasaklandı - kaldırıldı. Hatırlarsınız. 18 yaşından küçüklere sigara satılması mesela. Sanıldı ki biz esnafa, 18 yaşından küçüklere sigara sattırmazsak onlar da içmeyecek. Ne yazık ki öyle olmadı. Sokaklara bakarsanız sonucu görürsünüz.

Tekel bayilerinin akşam 22.00'den sonra alkollü içki satması yasaklandı. Sanıldı ki alemciler, akşam 22.00'den sonra alkol satılmazsa, bulamayacakları için içemeyecekler. Oysa alemler en ufak bir sekteye uğramadan devam ediyor. Tekel bayii işletmecileri "İşlerimizde hiç bir şekilde azalma söz konusu olmadı" şeklinde gazetelere boy boy beyanat verdiler.

Yozgat Belediyesi de geçtiğimiz yıllarda, Cumhuriyet Meydanı'nda çekirdek yemenin yasaklaması konusunu gündeme getirmişti. Sonra birileri çıkıp "Efendiler siz ne yapıyorsunuz? Meydanın muhtelif yerlerine çöp kutusu koyarsanız, bu yıl olmasa da gelecek yıla halk alışır, çekirdek kabuklarını çöpe atar" dedi olay kapandı.

Kapatma girişiminin tek sebebi, ülkenin birlik ve beraberliğini tehdit eden bir durumun olmasıdır. Yani hiç kimse bunun altında başka bir sebep aramasın. Sayın Başbakan'a yönelik youtube, facebook veya twitter'dan yapılan saldırılar, tape videoları akla gelmesin. Sayın Başbakan'ın kendini aklamak için, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birliği bütünlüğü tehlikede" maskesi arkasına saklanacak kadar ucuz bir şahsiyet olmadığını bu millet çok iyi biliyor.

Aslına bakarsanız, sorunu irdelemek, çözüm yolları konusunda kafa yormak virajlı bir yol. Yasaklamak işin en kolay, kıvırma yolu.

Aynı zamanda, yasaklanan konu hakkında ne kadar aciz, çaresiz olunduğunun da en bariz göstergesi. "Bu konu hakkında yapabileceğim her şeyi yaptım, bu noktada kilitlendim, başka çözüm yolu yok. Yasaklıyorum" anlamına gelir.,

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sırlarını saklamaktan aciz ise veya bu işin sorumlularını bulamıyorsa ya da bulduğu, bildiği halde hakkında hukuki süreç başlatamıyorsa, bu durum karşısında facebook, youtube, twitter kullanıcısının ne suçu var?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet olarak görevini yerine getiremez, sonra da faturasını internet kullanıcısına keserse bu haksızlıktır. Eğer ülkenin birliği twitter ile tehlikeye giriyorsa, ortada çok ciddi bir sorun vardır demektir. Bu sorun karşısında twitter kapatılacağına ülkenin birliği ve bütünlüğünün sağlamlığı sorgulanmalıdır.

facebook, youtube, twitter yasaklandı diyelim. Bunlar koskoca bir ordu içinde 3 tane uygulama. Binlerce sosyal medya uygulaması kalacak geride. Onlar nasıl yakalanacak, yasaklanacak? Bir mucize oldu, tamamı yasaklandı diyelim. Yenileri mantar gibi türemeyecek mi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi sırlarını koruyamadıktan sonra, çözüm interneti yasaklamaya kadar gider.

Uzun lafın kısası, istediğini istediğin kadar yasakla, çözüm bu değil. Fikri, niyeti, kanı bozuk olan, iğne deliğinden bile geçerek istediğini istediği gibi yapar.  Önemli olan eşeğini sağlam kazığa bağlamaktır.


Bu yazı 21 Mart 2014 Cuma tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1667 kez okundu.
Yazı Boyutu