TOPÇULU AHMET BÜYÜKSOY HOCA EFENDİ (1885-1954)

HOCA EFENDİ’NİN HAYATI VE KİŞİLİÄžİ
İran’ın Bağdat’ı işgali ile Anadolu’ya göçen Türkmenlerden olan iki kardeş Ahmet’le Mehmet, yol boyu gelirlerken iskan edecek yer ararlar.

TOPÇULU AHMET BÜYÜKSOY HOCA EFENDİ (1885-1954)
HOCA EFENDİ’NİN HAYATI VE KİŞİLİÄžİ
İran’ın Bağdat’ı işgali ile Anadolu’ya göçen Türkmenlerden olan iki kardeş Ahmet’le Mehmet, yol boyu gelirlerken iskan edecek yer ararlar. Ahmet, Kozaklıya bağlı Karasenir’ de kalırken. Mehmet ise bu günkü Topçu Köyüne yerleşir. Topçu köyünde meskun Hoca Emmi adıyla anılan zatın kızı ile evlenir. Bu evlilikle birlikte Bağdatlıoğlu sülalesi kök salar. Bu sülale bugün yüzü aşkın aile olarak Topçu Köyünde ve diğer illerde yaşamaktadırlar. Mehmet’in torunlarından Hasan hocanın çocukları Ahmet ve Halil’dir. Ahmet Hoca 01.07.1885 yılında Topçu Köyünde dünyaya gelir. Zamanında medrese tahsili görmüş,Arapça, Osmanlıca, hadis, fıkıh dersleri almıştır. Çok güzel Kur’an okur ve çok da güzel sesi vardır. Ahmet Hoca’nın alim,fazıl,ağır başlı vakur bir yapısı vardır. Muhitinde sevilir ve sayılır .Saygın bir kişiliğe sahiptir. Askerliğini Yemen’de yapmıştır: Elinde filinta 5 mermi atan mavzer silahı ,cebinde 99’luk koka tespihi ve DDY markalı İsviçre yapımı cep saati ve kösteği vardır. Başka da bir şeyi yoktur. Askerlik esnasında baş gösteren salgın hastalıktan binlerce kişinin hayatını kaybetmesinden ötürü bazıları gibi, Yemen’den Topçu Köyüne 52 günde yaya olarak gelmiştir. Yozgat Başçavuş Camii İmam Hatipliğini bir süre yapmıştır. Sorgun ‘a bağlı Akoluk Köyü Hatipliği, daha sonra da Topçu Köyü Camii imam Hatipliklerinde 40 yıla yakın görev yapmıştır. Zamanın aydınlarından birisidir. 1948’li yıllarda ilk Traktörü satın alır.Köyüne getirir. Traktörü ilk gördüğü zaman bakar ki öndeki tekerlekler küçük arka tekerlekler büyük… Hayret eder ve derki: “Eyvah! Eskiden büyükler önden gider, küçükler arkadan gelirdi” “Dünya değişmiş oğul “ dediği meşhurdur. Topçu Köyü içerisinde misafirlerin konaklaması için kendi yaptırdığı odası hala mevcuttur. Misafir perverliği ile çevreye ün salmıştır. Evinin avlusunda bulunan iki tane tahtadan yapılmış zahire ambarı mevcuttur. Fakir fukara ,garip gurabanın yardımına bir ömür boyu koşmuştur. Onu yakinen tanıyanlarının ifadesi ile: Açlara , açıklara hiç dayanamazdı. Yalnız kaldığında kıbleye döner ellerini havaya kaldırır, dua ederdi. “Yarabbi ya bunlara da ver. Ya da benimkini de elimden al derdi” Cömert bir insandı. Kapısında azap ve çoban olarak onlarca insan çalıştırıp onların geçimlerini temin eder iş ve aş verirdi. Nevşehir ,Avanos Ürgüp’ten çanak, çömlek, üzüm satanlar, Kayseri’den gelen pazarcılar hayvanlarıyla Ahmet Hocasının odasında konaklardı. Odanın bitişiğinde bulunan hayvan barınağına hayvanlarını bağlarlardı. Yüklerini de emanet odasına teslim ederlerdi. Sabah ezanıyla birlikte şehre gitmek üzere misafirler odadan ayrılırlardı. Alış- verişini yaptıktan sonra tekrar akşam Ahmet Hoca’nın odasına misafir olurlardı. Ertesi gün yollarına devam ederlerdi. Kar yağdığı zamanlarda misafirler günlerce Ahmet Hocanın misafiri olurlardı. Bu yapılanlar sırf Allah rızası içindi. Karşılığında hiçbir şey talep edilmezdi. Bir ömür boyu bu hizmetlere devam edildi. Son 25 yıl öncesine kadar çocukları tarafından da bu hizmetlere devam edildi. Günümüz şartlarında motorlu araçların yaygınlaşması ve günü birlik seyahatlerin artması sebebiyle bu tür hizmetlere ihtiyaç kalmamıştır. Ahmet Hoca 23 Nisan 1954 yılında 69 yaşında bir Cuma günü traktörle köyünden şehre gelirken, şimdiki üniversite kampus alanı içerisinde yapımı devam eden, 1000 kişilik yurt binasının olduğu yerde, traktörün üzerine devrilmesiyle hayatını kaybeder. Ahmet Hoca ilahi takdir tecelli edip aramızdan ayrıldı. Ama az zamanda çok iş yaptı. Girdiği her ortamda fark edildi. Gittiği yerlerde yokluğu hissedildi. Yeri doldurulamayanlardan oldu. Allah rahmet eylesin…. AMİN Ahmet Hoca 40 yılı aşan imam hatipliği yanında birçok insana dini bilgileri öğretmiş, onların örfüne, ananesine, geleneklerine bağlı kalmasını sağlamıştır. Kur’an-ı Kerim, Arapça ve Osmanlıca öğretmiştir. Talebelerinden bugün hala hayatta olanları da vardır.
Ahmet Hocadan;
ANEKTOT-1 : Topçulu Çavuş( Mehmet Dişli)un ifadesine göre: Çavuş bir gün kocaman bir yılanı öldürür. Eline aldığı yılanı köy içerisinde gezdirirken Ahmet Hoca ile karsılaşır. “Hocam yılanı öldürmek sevap mıdır ? “ diye sorar. Hoca efendi cevaben: “Oğul : İstersen sevabı ,öldür yılanı ; Allah’ı seversen incitme canı “der. ***********
ANEKTOT-2 : Ahmet Hoca Sorgun Akoluk Köyünde hatiplik yaparken: Kendi köyüne gelirken namaz vakti abdest almak için bir çeşme kenarına atını bağlar. Karşıdan gelen bir yolcu selam verir. Aç olduğunu ekmeğinin olup olmadığını sorar. Heybesindeki azığını o insana verir. Karnını doyuran yolcu, Ahmet Hoca namaza durunca Hocanın atına biner kaçar. Hoca bu durumda bile namazını bozmamıştır. Namaz bitince; Ata binen yolcuyu arkadan Seyreder. “Eyvah! oğul kendine yazık ettin der” 50 km ‘lik yolu yaya olarak kat eder. Akşam ezanı vaktinde Haşmet’in Hanına gelir. Ahıra baksa ki Hocanın atı ahırda bağlı duruyor. Atı kaçıran adam ise ortada yoktur. Hoca çaldırdığı atına kavuşmuştur. Biner atına köyüne gelir.
25 Kasım 2010 Perşembe tarihinde eklendi ve 6571 kez okundu

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız