Son Dakika

KİLOYU VERMEK KADAR KORUMAKTA ÖNEMLİ
KİLOYU VERMEK KADAR KORUMAKTA ÖNEMLİ

Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Gökhan Elbay, kiloyu vermek kadar korumanın da sağlık açısından son derece önemli olduğunu söyledi.   Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Gökhan Elbay, “Öncelikle hiçbir zaman unutmamız gereken nokta koruyabileceğimiz ağırlık hedef noktamız olmalı ve doğru bir diyet programından sonra her zaman beslenmemizi kontrol altında tutmalıyız. Aslında birçoğumuz da kilo korumanın, kilo vermekten daha zor olduğunu birkaç kez deneyimlemişizdir” dedi. Kiloyu koruma konusunda yetersiz kalınmasının, iki temel nedene bağlı olduğunu ifade eden Elbay,  “Birincisi; Gerçekçi olmayan ve ulaşılamaz hedefler belirlenmesidir. Sonuca ulaşılsa dahi o kiloyu korumanın oldukça zor olur çünkü ulaşılan kilo bireyin sabitlemek de zorlanacağı kilodur ve birey bu kiloyu uzun süreli koruyamayacaktır. Bunun sonucunda da birey kendini kısır bir döngünün (kilo alıp-verme) içinde bulacaktır. İkincisi ise; Bireyler, zayıflama programında kazandıkları olumlu beslenme alışkanlıklarını devam ettirmezler ve program süresince yaptıkları aktiviteyi bırakırlarsa, kiloyu koruyamama ve tekrar kilo almaları olasıdır. 

SICAK HAVALARDA BESLENMEYE DİKKAT
SICAK HAVALARDA BESLENMEYE DİKKAT

Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, sıcak havalarda beslenme noktasında açıklama ve uyarılarda bulundu.  Dr. Karaarslan, sıcaklık artışlarının sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini söyledi. Nem artışına bağlı olarak vücut ısısının da artmakta olduğunu ifade eden Karaarslan, “Yaz aylarının başlaması ile artan hava sıcaklıkları birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış nedeniyle yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir”dedi. Sıcaklık artışı ve terleme ile birlikte su kaybının da arttığını anlatan Karaarslan açıklamasında şunları kaydetti: 

ÇOCUKLARDA TELEVİZYON İZLEME ALIŞKANLIĞINA DİKKAT
ÇOCUKLARDA TELEVİZYON İZLEME ALIŞKANLIĞINA DİKKAT

Televizyonun çocuklar için ilgi çekici olduğunu belirten Uzmanlar, çocuklar da televizyon izleme alışkanlığına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.  Uzmanlar, “Televizyondaki parlak renkler, hareketler ve sesler bebeklikten itibaren çocukların dikkatini çeker. Anne babalar tarafından seçilen, yaş düzeyine uygun programlar çocuğun yeni bilgiler öğrenmesine yardımcı olabilir. Ancak televizyonun bilinçsiz kullanımı çocukların gelişiminde olumsuz etkiler oluşturur” dedi.

2 GÜNDE 137 ÜNİTE
2 GÜNDE 137 ÜNİTE

Yozgat'ta 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nde meydanlarda nöbet tutan vatandaşlara destek olmak amacıyla ikramlarda bulunan Türk Kızılayı, 19 Temmuz'a kadar kan bağış kampanyasını sürdürecek.  Cumhuriyet Meydanı'nda demokrasi nöbeti tutmak isteyen vatandaşların yanında olan Türk Kızılayı, vatandaşlara hem ikramlarda bulundu hem de kan bağış kampanyası düzenledi. 15 Temmuz gecesi Türk Kızılayı Yozgat Şubesi tarafından vatandaşlara maden suyu dağıtılırken kan bağışına da vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Hafta sonu kan bağış aracında kan veren vatandaşlar 2 günde 137 ünite kan bağışında bulundu. Kan bağış aracının 19 Temmuz Çarşamba gününe kadar devam edeceği belirtildi.

ÇÖLYAK HASTALIĞINI CİDDİYE ALIN
ÇÖLYAK HASTALIĞINI CİDDİYE ALIN

Masum zannedilen karın ağrısı ve şişkinliğin çölyak hastalığına işaret edebilir. Çölyak hastalığının ince bağırsakta besin maddelerinin sindiriminin ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalık olduğunu belirten Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, "Çölyak hastalığı olan insanlar, buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein olan 'gluten'e karşı hassasiyet gösterirler. Bu kişiler gluten içeren gıdalarla beslendiklerinde, ince bağırsakların iç yüzünü örten hücrelerin oluşturduğu doku kıvrıntılarında immunolojik reaksiyonlar sonucu iltihaplanma ve hasar oluşur. Oluşan bu hasar sonrasında hastalık belirtileri ortaya çıkar” dedi. Çölyak hastalığının genetik olduğuna dikkat çeken Dr. Karaarslan, “Hastaların yüzde 10’u kadarında ailesinde çölyak hastalığı olan başka bireyler vardır. Cerrahi girişimler, hamilelik, doğum yapma, bazı viral enfeksiyonlar ve şiddetli ruhi sıkıntılar hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Her yaşta ortaya çıkabilse de özellikle 8-12 aylık bebeklerde ve 30-40 yaş aralığında daha sık görülmektedir” ifadelerini kullandı. Çocuklarda ve erişkinlerde ortaya çıkan belirtilerin farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Karaarslan, “Çölyak, çocuklarda gelişme ve büyüme geriliği hastalığın erken bulgusu olabilir. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, huysuzluk, uyuklama, davranış bozuklukları görülebilir. Bulguların ortaya çıkması ve şiddetlenmesi yıllar sürebilir. Özellikle yağlı gıdaların alınmasından sonra belirginleşen ishal, karında gaz ve rahatsızlık hissi, karın ağrıları, iştahı iyi olduğu halde kilo alamama, kilo kaybı, çabuk yorulma, yorgunluk ve eklem ağrıları, depresyon, erişkin yaşta ortaya çıkan çölyak hastalığın başlıca bulgularıdır” dedi.

YATAK SAYISI ARTIRILDI
YATAK SAYISI ARTIRILDI

Yozgat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Yerköy Devlet Hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehablitasyon Ünitesi 9 yatak sayısı kapasitesinden 19 yatak sayısı kapasitesine ulaştı. Günlük hasta sayısı 35 iken şuan bu kapasite ile 70 hastaya hizmet vermeye başladı. Yerköy Başhekimi Uzm. Dr. Ümit Öztürk yaptığı açıklamada; “Yerköy Devlet Hastanesi olarak, halkımıza hizmet konusunda bir yenisini daha ekleyerek Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kapasitemizi artırmış bulunuyoruz. .Bu alanda yenilenen ve son teknoloji cihazlarla beraber 1 Fizyoterapist ve 2 Fizik tedavi teknikeri hizmet vermektedir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon, son yıllarda önemi giderek artan tıp dallarından biri olarak kabul ediliyor. Romatizmal, ortopedik, nörolojik, solunum, kalp damar hastalıkları gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılan fizik tedavi ve rehabilitasyon, normal yaşama dönmeyi hızlandırıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi, hareket sistemi hastalıklarının tedavisi ve bozulan fonksiyonlarının eski haline getirilmesi için çalışıyor. Hastalıkların tedavileri için sıcak, soğuk uygulamalar, elektrik akımları, masaj ve egzersizler gibi çeşitli fizik ajanlar kullanılıyor. Rehabilitasyonun, hastaların genel tıbbı tedavilerinin yanında mutlaka yer alması gerekiyor. Aksi takdirde, hastalar tıbben iyileşseler de fonksiyonel olarak tam bağımsız olamıyorlar ve başkalarının desteğine muhtaç olarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar.Rehabilitasyon, kişinin normal yaşama adapte olmasını kolaylaştırıyor” dedi. Hastalara daha kaliteli, ferah ve tam donanımla hizmet vermeye başlayan Yerköy Devlet Hastanesinde fizik tedavi odalarının yenilendiğini, amacın yüzde 100 hasta memnuniyeti olduğunu söyleyen Yozgat İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op.Dr. İsmail Kurca yaptığı açıklamada;” Yerköy Devlet Hastanemizde Fizik Tedavi ve Rehabiitasyon hastalarının tam donanımla hizmet almasına olanak sağlayan, güler yüzlü yönetimi ve personelleriyle gösterilecek bir sağlık tesisi olması hedeflerimiz arasındadır” dedi.

GÜNEŞTE FAZLA KALMAYIN
GÜNEŞTE FAZLA KALMAYIN

Uzmanlar, güneş altında çok vakit geçirmenin güneş çarpması kadar beyin kanamalarına da yol açabileceğine dikkat çekerek, baş ağrısı, kusma, görme ve konuşma bozukluğu gibi belirtilerle ortaya çıkabilen beyin kanamasına zamanında müdahale edilmediği takdirde kalıcı sakatlık ve hayati tehlikeye neden olabileceğini vurguladı.

YAZIN ARTAN SIVI KAYBINI ÖNLEMENİN YOLLARI
YAZIN ARTAN SIVI KAYBINI ÖNLEMENİN YOLLARI

Uzmanlar,  yaz aylarında sıvı tüketimini artırmanın yollarını anlattı. Yaz aylarını serin tatil beldelerinde veya klimalı ortamlarda geçiren kişilerin, yaşadıkları serinlik hissi nedeniyle susuzluk hissetmeyebildiğini belirten Uzmanlar,  "Bu yanılsama kişinin sıvı kaybettiği gerçeğini değiştirmiyor. Vücudun kaybettiği su kendini halsizlik hissi ile gösteriyor; ayrıca kişiyi gergin ve sinirli yapıyor, sebep olduğu cilt kuruluğu ile de erken yaşlanmaya yol açıyor. Bu nedenle özellikle yaz aylarında sıvı almak için susamayı beklemek kesinlikle önerilmiyor" dedi. Özellikle kronik rahatsızlığı olan bireylerin ve kalp damar rahatsızlığı olan hastalarının düzenli sıvı tüketimine önem vermeleri gerektiğinin belirten Uzmanlar,   yetersiz sıvı tüketimi sonucunda tansiyon hastalarında tansiyon yükselmesine bağlı sıkıntıların görülebileceğini anlatıyor. Kişinin tükettiği suyun yeterli olup olmadığı ise idrar renginden anlaşılabiliyor. İdrar renginin koyu sarı olması, vücudun yeterli sıvıyı almadığını gösteriyor. 

HAREKET EDİN
HAREKET EDİN

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gökhan Elbay, fiziksel aktivite yapmamanın kilo artışına neden olduğunu ve kemik yapısına zarar verdiğini söyledi.

GÖZ İLTİHAPLANMASINA DİKKAT
GÖZ İLTİHAPLANMASINA DİKKAT

Göz enfeksiyonlarının sıklıkla karşılaşılan göz hastalıkları olduğunu belirten Uzmanlar, göz iltihaplanmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Uzmanlar, “Yine göz enfeksiyonları en sık karşılaşılan kırmızı göz sebebidir. Göz ön yüzeyindeki konjonktiva tabakasının yoğun damar ağı sebebiyle göz aşırı kızarık ve ağrılı bir hal alabilir. Burada sorun çoğunlukla bakteriyel sebeplidir. Ve bakteriyel enfeksiyonlar temasla bulaşabilmektedir. İlk olarak hastanın diğer gözüne bulaşır. Sonrasında hastaya yakın temasta bulunan diğer kişilere de geçebilmektedir. Daha az sıklıkla gördüğümüz viral enfeksiyonlar çok daha tehlikelidir. Çünkü çok kolay bir şekilde bulaşabilir. Ve salgınlara neden olabilmektedir. Göz ön yüzeyi kornea tabakasında da tutulum yapabilmektedir” dedi. Hastalıklardan korunmada ilk dikkat edilecek konunun hijyen olduğunu kaydeden Uzmanlar, “Kişinin kendi el hijyeni iyi olursa ve el-göz temasına oldukça dikkat eden bir kişide enfeksiyon oluşması ve bulaşması ihtimali çok zayıftır. Aynı ev içinde göz enfeksiyonu olan bir hastanın varlığında havlular mutlaka ayrılmalı, mümkünse kağıt havlu kullanılmalıdır. Hastanın ilaç uygulamaları öncesi ve sonrasında eller sabunla iyice yıkanmalıdır” diye konuştu. Genelde hastalarda görülen yanlışın, ellerinde tuttukları peçete ile gözlerini silmeleri ve tekrar el avuç içinde saklamaya devam etmeleri olduğunu belirten Uzmanlar, “Ellerimiz kirlidir. Enfekte olan gözümüze sürdüğümüz bez elde tutulmaya devam edildikçe daha da kirlenir, sonra aynı peçeteyi tekrar gözümüz sürdüğümüzde enfeksiyonu yaymaktan başka bir şey yapmayız ve bu durum son derece sakıncalıdır” ifadelerini kullandı.