Son Dakika

İNCE AYAR

Mehmet İhsan Varol
mehmetihsanvarol@yandex.com
Geçtiğimiz hafta Ak Parti Yozgat Teşkilatları, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi'nde yer alacak isimleri belirledi. İsimler belirlendi belirlenmesine ama bu isimler parti içi ve dışında herkesi farklı şeyler düşünmeye sevk etti. Bu isimler, sıradan, kimin kimi isterse yazdığı bir listeden ibaret değil. Parti genel merkezinin birçok kriteri var bu isimlerin belirlenmesinde. Mesela yaş ortalaması, teknik donanıma sahip aday bulundurma, bayan aday bulundurma, üniversite mezunu aday bulundurma şartları vs. Belirlenen isimlerin bir taraftan bu kriterlere uyması isteniyor, bir taraftan da şehrin geleceğine yön verebilecek kimseler olması gerekiyor. Anlayacağınız il ve ilçe teşkilatlarının işi çok çok zor. Bir de aradığınız kriterlere uyacak adam gibi adamları bulmak, müracaat etmeyenlere de teklif götürmek gerçekten zor zanaat. Müracaat etmeyenler ise yok şimdi isteriz yazmazlar, adımız kötüye çıkar, yüzümüz eskir düşüncesinde olanlar, ne getirisi var, parası yok, pulu yok, bir de zamanım gidecek diyenler, vebal düşünüp duygusal davrananlar yok mu, elbette çok. Tüm bu olumsuzlukları düşününce yazdığı isimler nedeniyle çokça eleştirilen teşkilata hak vermek gerektiğini düşünüyorum. Aslına bakarsanız bunlar da gayet normal şeyler. Bu tür listeler hiçbir zaman kimseyi yüzde yüz memnun etmemiştir zaten. Bu durumlarda düşünce farklılıkları, tarafgirlik sürekli kısır çekişmelere sahne olur. Bu iş ekip işi ise tüm kriterleri sağlayan adaya bu hak verilmeli ve bu işin tüm sorumluluğu da ondan sorulmalıdır. Böyle olunca en azından kimsenin bahanesi kalmaz. Bir taraftan da şöyle bir eleştiri getirilebilir. Bundan önceki Belediye Meclisi üyeleri ne iş yapmış ki şimdikilerden beklenti ne? Belediye meclisi neye itiraz etmiş, neyi üretmiş, bu memleket için neyi başkanlara diretmiş, elbette hiçbir şeyi. Ya başkan ya da yardımcıları bir şeyler üretir, meclise getirir, başkanın isteği üzerine onay verilir veya verilmez. Düşünün bir kere Belediye Meclis Ãœyesi tıpkı il, ilçe yönetimi, kadın kolları veya gençlik kolları gibi herhangi bir ücrete tabi olan makamlar değildir. Buralar tam tersine gönüllülük esasında çalışılan alanlardır. Fakat listeler hazırlanırken dışarıdan bazı kimselerin, doğrudan kendilerinde ısrarcı olmak yerine, kendi emellerine veya siyasi kariyerlerine hizmet ettirebileceği kimseleri listeye ekletme gayretleri içerisinde oldukları da net bir şekilde görülmektedir. Böyle bir durumda ise bunun adının ?Yozgat'a hizmet' değil, ?kendi çıkarlarına hizmet' listesinden öteye gitmeyeceği de bir gerçektir. Geçenlerde sosyal medyada bir arkadaş şöyle bir şey paylaşmış: “Başbakanım sen olmasan, ne bu milletvekillerine, ne bu meclis üyelerine oy veririm. Ama sen varsın.” Bundan sadece şunu anlamak mümkün: Ak Parti'de tek bir gerçek var o da Recep Tayip Erdoğan, gerisi teferruat. Ak Parti'ye oy verenlerin birçoğu da eminim bu arkadaşla aynı fikirde. Onun için şu an görev yapan gerek teşkilattakiler gerek meclisler için seçilen isimlere yapılacak en büyük çağrı bence şu olmalıdır; “Bu yola kefenimi giydim de çıktım” diyerek kelle koltukta gezen bir başbakanın sermayesini tüketmeyiniz. Seçen veya seçilenler için partilerin dini olmaz, mezhebi olmaz, meşrebi olmaz, olamaz. Elbette dava partileri, ülküsü olan partiler vardır ama bunların da toplumun tümünü kucaklamaya güçleri yetmez çünkü o partinin varoluş sebebi olan bazı kırmızı çizgileri vardır. İsteseler bile bu çizgiler çoğu zaman ayaklarına takılır ve bunu aşmaları mümkün olmaz. Ak Parti ise bu konuda diğerlerinden farklı bir duruş sergiliyor. Nedir bu farklılık derseniz, parti politikalarını sadece ama sadece ?Millete Hizmet' adı altında geliştiriyor. Bu hizmeti yerine ulaştıracağı isimlerin de eski siyasi kimliğinin sağcı, solcu, mücadeleci, milli görüşçü, milliyetçi, liberal, başı açık, kapalı olması pek de fark etmiyor bu noktada yeter ki adam gibi adam olsun görüşü ağır basıyor. Yok, efendim listenin bilmem neresinde bulunan adam sol kökenli imiş. Yok, diğeri ülkücülerin has adamıymış. Şu adam altı ay önceye kadar başbakana sövüyormuş, partiye hakaret ediyormuş. Bu parti bunları çok çok önemsemiş olsaydı aldığı %51'lik oyu rüyasında görürdü. Ak Parti'nin hedefi tüm Türkiye'yi nasıl kucaklarım ve hangi üye, yönetim veya başkanla daha güzel, daha çok hizmet ederim derdinde. Sizce bu durum iyi midir kötü müdür? Karar sizindir. Bizler ne istiyoruz? Belirli bir ideolojiye saplanıp kalanlardan mı olmalıyız yoksa dinini, fikrini, özgürlüklerini rahatlıkla yaşayabileceği yaşatabileceği ve kiminle olursa olsun ama hizmet olsun diyenleri mi seçmeliyiz? Sonuçta doğru duvar yıkılmaz. Kimler kazanırsa kazansın. Bize düşen vatana millete hayırlı olsun demek, başarılar dilemek, memleketimize hayırlı hizmet etmelerini temenni etmektir. Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Ak Partininki de benim penceremden budur vesselam. Selam ve muhabbetlerimle?

Bu yazı 18 Şubat 2014 Salı tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2082 kez okundu.
Yazı Boyutu