Son Dakika

ZORUNA MI GİTTİ GARDAŞ (KALLEŞ)?

M. Emin Erbek
(Sevgili Yozgatlı hemşerilerim, Halkbank’a yapılan operasyonu anlamak için lütfen bu yazıyı okuyun. Teşekkürler) Takvimler 22 Mart 2013’ü gösterdiğinde İsrail, Mavi Marmara katliamı nedeniyle Türkiye’den özür diledi. Elbette İsrail’in bu özrü altında yatan temel sebep ekonomik çıkarları idi. Zira Akdeniz doğalgazını elinde bulunduran İsrail’in bunu dünyaya pazarlaması gerekiyor. Ve bu iş için aracı olacak en uygun ülke Türkiye. Ancak İsrail’in beklediği gibi olmadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı başta olmak üzere hükümetin her kademesinden İsrail ile işbirliği içinde olunmayacağı deklare edildi. Nisan ayına gelindiğinde Washington’ın en güçlü lobi örgütlerinden İsrail yanlısı AIPAC’ın önayak olmasıyla yürütülen kampanyaya 47 milletvekili destek verdi. Dışişleri Bakanı John Kerry ve Hazine Bakanı Jack Lew’a gönderilen bir mektupta “Sizden Halkbank’ın İran’a altın transfer edilmesindeki işlemlerini yaptırıma tabii faaliyet olarak ele almanızı istiyoruz” denildi. Bu lobi faaliyetine rağmen Türkiye geri adım atmadı. Zira İran’ın sattığı petrol nedeniyle dünya genelinde 160 milyar dolar civarında alacağı bulunuyor. Amerika’nın İran’a uyguladığı ambargo nedeniyle İran sattığı petrolün karşılığını alamazken, Türkiye Halkbank üzerinden İran’ın tahsilatına aracılık ederek yıllık 15-20 milyar dolar kazanç elde ediyor. Ayrıca bu aracılık faaliyetini yapan tek ülke Türkiye olmadığı gibi İran’a ambargo uygulayan Amerika dolaylı yoldan, Fransa ve Almanya ise direk olarak para transferlerinden ciddi kazanç elde ediyor. Fakat Halkbank’ın dünya genelinde artan prestiji ve 25 milyar doları bulan değeri Hindistan başta olmak üzere birçok ülkenin ilgisini çekiyor. Kanunlara uygun bu aracılık faaliyetince elde edilen kazançta, Halkbank’ın artan payı birilerini rahatsız ediyor. Mayıs ayında Financial Times gazetesinde Yahudi siyasetinin en etkili yazarlarından Daniel Dombey şu ifadelere yer veriyor: “Türk devlet enerji şirketlerinin Kuzey Irak’ta bulunan petrol ve doğalgaz yataklarında pay sahibi olabilmesi için Ankara’yla Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi arasında bu yılın başlarında bir anlaşmaya varıldığını birkaç Türk yetkili doğruluyor. Türkiye’nin kendi Kürt toplumuna yönelik açılımlar yaptığı bir dönemde hazırlanan anlaşma, Ankara’nın enerji zengini Kuzey Irak’taki nüfuzunu arttırırken ülkenin büyük büyüme hedeflerine ulaşmasına da yardımcı olabilir.” Ve tarihler 17 Aralık 2013’ü gösterdiğinde o üçlü operasyon yumağı Türkiye gündeminde bir numaralı konu başlığı oluyor. Halkbank üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan operasyonun kılıfı ise hiç şüphesiz 3 bakanın oğlunun karıştığı iddia edilen rüşvet ve yolsuzluk iddiaları. Zamanlama öylesine güzel ayarlanmış ki birbirinden bağımsız 3 iddianame birlikte servis ediliyor. Yani biz rüşvet ve yolsuzluk iddiaları üzerine yoğunlaşırken birileri Halkbank’ı itibarsızlaştırıp, İran’a aracılık etme imkanımızı elimizden alıyor. Yahudi siyasetinin en etkin isimleri, diğer dünya ülkeleri bu pastadan pay alırken; bizi pastadaki payımızdan mahrum etmenin gayreti içerisine giriyor. Şimdi adama sormazlar mı “ellere var da bize yok mi?” diye. Ya da bu olayı en güzel biçimde anlatan şu şarkıyı dillendirsek doğru yapmış olmaz mıyız? Zoruna mı gitti gardaş? (ki bunlardan gardaş değil kalleş olur ancak)

Bu yazı 27 Aralık 2013 Cuma tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1878 kez okundu.
Yazı Boyutu