Son Dakika

Korkulardan sıyrılarak adaleti kuşanmak

Ömer Serdar Kaplan
Ãœlkemizin egemen ruh hali, uzun yılladır korkular üretme ve üretilen korkularla yaşama halidir. Bütün komşular düşmandır, uzaktakiler de… şehirde yaşayan ve farklı düşünenler, giyinenler, inananlar düşmandır…. Ãœlke içinde bir gurup seçkin ve onlarla iş tutanlar ve onlar gibi düşünenler hariç her muhalif düşünce sahibi, her farklı ses, her farklı kimlik ve düşünce-inanç sahibi düşman…. Mahallede yaşayanlar dahi bu kategorik anlayış içinde düşman… Her tarafı düşmanlarla kuşatılmış bireylerin ruh hali üzerinden egemenlik devşirenler, rant devşirenler ise uzun yıllar boyu düşmanlık ve korkuları pompalama ve birer paranoyaya dönüştürme derdinde olageldiler. Ãœlkemiz özgürlüklerle tanıştıkça, düşmanlık ve korkulardan beslenenler daha çok bağırmaya feveran etmeye başladılar. Ãœlke elden gidiyor, ülkeye şeriat geliyor, ülke bölünüyor, ülke satılıyor….. Korkular devam edecek ki sefaları sürsün beylerin, beyzadelerin… Hem zaten Ãœlkede cehalet yaygın, bey-beyzadelerden başka da bilen, bilge olan aydın olan yok ki. Her şeyi en iyi bilenler varken bir de taşradan köyden kopup gelen ve bilgi sahipliği iddiasını seslendiren, bilge-aydın olduğunu iddia edenler de ne oluyor, ne demek istiyor. “Bak ne güzel korkularınızla yaşıyor, düşmanlarınıza teyakkuz halinde iken bizler sizi ne de güzel idare edip gidiyoruz…” derlerken, Ãœlkem insanı tanıştığı özgürlüğe, tatmaya başladığı hak duygusuna ve hakkına sahip çıkma arzusunu pekiştirmeyi sürdürmez mi? “Taşradan gelip kent varoşlarına yerleşenler, siz uygar değilsiniz ki….” “Bırakın da sizi bildiğimiz gibi uygarlaştıralım, modernleştirelim, çağdaşlaştıralım….” Ãœlkem insanını korkularla sömürenler, egemenliklerini sürdürenlerin unuttuğu çok önemli bir husus var; “CİN ARTIK ŞİŞEDEN ÇIKTI.” Her kes ve kesim uzun yıllardır, inkar ve baskı altına alınan ve fakat yok edilmesi imkansız kimliğinin ve hakkının farkına vardı. Dindarlar dini özgürlük ve haklarını talep ediyor, Kürtler dil-kültür-eğitim hakkını istiyor, aleviler aralarında uzlaşamamışlarsa da cemevi ve tanınma haklarını talep ediyorlar. Herkes inkar edilmiş ve yok sayılmış haklarını talep etmeye başlayınca, zapturapt altına alınmaya çalışılan ve tek tip insanlardan oluşturulmaya çalışılmış toplumda, sarsılmalar, zaman zaman aşırılıklar da yaşanmaya başlar. Elbette her normalleşmenin, özgür ve hukukun üstün olduğu çoğulcu bir toplum olmanın, sancıları yaşanacaktır. Türkiye şu anda bu sancıları yaşamaktadır. Yaşanan sancılara rağmen geçiş sürecinin beklenenden daha az sıkıntıyla geçiyor olması, tarihsel olarak birlikte ve bir arada yaşama alışkanlığı, karşılıklı hukukun varlığı anlayışının çok sindirildiği bir toplum olmamız hasebiyledir. Öncelikle Anadolu Coğrafyasında uzun yıllardır binyıldan fazladır bir arada yaşayan, birbirini tanıyan, tamamlayan, sıkıntıyı-acıyı-ferahlığı-sevinci birlikte paylaşmış ve birbirinin hakkına riayet etmeyi inancını ayrılmazı olarak bellemiş insanların çocukları olan bizlerin; tüm olumsuz davranış sahiplerine ve onların provokasyonlarına rağmen, bir arada yeniden yaşama inancımızı pekiştireceğimiz ve kardeşlik bilinciyle hak ve hukuklarımızı gözeteceğimiz günlere erişmemizin çok yakın olduğuna inanmalıyız. Önemli olanın kendimiz için hak gördüğümüz hususların bizim gibi olmayan kardeşlerimiz için de hak olduğu düsturuna sahip çıkmak ve onu ruhumuzun derinliklerine yerleştirmek olduğunu şiar edinmektir. İnsanımızın, bütün farklılıklarıyla varolan insanımızın bu sağduyu ve anlayışın sahibi olduğuna inanmalı ve güvenmeli, bu sağduyuyu hareketli ve güçlü kılmalı. Şiddete her nereden ve kimden gelirse karşı çıkılmalı ki, her şiddet yeni bir adaletsizliğin kapısını aralamasın. Allah’ın yarattığı insanın farklılıklarının birer ayet olduğu, bu farklılıkların birer hak olduğu, her farklılığın bir değer ve kutluluk olduğu, her farklılıkla birlikte ve bir arada yaşamanın her mümini tamamlayan kardeşane bir tavır olduğu, adalet inancının vazgeçilmez olduğu gerçeğinin ışıttığı yolda yürüyenlere selam olsun.

Bu yazı 16 Temmuz 2012 Pazartesi tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1667 kez okundu.
Yazı Boyutu