Son Dakika

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAMIZ

Mevlüt Özcan
merhabayozgat@hotmail.com
Bugünlerde ülkemizin önde gelen âlimlerinden ve âriflerinden Tahir Büyükkörükçü hocamızın ahirete irtihalinin üçüncü yıldönümünü yaşıyoruz. Merhum hocamız herkes gibi benim için de çok mana ifade eder. Kur’an-ı Kerim’i merhum babamdan, dini şuurumu Tahir hocamdan öğrendim. Şimdilerde sıklıkla Konya’ya giderim, gittiğimde Hacı Veyiszade Mustafa Efendi’yi ve Tahir hocamı ziyaret eder kendilerine Fatiha okurum. Orta ve Lise tahsilimi Konya İmam Hatip Okulu’nda okudum. Cum’a, Bayram ve kandillerde hep Tahir hocamı dinledim. Bir bayram gününde vücudumda kan çıbanları çıkmış, acı içinde kıvranıyordum. Erkenden kalkıp Tahir hocamı dinlemeye gittim. Konuştukları şimdilerde konuşmuş gibi aklımdadır. Allah (c.c.) mekânını cennet eylesin. Yine ülkemizin önde gelen âlim ve evliyalarımızdan merhum Ali Ulvi Kurucu hocamız (Medine-i Münevvere’de yaşadı ve orada metfundur) Büyükkörükçü ile ilgili şu bilgiyi vermiştir. (Hatırat, C/3, Sf: 355 - 362) “1947 yılında Hacca izin verilmişti. 1949’da amcam ve Konya’dan bazı âlimlerinden İsa Ruhi Efendi idi. Kendisiyle Mekke’de görüştüm. Bana yetişen genç âlimlerden Tahir Büyükkörükçü’den bahsetti. Çok merak ettim. Hocayı her Konyalıdan sordum. Birkaç yıl sonra bu zat hacca geldi. Eskiden İkindi ile Akşam arasında Harim-i Şerif’te vaaz verilirdi. Tahir hocaefendi de vaazlara çıktı. Günlerce Türk hacılarıyla birlikte ben de onu dinledim. Bir buçuk, iki saat dinlerdik. Cemaati pürdikkat dinletirdi. Bu durum bilgiyle beraber başka vasıflara da sahip olmayı icap ettirir. En önemlisi ihlas ve söylediğinde samimiyet lâzımdır. Sonraki senelerde de geldi. Sohbetlerimiz devam etti. Kendisine olan sevgim arttı. 1955’de bir ay Konya’ya geldim. Her gece sohbetlerimiz oldu. Tahir Büyükkörükçü hoca bir ara siyasete de girdi. Konya’dan milletvekili seçildi. Partisi kapatılıp dava açılınca, beş sene de zindan çilesini çekti. Samimi, dindar, hak yemez, halkı tanır ve yapılacak şeyi bilir insanların, siyasetten uzak kalmaları, memleketi, devleti ehil olmayan, hatta çıkarcı ve kötü olan kimselerin eline terk etmek günah değil mi?Tahir Büyükkörükçü Burdur’a Konya’dan sürgün edildi. Burdurlular Hoca’ya çok duâ ediyorlardı. Kendisini Burdur’da iken dinlemiş olan büyük edip ve şair Necip Fazıl Kısakürek bey’in beğenmesinden ne mübarek bir zat olduğu anlaşılır. Necip Fazıl kendisini dinledikten sonra tebrik etmiş ve şunları söylemiş: “Tahir Büyükkörükçü’yü, bir çölde, bir çorak vadide yetişmiş bir güle benzettim. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ndan sonra, Arapça okumak, din ilimlerini tahsil etmek şöyle dursun, Kur’an-ı Kerim’in bile yasak olduğu bir devirde, böyle bir vaiz, böyle anlayışlı bir insan, söylediklerini, benim gibi müşkülperest bir kimseye dahi dinletebiliyorsa, bu kabiliyeti bir deha eseri ve bunu İslâm’ın bir mucizesi olarak sayarım. İslâm, meyvelerini ve mucize şafağı ufuklardan sökmeye başladı… Tahir Hoca, Haremeyn’e âşıktır. 24 saatin 16 saatini Harem-i Şerif’te geçirir. İbadetten zevk alır. Ne zaman görürseniz; Kur’an-ı Kerim okuyordur. Gelenlerin problemlerini çözer. Çarşı-pazara çıkmaz. Bütün vaktini Harem’de geçirir.” Bir Allah dostu, başka bir Allah dostunu böyle tanıtıyor. Bunlar birer hüsn-ü şehadet. Allah cümlemize böyle dostlar ve hüsn-ü şehadetler nasip etmesi duâlarımla…

Bu yazı 06 Mart 2014 Perşembe tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2198 kez okundu.
Yazı Boyutu