Son Dakika

Vergi afları, yükümlülüklerini yerine getirenler için haksızlık

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Şenliler, çıkarılan vergi aflarının yükümlülüklerini tam ve doğru olarak eksiksiz yerine getirenler içinde en büyük haksızlık unsuru olduğunu söyledi

Bu haber 1516 kez okundu.
Yazı Boyutu
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Şenliler, çıkarılan vergi aflarının yükümlülüklerini tam ve doğru olarak eksiksiz yerine getirenler içinde en büyük haksızlık unsuru olduğunu söyledi. Şenliler, bugüne kadar çıkarılan vergi aflarında istenilen sonuca ulaşılmadığını söyledi. BBP Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Şenliler, TBMM yeni vergi affının gündemde bulunduğunu hatırlatarak, çıkacak yasa ile yükümlülere ödemedikleri vergi, sigorta primi borçlarının, ÃœFE/ TEFE uygulamak suretiyle bu borçlarla ilgili parasal veya cezai kovuşturmalardan tamamen veya kısmen kurtulma vaadi ile ödeme çağrısının yapılacağına değindi. Her affın yeni bir af beklentisini oluşturduğunu belirten Şenliler, “Bu aflar yükümlülüklerini tam ve doğru olarak eksiksiz yerine getirenler içinde en büyük haksızlık unsuru olmuştur. Vergi bilincini oluşturma bir yana, vergiye karşı direncin oluşumunda vergi affının çok önemli ve olumsuz etkileri olmaktadır” dedi. Dünyada 2007’de başlayan 2008 ve 2009 yıllarında da devam eden finansal kriz ülkemizde de ekonomik ve sosyal hayatı derinden etkilediğine vurgu yapan Şenliler, yaşanan krizin sonucu olarak ekonomi de küçülme yaşandığını, üretimin daraldığını, çok sayıda işletmenin kapandığını ve işsizliğin önemli ölçüde arttığını dile getirdi. Krizin artçı dalgalarının tamamen atlatıladığının altını çizen Şenliler, “Ekonomik ve sosyal yaşamda söz konusu olumsuz gelişmelerin en önemli sonuçlarından biri de mali yapıları bozulan yükümlülerin, vergiler başta olmak üzere borçlarım ödeyememeleri veya ödeme de zorluk içine girmeleri olarak kendini göstermiştir. Bu gün geldiğimiz noktada yaşanan finansal krizin neden olduğu iç ve dış olumsuz ekonomik gelişmelerin işletmeler üzerinde yarattığı tahribatın giderilmesi, işsizliğin azaltılması ve kalıcı bir büyüme için gereken önlemlerin alınması zorunlu hale gelmiştir. Bu zorunluluk Anayasa da ifadesini bulan, Devletin, "özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri" ve "çalışmayı desteklemek ve iş sizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri" alması görevlerinin de kaçınılmaz sonucudur” diye konuştu. Öncelikle yapılması gereken ekonomik krizin olumsuz etkilerinİn silinmesi ve tahribatın onarılması için gereken önlemlerin acilen alınmasının gerekliliğine dikkat çeken Şenliler, kamuoyunun da gündemine giren bu konunun çok kısa sürede gerçekleşmesi ve kalıcı bir şekilde çözülmesi gerektiğini ifade etti. Şenliler, vergi affı konusunda yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı: “ Kayıt dışı ekonominin boyutlarını asgari düzeye indirecek, vergi kayıp ve kaçağını azaltacak, vergi yükünün daha adil dağılımını sağlayacak etkin yapısal önlemlerin yanında Türk Vergi sistemimin de yeniden ele alınması zorunluluğu bulunmaktadır. Böylece sağlıklı bir vergi sistemi içinde. mükellefi takip eden etkin bir vergi idaresi ve cari vergilendirme dönemlerine odaklanmış denetim sağlanmış olacaktır. Anayasanın 10. Maddesinde öngörülen "kanun önünde eşitlik" ilkesi temel kural olarak alınmalıdır. Diğer bir deyişle, kişisel durumları ve nitelikleri özdeş olanlar arasında yasalara konulan kurallarla farklı uygulamalar yapılmamalıdır.” Şenliler, tasarıya ilişkin önerilerde ise şunları kaydetti: “ Tasarıda 31.07.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş kamu alacaklarını kapsaması önerilmektedir. Tasarı özünde 2008 ve 2009 yıllarında yaşanan derin ekonomik krizin yarattığı olumsuz etkileri kaldırmak amacını gütmektedir. Bugün göreceli olarak bir iyileşme sağlansa bile krizin etkileri 2010 yılında da devam etmiş ve ayrıca mükelleflerde vergi affı çıkacağı beklentisi yaratmıştır. Bu nedenle yasanın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihe kadar kesinleşmiş kamu alacaklarını kapsaması gerektiği görüşündeyiz. Borçlar genelolarak 18 taksitle 36 ayda ödeme imkanı getirilmiştir. 36 aylık sürenin 60 ay veya asgari 48 aya çıkarılması gerektiği görüşündeyiz. Zira ekonomik krizin yarattığı etkiyle borçlarda önemli birikimler olmuş bu nedenle aylık taksitlerin ödenebilir ölçüde düşük olması halinde sistem başarıya ulaşacaktır. Taksitlerden bir veya bir kaçının ödenmemesi durumunda, hemen borçların yeniden yapılanması iptal edilmemelidir. Geciken taksitler cari tecil faizi ile birlikte tahsil edilmelidir. Taksitler cari dönem vergi, SSK prim alacakları ile ilişkilendirilmemeli, yeniden yapılandırılan taksitler ayrı bir kamu alacağı olarak izlenmelidir. Tasarıda kanundan önce başlamış inceleme ve tarhiyat işlemlerinin tamamlaması sonucunda tarh edilecek vergiler içinde Kanundan yararlanma olanağı getirilmektedir. Ancak bu durum incelemeye giren mükellefler bakımından oldukça haksız bir durum yaratmaktadır. Bu nedenle incelemeye giren mükelleflerinde inceleme sonucu beklenmeksizin matrah artırımı olanaklarından yararlanması gerektiği görüşündeyiz. Öte yandan incelemelerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergilerin %50' sinin ödeneceği belirtilmektedir. İncelemelerin tamamlanması tarhiyat öncesi veya sonrası yapı lacak uzlaşmaları da kapsaması gerekmektedir. Diğer bir deyişle uzlaşmadan sonra tarh ve tebliğ edilecek vergiler üzerinden bir af imkam getirilmelidir. Mükelleflerin 2006-2009 yılannda beyan ettikleri gelir vergisi, kurumlar vergisi, gelir stopaj vergisi. katma değer vergisi matrahlanm/vergilerini kanunda öngörülen oranlarda arttırmalan ve belli bir oranda vergi ödemeleri koşuluna bağlı olarak İncelemelerden kurtulmalan yönünde düzenlemeler yapılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; bu günkü ekonomik ortamda istenilen matrah ve vergi artırım oranları oldukça yüksektir. Gecikmiş vergi borçları ile birlikte matrah ve vergi artırımı mükellefler üzerine çok büyük yükler getirecektir. Bu nedenle başta KDVolmak üzere gelir ve kurumlar vergisinde matrah ve vergi artınmı oranları önemli ölçüde düşürülmelidir. Öte yandan Yeminli Mali Müşavir ile Tam Tasdik sözleşmesi düzenlen mükellefler bakımından aynca bir indirim imkanı getirilmelidir. Aynca gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için asgari matrah artış tutarları getirildiği gibi KDV de dahilolmak üzere azami matrah artış tutarlan da getirilmelidir. Aksi takdirde vergisini tam ve doğru olarak beyan etmiş ancak yasanın getirdiği imkanlardan yararlanmak isteyen mükelleflerin aleyhine bir durum yaratacağı gibi özendirici de olmayacaktır. Matrah ve vergi artınmına ilişkirı olarak Tasarıda yer alan vergisini tam ve gününde ödeyen mükellefler için vergi oranı % 15 olarak uygulanır ifadesinin "Kanun yayımlandığı tarih itibariyle vergi borcu olmayanlar" şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan Kasa mevcudunun düzeltilmesi halinde % 10 vergi ödeneceği belirtilmektedir. İşletmelerin yıllardır süregelen en önemli kronik sorunlarından biri de kasa fazlası veya uygulamada ortaklar cari hesabında yer alan fiktif paralardır, borçlardır. Bu hesapların düzeltilmesi oldukça önemli olmakla beraber affın başarıya ulaşabilmesi için % 10 oranının mutlaka düşürülmesi gerekmektedir. Kısaca % 1 O oranı oldukça yüksektir. Vergi affı ile kasa stok düzeltmesi yapılmaktadır. Oysa bilançolarda yer alan gayrimenkuller v.b. diğer bazı hesaplar güncel değerieri taşımamaktadır. Bu nedenle bir defaya mahsus olmak üzere kapsamlı bir "bilanço düzeltmesi" çıkarılmalıdır. Ancak bilanço düzeltmesi ile gerçek bir beyaz sayfa açılabileceğini düşünmekteyiz. Elektronik ortamda verilmesi gereken Ba- Bs formları ile ilgili olarak bir defaya mahsus olmak üzere cezasız düzeltme imkanı getirilmelidir. Öte yandan SSK bildirgeleri, eksik gün bildirimi v.b cezaların da af kapsamına alınması gerekmektedir.”

Bu haber 08 Aralık 2010 Çarşamba tarihinde eklenmiştir.