Son Dakika

MUHTEŞEM SÜLEYMAN

Kürşat Kılıç
merhabayozgat@hotmail.com
Bugün farklı bir konuda yazmak istiyordum fakat son günlerde tarihimizi karalamaya yönelik meydana getirilmiş “Muhteşem Yüzyıl” dizisine dilim döndüğünce reddiye yazmak, reddiyenin de ötesinde ağza alınmayacak hakaretler etmek isterim. Ãœslubumuzdan ötürü üzülerek söylüyorum ki hakaretler edemeyeceğim paralelinde Muhteşem Süleyman’ı, bizlere bıraktığı eserleri yad edeceğiz. Yabancı ilim adamları “Sultan Süleyman’ın eserleri bir sıraya konulsa; en alt katta muharebeleri, onun üstünde bıraktığı abideler, en üstte ise kurmuş olduğu ilmi ve hukuki müesseseler gelir” diye özelliklerini zikrederlerken bizim aklı evvellerimiz Kanuniyi sanki şehvet düşkünü bir playboy gibi göz önüne getirip bunu da “sorgulamacı tarih anlayışı” zeminine oturtuyorlar. Dizi kategorisinde Türkiye tarihinin en yüksek bütçeli bu yapımının perde arkasında kimler var acaba? Kim veya kimler bu kadar katkı yapıyorlar? Dizi furyası yaşanan bir memlekette kim bu diziye bu kadar parayı ne için aktarır? Osmanlı Sarayını “genelev” gibi lanse etmenin kime ne faydası olacak? Size bir ipucu vereyim Dünyada “tapınak şovalyelerini” hizaya getiren Osmanlı Padişahıdır. Bu dizi belki de asırlar süren bir kinin yansımasıdır kim bilir… Osmanlı tarihinde Kanuni; sadece Osmanlı Padişahlarının değil, dünyada görülen hükümdarların en muhteşemlerinden biri olması haysiyetiyle Batı aleminde Le Manifigue (Muhteşem) ve Grand (Büyük); şairlik mahlası olarak Muhibbi; 13 tane büyük sefere fiilen iştirak etmiş olması hasebiyle Gazi denen Kanunî Sultân Süleyman, 26 yaşında Osmanlı tahtına 46 sene Padişahlık yapmıştır Kanuni Sultân Süleyman, evvela başına gaile çıkarmak isteyen, babası zamanında Şam Beylerbeyi olan ve iktidar değişikliğinden istifade ederek Melik Eşref unvanıyla hükümdarlığını ilan eden Canberdi Gazâli’yi 1521’de idam ettirdi Bu gaileyi bertaraf eden Kanunî, daha sonra meşhur seferlerinden 1 Seferi Hümâyûn’unu Belgrad üzerine yaptı bu seferden sonra 11 seferi hümayuna çıkan “Cihan padişahı” bu seferler sonunda İmparatorluğunun sınırlarını 15 Milyon km2’ye kadar yükseltti Kısaca "Bir sultanı azim’üşşan idi ki, her kıtada hutbesi yürür idi. Netice olarak Kanuni Sultan Süleyman devri, hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyasi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim, kültür, hukuk ve maliye gibi konular açısından, Osmanlı Devleti’nin zirvelere yükseldiği bir dönemin kısa adıdır Kanuni Sultan Süleyman, hem büyük bir asker, hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet teşkilatçısı idi Bu dehâsını, Fatih zamanında hazırlanan teşkilât kanunlarını geliştirerek ve kısmen de değiştirerek gösterdi Denilebilir ki, Osmanlı Devleti’nin siyasi, kültürel, sosyal, iktisadi, adli ve kısaca her çeşit yapılanması, Kanunî devrinde zirvesine yükseldiği gibi, devletin merkezi ve taşra teşkilatı da bu dönemde zirveye yükselmiştir Bunu, hazırlattığı kanunnamelerde görmek mümkündür. Kanuninin, Şah İsmail’e verdiği cevap nükteci kişiliğini gözler önüne sermektedir. Bir gün Şah İsmail’den Kanuniye bir sandık gelir. Sandığın içinde mücevherler kumaşlar envai çeşit kıymetli hediyeler mevcuttur. Sandıktan kötü kokular yayılmaktadır. Açar bakarlar ki sandığın en altında insan pisliği bulunmaktadır. Bir kağıda not düşülmüştür “afiyet olsun” diye. Kanuni de bir sandık hazırlattırır. Şah İsmail’in gönderdiği hediyelerden aşağı olmayan mücevherler kumaşlar koyarlar sandığa Şah İsmail sandığı açar hediyelerin altında “gül kokulu lokumlar” görülür. Şah, lokumların zehirli olduğunu düşünür ve herkese tattırır herkes bu lokumların tadına bayılır. Lokumların üzerinde bir not vardır. “İsmail, herkes yediğinden ikram eder” “Osmanlı’nın her zaman bir bildiği vardır!” Huzurlu ve Mutlu bir hafta dileğiyle…

Bu yazı 10 Ocak 2011 Pazartesi tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2187 kez okundu.
Yazı Boyutu