Son Dakika

YOZGAT’TA ÇİğDEM GELENEğİ

Nuh ÅžAHİN
merhabayozgat@hotmail.com
ÇİÄžDEM: Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, yumrulu bir kır bitkisi. Çiğdem baharın cemreler düşerken ilk açan çiçeğidir. Çiğdemden birkaç gün sonra da aliöksüz dediğimiz yöresel olarak aloğsüz adıyla bilinen mor- eflatun rengindeki türü açar. Çiğdem pilavı, Yozgat yöresinde daha yoğun olarak uygulanan Çiğdem gezmesi adlı baharın başlangıç kutlamaları ya da bir başka adıyla Hıdırellez(Yozgat şivesinde: Eğrice ya da Ağrice) ve Nevruz kutlamaları çerçevesinde, çocukların ev ev gezerek topladıkları yemeklik malzemeyle yapılan pilav türü.Bahar Pilavı olarak da bilinir. Çocuklar, önceden hazırladıkları ucu sivriltilmiş küsküç adı verilen çiğdem kazıklarıyla baharın müjdecisi sayılan çiğdemleri topraktan sökmekle işe başlarlar. Çiğdemin topraktan sökümü kolay değildir. Toprağın kisli ve kökünün de derinlerde olması sebebiyle zordur. Hatta " her zaman çiğdem çıkmaz, bazen de küsküç kırılır . Karaçalı tabir edilen ağaçcığın dalı kesilerek dikenlerine toplanan çiğdemlerin soğanları saplanır. Çiğdemlerin asılı olduğu bu dal parçası ev ev gezdirilerek mâniler eşliğinde pilavlık malzeme (genelde yağ ve bulgur) toplanır. Bu mâniler arasında en yaygını " çiğdem çiğdem çiçecik[2]; ebem oğlu göçecik[3]; yağ verenin oğlu olsun; bulgur verenin kızı olsun " ya da "çiğdem çiğdem çiçecik; ebem oğlu köçecik; çiğdem geldi yapıya; bahşiş getirin kapıya " mânisidir. Yağ veren ev sahibine "yağı verenin oğlu olsun" denir ve bir tutam sarı çiğdem sunulur, bulgur verene ise "bulgur verenin kızı olsun" denir ve mor çiğdem uzatılır. Mâniyi duyup da kapıyı açmayan ev sahibine " dam başında boyunduruk; bekleye bekleye yorulduk; bahşiş verirsen giderik; yoksa akşama dek dururuk " biçiminde bir mâniyle serzenişte bulunulur. Yalnız yağ ve bulgur toplanmaz, uygun olan yiyecekler ve para da alınır ve pilavlık malzeme ayrıldıktan sonra kalanlar çocuklar arasında bölüşülür. Pilavlık malzeme büyüklerin yardımıyla pilav yapılır ve içine de soyulmuş çiğdem yumruları konur. Hep birlikte yenilen ve eğlenilen bu geleneği, şehirlere göç vermeyip hâlâ köy olarak varlığını sürdüren tek tük yörelerde görmek mümkündür. ÇİÄžDEM ÇİÇEÄžİ KölKökleri yumrulu bir güzel gelin, İlkbİlkbaharahar gelince açar kırlarda, TebTebessüm ediyor dokunsa elin! SevSevinçten coşarak koşar kırlarda. SarıSarımsı, mavimsi renkleri vardır, YorYorganı üstünde bir tutam kardır, İns İnsanana vefalı en güzel yârdır! Mis Mis gibi kokuyu saçar kırlarda. BizlBizlerden ne ekmek, ne de su ister, RazRazıdır şefkatli elini göster, BöcBöcekle sevdalı gelini süsler, GecGeceler hüzünlü geçer kırlarda. ÇoÇocukların ona sevgisi bitmez, PilaPilavın lezzeti damaktan gitmez, Bir Bir düzine çiçek bir çiğdem etmez, KöKökünden suyunu içer kırlarda. BahBaharın kırlarda onu ararım, GörGörmezsem nergise, güle sorarım, BulBulunca hasretle göğsüm sararım, ZaliZalime karşılık naçar kırlarda! Nuh’um der âlemde yok böyle güzel, YapYaprakları zarif, tohumu özel, İlhaİlham alır ondan türküyle, gazel, KüsKüstü mü insandan kaçar kırlarda. Nuh Şahin

Bu yazı 05 Mart 2014 Çarşamba tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1981 kez okundu.
Yazı Boyutu