Son Dakika

Şükretmeyi unutmayalım

Emre Demirel
Kimimiz suyun soğukluğundan kimimiz ise sıcaklığından şikâyetçiyiz. Hayatımızdan bir şekilde hiç memnun olmuyoruz. Kimimizin işi kötüdür, kimimizin maaşı azdır, kKimimiz ailesiyle kavgalıdır, kimisi ise ailesini unutmuştur. Bir şekilde şükretmeyi unuttuk. Halimize durumumuza işimize aşımıza her şeye şükretmeyi unuttuk. Aslında o kadar çok şükredecek şeyimiz var ki. Olmayan şeyden çok olan şeylerimiz var. Hayat aslında o kadar güzel ve zengin ki. Sadece etrafımıza dikkatli bakmamız gerekiyor. Baktığımızda görecek çok şeyimiz olacak. Düşünün bir anne iki evladı da engelli. Kas erimesi hastalığından dolayı iki evladı da yürüyemez durumda. Yeni tekerlekli sandalyeye mahkûm. Hele hele ki elleri de tutmuyor. Çok zor bir durum. Anne neye üzülsün. Çocuklarına mı, bu duruma üzülen babaya mı, yoksa kendi durumuna mı? Sabah kalkar çocuklarını giydirir yedirir tuvalete götürür ev işlerini yapar, çocukları terler üzerini değiştirir… Bu şekilde hayat devam eder gider. Her gün bu şekilde yaşamını devam ettirir bu aile. Şükretmeyi ben bu ailede gördüm. “Durumumuza şükürler olsun beterin beteri var” deyip göz yaşlarıyla “Allah benim canımı çocuklarımdan önce almasın ben ölürsem onlara kim bakacak perişan olurlar” diye şükretmeye devam ediyor… Şükretmek için bir şeyler mi kaybetmemiz lazım . Bunların hiç birine gerek yok aslında. Başta da değim gibi etrafımıza daha dikkatli bakıp elimizde olan şeylerin değerini bilirsek şükretmek de zaten gelir. **** Bildiğiniz gibi 3 Aralık Dünya Engelliler Günüydü. Engelli kardeşlerimizi, engelliler derneğini bir çok kişi ziyaret edip dertlerini dinlediler. Yanlarında oldukları mesajları verdiler. Engelli kardeşlerimizi hatırlamayı birkaç güne sığdırmayı doğru bulmuyorum ben. Sadece birkaç gün güzel faaliyetler, ziyaretlerle geçiştirmek geri kalan zamanımızda arayıp sormamak hiç ama hiç doğru değil. Kimi gün elindeki beyaz bastonuyla yürüyenleri , kimi gün işaretlerle etrafındakilere derdini anlatmaya çalışanları , tekerlekli sandalye ile kaldırımları ve birçok pek çok engelleri aşmak amaçlı zahmet çekenleri , tuhaf tavırlarına bakarak güldüğünüz kişileri görmüşsünüzdür . Peki bu insanların sıkıntılarını hiç düşündük mü? Ãœlke nüfusumuzun yüzde 14’ü engelli. Şaka değil bu oran gerçek. Bu kadar büyük oranda aramızda yaşayan engelli kardeşlerimiz için yapılabilecek bir şeyler vardır mutlaka. Mesela çevre düzenlemelerinin engelli bireylere cazip şekilde yapılması , kendimizce güzel yaşamımızda sürekli olarak kullandığımız alım satım merkezlerinin engelli bireylere cazip olarak tasarım edilmesi , trafik ışıklarına kurulan sesli düzeneklerin yaygınlaştırılması engelli bireylerimizin yaşamlarını bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır . Bizim için küçük bir değişiklik ama onlar için hayatlarını kolaylaştırıcı bir değişiklik olacaktır. Yine millet olarak engelli bireylerimize destekçi olmak istiyorsak, onlara acıyarak yaklaşma adına Konfiçyus’un dediği bunun için benzer onlara balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmeliyiz . Engellilerin beceri ve yetenekleri doğrultusunda iş imkânı sağlayarak onları üretken ve verimli hâle getirebiliriz . Bu insanları bu şekilde hayata sarılmalarını sağlarsak onlar için tek günlük bir hatırlanma olmaz bu. Onların yüzünün gülmesi sadece 3 Aralık değil tüm ömürleri boyunca devam eder. Çok klasik bir cümle ama unutmayalım ki herkes bir engelli adayıdır.

Bu yazı 05 Aralık 2013 Perşembe tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1943 kez okundu.
Yazı Boyutu