Son Dakika

AKADEMİK FETVACILAR…

Kürşat Kılıç
merhabayozgat@hotmail.com
Bu zümre, milletin zihnini 'fetva manyağı' yaptı. Verdikleri hükümler, mezhep imamlarının söylediklerine zerrece uymuyor. “Tavuktan da kurban olur”dan tutun, faizin helalliğine, İslam'da recim gibi bir şeyin olmadığına, namazın üç rekat olduğuna hatta “kılmasanız da olur”a kadar yüzlerce sıfır kilometre fetva fışkırttılar. En dini bütün vatandaş bile, bu ilahiyatçı Profesörlerin karşısında serseme döndü. İmam-ı Azam'ların, Gazali'lerin, Rabbani'lerin sağlam kazığa bağladıkları ne kadar konu varsa, sanki üzerinde hiç konuşulmamış gibi yeniden gündeme taşıdılar. Ãœmmetin, üzerinde yüzlerce yıldır ittifak ettiği işleri bile tartıştılar. Kendilerinden başka kimseyi beğenmediler. Mezhep imamlarının verdiği fetvalarla kafa buldular. Ahalide; 'demek ki cetlerimiz, İmam'ı Şafi'nin, Maliki'nin, Hanbelî'nin, İmam-ı Azam'ın fetvalarıyla amel etmekle pekte iyi bir iş yapmamışlar' düşüncesine kapılıp gerildikçe gerildi. Hatta ve hatta İlahiyatçı Proflar daha da ileri gidip' ne kadar bidat ve sapık mezhep varsa, o sapık fırkaların fetvalarını karaborsadan millete yedirmeye' çalıştılar! Maşallah, bu süreçte birçok Prof. münkariz olmuş akımların fedaisi gibi çalıştı. İlahiyatçı Prof.ların açtığı kapı veya Muhteşem Yüzyılla sivrilen tarihçi türevler.. Tamam, Erhan Afyoncu bir yere kadar mazur sayılabilir. Adam diziye danışman olmuş. Filmi seyrettikten sonra, yanlışları görse de 'Yanlış olmuş; koca Osmanlı'yı hareme, uçkura indirgemişiz' demeyebilir. Gerçi hiç öyle bir derdi de olmayabilir. Ki söylediklerinden de öyle anlaşılıyor. O zevahiri kurtarmanın peşinde. 'Devlet adamlarına peygamber gibi bakıyoruz. Osmanlı Tarihi tabulaştı. Tarihe kutsallık atfediyoruz' gibi beylik sözlerle hem işini, hem de ahali nezdinde ki itibarını kurtarmaya çalışıyor. İtibarı bilemem ama işi gittikçe daha sağlam kazığa bağladığı kesin. Yavuz Bahadıroğlu.. Bana İlahiyatçı Profları hatırlatan isim bu oldu. Daha ortaokul sıralarında, Kanuni'yi, Fatih'i, Şirpençe'yi, Elveda Buhara'yı ondan okumuştum. Erkek bir ses, doğruyu eğip bükmeden söyleyen bir ton sezerdim kaleminden. Lakin.. Muhteşem Yüzyıl hakkında verdiği bir röportajdaki değerlendirmesini okuyunca 'Sen de ilahiyatçı prof.lara döndün be Bahadıroğlu'demekten kendimi alamadım. İşte 'Dizi Osmanlı açısından muhteşem mi yoksa rezalet mi?' sorusuna verdiği cevap: 'Ben hiçbir emek için rezalet ifadesini kullanmam. Orada emek var ve onca insan o diziden ekmek yiyor. İnsaflı yaklaşmak lazım ama eleştirileri de dikkate almalılar.' İşte böyle. Neyse.. Ey Ãœmmeti Muhammed “Kutsallarımızı tartıştırıp sulandırmalarına izin vermeyelim.”

Bu yazı 24 Ocak 2011 Pazartesi tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1371 kez okundu.
Yazı Boyutu