Son Dakika

“ESKİ” YOZGATSPOR…

Kürşat Kılıç
merhabayozgat@hotmail.com
Ne günlerdi… Tokat’a deplasmana gitmişiz. Maç 0-0 devam ediyor. Şampiyonluk yolunda yara almamak adına kesinlikle galip gelmemiz gerek. O sene Çubukspor’la şampiyonluk mücadelesi veriyoruz. Tokat’lılar bize gıcık vermek adına Çubukspor diye tezahüratta bulunuyorlar biz de onlara “Tokat kümeye” diye bağırıyoruz. Dakika 90, çocukluğumuzun fenomeni Şaban abinin kafa golüyle (herhalde hayatında attığı tek kafa golüydü) 1-0 öne geçiyoruz. (Şaban abi ki; Yozgat’ta Sezon açılış maçında Ali Kemal’li Gençlerbirliği ile oynarken Gençlerbirliğinin Arjantin’li liberosu Zakaryas’a bacak arası atmış topçu) Bizim tribün bayram yerine dönüyor. Maçı amcamla beraber izliyoruz. Ãœlkü Kırtasiye sahibi Kaplan ağabeyle hiç tanışmadıkları halde sanki kırk yıllık dost gibi golü attıktan sonra sarmaş dolaş oluyorlar kaplan abiden fırsat bulamıyorum Fevzi amcama sarılmak için Türkiye Hırvatistan maçında Semih’in son dakikada attığına kadar bir gole bu denli sevindiğimi hatırlamıyorum. Maçtan sonra Tokat’lı taraftarlar bizi stadın içine kıstırıp çok fena taşladılar. Yaralananlar oldu, Bendeniz dahil. Biz maçı aldık geldik ya gerisi teferruat. Deplasman dönüşü bizim bulunduğumuz minibüsün içi bayram yeri. Mübalağasız sevinçten şehirleri plaka kodlarıyla baştan sona sayanımı ararsın, maçın son dakikasını spiker marifetiyle elli defa anlatanınımı. Enteresandır Yozgat’ta Galatasaray’ı bile yendik ama o tadı bulamadık. İki hafta sonra Şampiyonluğumuzu ilan edeceğimiz Kayseri Erciyes deplasmanına gidiyoruz ama hakikaten bir tatil tadında milli karakterimize uygun tezahüratlarda bulunuyoruz. Aklımıza o kadar yer etmiş; ne kadar Yozgat maçına gittin o kadar Yozgat’lısın, biz öyle tezahürat falan bilmezdik. Büyük maçlardan birkaç kopya slogan ezberlerdik ama devam ettiremezdik. “Çarşı” kültürüyle yoğrulmuş tezahüratlar bize göre olmadı bünyemize uymazdı çünkü. Dilimize pelesenk olan “Yozgatspor’lu tezahüratı” sözlerin dudaklardan dökülen basit cümleler değil kalpten kopup gelerek söylenen fermanlardı. Düşünün Galatasaray gol atınca bile yerinden kalkmayan fanatik Ömer Dayım bile o tezahüratlara eliyle tempo tutuyordu. “burası sinema, tiyatro değil; bağırmayan taraftar Yozgatlı değil” severek isteyerek. Kayseri’nin eski stadında (Atatürk) Yozgat tarihinin Maraş olaylarından sonra en önemli maçı, TRT Spikeri Levent Özçelik maçın özetlerini anlatırken ne kadar büyülenmiş ki “Burası Sansiro (meazza stadı) değil, burası İtalya değil, bu taraflarlar Milan taraftarı değil; bu takım Yozgatspor” diye terennüm ediyordu. O görüntüler TRT Spor programının uzun süre jeneriklerinde kaldı. Neyse stada girmek için çok çaba sarfettik. Kale arkasına gelen Çubuk taraftarları bizim otobüsleri taşlayıp stada sokmamak için ellerinden geleni yaptılar ama istediğimizi alıp geri dönmemize mani olamadılar. İkinci golü yanlış hatırlamıyorsam “Tansu” atmıştı. O zaman herkesin kesesine uygun primler verilirdi. O zamanın primleri “çeyrek altın”dı. (DEVAMI YARIN)

Bu yazı 14 Ocak 2011 Cuma tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1710 kez okundu.
Yazı Boyutu