Son Dakika

MÜJDEMİ İSTERİM

M. Emin Erbek
Bizlerin analitik düşünme ve kritize etme yeteneğini, popülist kültür ile elimizden alan dünya düzeni; bazen doğru olanı görmemize mani oluyor. Bir siyasetçi bize göre çok uzak ideolojileri savunuyor olabilir ancak vatanseverlik başka bir şey. Mustafa Sarıgül’ün CHP genel başkanlığına aday olduğu dönemlerde Baykal için “parti içi demokrasiden uzak” ve “lider sultasının savunucusu” gibi yorum yapan medya, meğer bizim bilinçaltımıza Baykal’ı ne şekilde yerleştirmiş. Ki bahsettiğimiz adam, Sarıgül’ün dosyalarını yüzüne çarpıp partiye adım attırmamıştı. Oysa bugün birileri yolsuzluk ve rüşvet suçları nedeniyle partiden ihraç edilen Mustafa Sarıgül’ü bağrına basıyor. Komik olan şey ise “yolsuzluk” konusundaki hassasiyetini her fırsatta dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sarıgül’e ait dosyaları bir anda yutuvermesi. Dün Kılıçdaroğlu için düğmeye basanlar, bugün de Sarıgül için Tencere-Tava orkestrası kurup merasim alayını hazırlıyor. Yolsuzluk ve rüşvet konusunda hassasiyeti olan yurdum insanını gerçekten iyi anlıyorum. Ancak bu konuda hassasiyeti olduğunu iddia eden bir siyasi partinin SSK Genel müdürü iken tonlarca yolsuzluğun altına imza atan Kılıçdaroğlu’nu kurtarıcı olarak görmesine anlam veremiyorum. Bu vatandaş, devlete ihale yoluyla alınan MR cihazını 7 katı fiyatla fatura ettiren müdür. Şimdi kalkmış İstanbul’da Mustafa Sarıgül’den siyasi fetih bekliyor. Kusura bakma aslan müdürüm ama popülist sloganlar yerine birbirinden bağımsız iki anlamlı cümleyi arka arkaya getirip konuşamayan adamdan Fatih olmaz. Sırrı Süreyya Önder’in ifade ettiği gibi içinde Allah, Hz. Muhammed ve Atatürk isimlerinin aynı anda geçmediği bir cümle kurduğuna şahit olunmamış adamdan Fatih olmaz. Alev Alatlı’nın dediği gibi “beni nasıl görmek istiyorsanız ben oyum” tipolojisine bürünen, hangi boyayı uygun görürse ona sürünen bir adamdan Fatih olmaz. Gerçi sen de çok iyi biliyorsun siyaseten Fatih olamayacağını, yatıp kalkıp dua ediyorsun bunun için ama yine de içinde bir korku var. Nerden bilecektin Mustafa Sarıgül’ün böylesine itinayla hazırlanmış bir projenin mahsulü olduğunu? Kıyamet kopsa bir araya gelmez denilen iç ve dış güçlerin hep bir ağızdan “Sarıgül” türküsü söyleceklerine kim inanırdı? İstanbul Boğazı’nda Sarıgül destanının ne zahmetlerle yazılmaya başlandığını ve basımı tamamlandığında ilk müşterilerinin “Yolsuzluk İstemezük Tenekecileri” olacağını kim tahmin edebilirdi? “Ya olursa” psikolojisi zordur. Adamı uykusundan uyandırır, gecesini gündüz eder. Müjdemi isterim. Şimdi sana bir haberim var. Önce ayaklarını şöyle uzat ve rahat ol. Sonra ister kendine demli bir çay söyle, ister sütlü kahve. Sonra televizyonu aç ve iyi izle. Hükümet aleyhine ortaya atılan ne kadar olumsuz söylem var ise, önüne kattığı pislikleri alıp götüren bir sel misali başbakanın dilinden meydanlarda dökülen sözlerin bunları alıp götürdüğüne şahit ol. Türkiye’de Ak Parti kurulduğu günden bu yana siyaset, başbakan meydanlara inmeden önce ve indikten sonra şeklinde ikiye ayrılıyor. Meydanlara indikçe yine çağlayan olup akacak ve önüne kattığı tüm siyasi pislikleri temizleyecek. O yüzden sayın müdürüm sen rahat uyu.!

Bu yazı 25 Aralık 2013 Çarşamba tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2046 kez okundu.
Yazı Boyutu