Son Dakika

KURBAN YAKINLAŞMA OLUR MU? GÜCE TAPICILIK NE YANA DÜŞER

Ömer Serdar Kaplan
"İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiç bir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar! " (Ankebut; 2) İnsanlar, Dünyalık çıkar ve beklentileri karşısında değişmelerine rağmen, hâlâ kendilerini değil dünyayı değiştirme iddiasında olmaları komik bir trajikomik bir durum oluşturmaktadır. Kendisi acınacak halde olanlar dünyayı değiştirme iddiasında? Güce tapınanlar, güce yaltaklananlar; adaletle işi olmayanlar ve adaleti hak ile yeksan edenlerdir. Adaleti kaim kılma çabasında olanların güç ve dünyalıkla ilişkileri de adilanedir ve sahihtir. Dünyaya adaleti; kendi mahallesinden başlayarak güç ve dünya ile ilişkileri adil şekle dönüştürme mücadelesini verenler, şiddeti değil, hak ve adaleti önemseyenler getirebilir. Kanı ve dünyalık metaı, kendi devşireceği veya devşirdiği gücün besleyicisi olarak görenler asla adil olamazlar. Güce tapanlara, dünyevi çıkarlarına gözükara şekilde herşeyi feda edebilenlere yazıklar olsun. Ne oluyor bizlere? Her gün ortalama 3-4 insanımız öldürülüyor ve herkes devekuşu misali kuma kafasını gömmüş vaziyette duymaz aymaz bir durumda?. Adalet mi dediniz o ne ola ki makamında insanlar. Varsa yoksa çıkar/güç/egemenlik tutkusu. Yani zehirli ve hastalıklı bir hal?. Her gün akan kanı sanal dünyada bir Hollywood filmi seyretmenin duyarsızlığıyla seyre dalmanın adı ne ola ki? Her gün akan kanı öldürülen insanların kimliklerine göre yorumlayan veya tavır geliştirenler, etnik kimliğine bakarak ölümlere acıyan veya sevinenler; Kardeşlik şuurundan binasip ve akan kanın ortakları olmaktadırlar. Rabbim bizi etnik kimlik hakları konusunda sınamakta ve biz galiba bu sınavı verememiş durumla yüz yüze gelmiş bulunmaktayız. Çünkü, kendi kavmimizden olanlar ile diğer kardeş kavimlerden olanların kanlarının kırmızılığını dahi tartışır konumlardayız. Kanı durdurmak, sorunu kimlik ve toprak takıntısından sıyrılarak çözüme kavuşturmak için çabalamak, yaşadığımız imtihanı kazanmamızın bir başlangıç adımı olacaktır. Türk ve Kürde göre bir bakış ve değerlendirme bizi kana duyarsız, seyirci hale getirdiyse yazıklar olsun, Müslüman kardeşler olarak uyanıp soruna bakabilmek, kanın durması için elimizi birlikte taşın altına koymak bizleri Rabbimizin huzuruna başı eğik gitmeyenlerden kılacak hallerimizden birisi olacaktır. Suriye'de akan kan ile Ãœlkemiz coğrafyasında akan kan arasında bir fark var mıdır? Şimdi hemen milliyetçi reflekslerimiz öne çıkar ve denilir ki; “ bizdekiler bölücüdür, dış güçlerin maşasıdır” veya “ bizi inkar edenlerdir, asimile edenlerdir, her gün bizi öldürenlerdir” Yani her biri kendine göre, kendi milli çıkarları/milliyetçi refleks ve inanışlarına göre algılamaya hazır ve bu şekilde meşrulaştırmaya yönelikse kardeşlikten söz etmek ne ola ki? Basireti bağlanmış, kardeşliği unutmuş insanların, kaçıncı KURBET bayramını idrak edişleridir? Bu şekilde Kurban bayramı idraki içimizi acıtıyor mu? Kurban bayramı aslında KURBET (Yakınlaşma-hemhal-hemdert) olma bayramı değil midir? Kesilen kurbanlara haşa Rabbimizin ihtiyacı yok o bizi sınamaktadır. Yani kestiğimiz kurban ile kardeşlerimizin dertdaşı, haldaşı, yakını(kurbet kesbedeni) olabiliyorsak, Rabbimizin bizi tabi kıldığı imtihanı veriyoruz demektir. Yaşadığımız Ãœlke coğrafyasında dökülen kanı durdurmak, kardeşane şekilde çözümü bularak uygulamak istiyorsak; KURBAN'ı yakınlık-anlama-fedakarlık- dertdaşlık ve birlikte yaşama iradesinin vücut bulmuş haline dönüştürmek zorunluluğunu idrak ediyor olmak gerektir. “"O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah yolunda infak ederler, öfkelerini yener/yutarlar, insanları affederler. Allah da ihsan sahibi(güzel davranış ve iyilik sahibi) olanları sever.(Ali İmran: 134) İçinde bulunduğumuz darlık halinde infakı, öfkemizi yenmeyi/yutmayı, insanları (sadece kardeşlerimizi de değil) affetmeyi başaranlar muttaki olanlardır kuşkusuz Kurban Bayramınızı tebrik eder, bu bayramın gerçek KURBETE (yakınlaşmaya-anlaşmaya-dertdaş olmaya) vesile olmasını Rabbimden dilerim.

Bu yazı 24 Ekim 2012 Çarşamba tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1582 kez okundu.
Yazı Boyutu